Elinde Bir Çiçek

Kahvaltıdan beri orada oturuyorsun. Bu demir çubuklu yüksek kapıdan, her zaman olduğu gibi yiyecek getiren arabaların ve personelin dışında giren olmadı bu saate dek. Ama sen inatla gözlerini yapıştırdın. Kaçıracaksın diye ödün kopuyor. “Bugün,” diyorsun, “yorgun kalbinin pıt pıtları pat…

Kayıp Ruhun Roma Günlükleri

Ristorante La Veranda’nın bahçe kapısı önünde ne zamandır dikildiğini tam olarak bilemiyordu. Üç sigarayı dibine kadar içmiş, gözlerini diktiği bahçeden içeriyi görebildiği kadarıyla birkaç masa daha müşterilerle dolmuştu. Serin yaz akşamına karışan çatal bıçak sesleri Roma sokaklarında yankılanmaya başlayınca mı…

Yarım Kalan Bir Hesap

Vakit ikindiyi aşmak üzere. Bugün yine dünü aratmayacak yoğunlukta bir mesai yaşıyorum. Puslu bardaklar temizlenmeyi bekliyor, tıpkı benim görünmeyen hayatım gibi. Loş ışık altında, sahte mi gerçek mi anlaşılmayan bir sürü yüz. Fonda, insan seslerinin bastırdığı hafif müzik ve ben.…

Veda, Vefa ve İşte Öyle Bir Şeyler

Benim en samimi kız arkadaşlarımın isimleri hep çift cinsli oldu. Hani şu “hem kız hem erkek ismi” olanlardan. Neşe hariç. Mahalle arkadaşımdı Neşe. Çocukluğumun neşesi. Evet, o hariç. O, bu hikâyenin konusu da değil zaten. İlkokulda hiç samimi arkadaşım olmadı…

Üç Artı Bir

Neden geldin, dedi yaşlı kadın genç adama. Bu bir soru muydu, serzeniş miydi tam anlaşılamadı. O vakit sustu adam. Gözleri yaşaracaktı, tuttu göz kapağının altında gözyaşlarını. Tuzu yaktı içini. Yaşlı kadın, genç adamın elinden tutan kız çocuğunu fark etti birden.…

Bez Bebek

Hastanenin bodrum katındaki küçük ve pencereleri demir parmaklıklı odada beş kişi yatıyorduk. Loş odanın devamlı lambayla aydınlatmasına kıyamadığı için her gün içeriye girmeyi deneyip beceremeyen güneşin, öğleye doğru camlarımızı yalayıp geçmekten başka çaresi yoktu. Dışarıda gördüğümüz tek canlı, pencerenin önüne…

Bir Dünya Top

Evde sağlık hizmeti için gelenler, babamın bir ay önce açılıp ne yapsalar kapanmayan belindeki yarasına pansuman yapıp gittikten sonra sızlayan burnumla öylece kalakaldım. Nasıl geçecekti, geçecek miydi? “Koskoca iki buçuk yıl itina ile bakmamın sonucu bu olmamalıydı.” düşüncesi beynimi kemirirken…

Bir Mektubun Yolculuğu

Sağlı sollu kavak ağaçlarıyla kaplı yolu yürüyeli henüz birkaç dakika olmuştu. Arkasına dönüp baktığında, yürürken hiç fark etmediği yolun güzelliği karşısında adeta büyülenmişti. Teyzesinin anlattığına göre henüz altı aylık bir bebekken at arabasıyla götürmüşler onu bu yoldan. O sırada uyuyor…

Yakın Uzaktır Bazen

Adam hızlı adımlarla caddeye inerken bir yığın düşünce bulutunu da arkasından sürüklüyordu. Pekâlâ, buradan ne kadar çabuk uzaklaşırsa o kadar iyiydi… Oysaki her kaçış daha bir yakalanmaktı, daha bir yakınlaşmaktı… Omzunda çapraz astığı bir postacı çantası, sol elinde siyah bir…

Başlangıç

Garajda, Emin”niyet”önü: – Höst lan! Götür hemen bunu, çok oturgaçlılardan getir! – Abi maalesef. Yani kızma da sadece tek götürgeçli kalmış garajda abi. Arayayım da getirsinler mi? – Ne bekliyon ulan, ara hemen getirsinler! (Bin atlı Akınlarda Ogün çocuklar gibi…

BİR KÜÇÜK NOT

İletişim: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Geçici bir süreliğine ekibimiz dışından gelen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

Detaylı bilgi için tıklayınız.