Dışbükey bir aynada Seçilmiş şiirlerle Ruhunun çığlığını dinliyor Dünyayı geride bırakıyor. Zaman ve mana Onda içkin olup İnsanın trajedisini Yaşıyor. Her şeye küsüp, bulutlara küsmüyor Vanya dayı gibi Kaybetse de kendi ile olan savaşını Yine de kendi savaşının kahramanı oluyor.…
Tam İstediğin Gibi
Bir sabah uyandığında, Gökyüzü sevdiğin gibi parlıyorsa, Ve her şey tam hayal ettiğin gibiyse, Gözlerini kapat, bana gözlerinle bakma, Elimi bırak, bana ellerinle dokunma, Sabahın ilk saatleri gibi sev beni, Kalbimin ritmi en sevdiğin şarkıya karışsın, Bir sabah uyandığında, Evrenin…
Bütün Dünya Bir Sahneydi
“Bütün dünya bir sahnedir, Ve tüm erkekler ve kadınlar yalnızca birer oyuncu…” — William Shakespeare Bütün dünya bir sahneydi; açılan her perdede başka başka hayatlar oynadığımız. Kaç kere değişecekti maskelerimiz, kaç piyes sonra unutulacaktı gerçek benliklerimiz? Hangi oyuna gönüllü, hangisine…
Matruşka
Günlerdir düşünüyordu. Sonunda bulmuştu ne yazacağını. Bu anı yazacaktı, şimdiyi: Mayısın ortasında hiç durmaksızın yağmur yağıyordu. Küçük balkonunda oturduğu masadan manzaraya baktı. Yemyeşildi her yer. Otların arasında ayak basıla basıla oluşan bir yol vardı. Tam da orada bir kıpırtı gördü.…
Geceler ve
En mutlu olduğum vakitler gecelerdir, Bana sadece küçük anlamsız bir sinek eşlik eder. Gökyüzüne bakarım sıkıştığım apartmanların arasında; Yıldız ararım, Yapay ışıkla dolmuş sokaklarda. Geceler hem hüznüme ortaktır benim, Hem de kimseye anlatamadıklarıma. Gerçi ben geceye de anlatmam bunları, O…
Dilek
önümde yükselen yapıya bakıyorum binlerce yıldır ayakta duran taşları yontan ve kesen elleri düşünüyorum sonra uğruna verilen emekleri canları… düşünüyorum burada geçirdiğim bir saatin onların ömründen kaç saati götürmüş olduğunu… pütürlü duvarlara dokunuyorum dar kapılardan geçiyorum meşale izlerine bakıyorum karanlık…
Anlaşılmak
Öykülerde bir karakterim var: Gurbet Hanım. Uzun yıllar boyunca pek çok isim denedim, pek çok yüz; ama bir süredir o kaldı, yalnızca o. Nedenini sorgulamadım. Sorgulasam, biliyorum, kendimi ilk yazdığım öykünün sayfalarında bulurum. Metaforlarla anlattım hep. Kimsenin bilmediği, bilmem kaçıncı…
Sandaletlerimizdeki Kumlar
Olayların azalması, üzerine düşünülecek konuların birer birer kaybolması ve zamanın yavaşlamasıyla birlikte ulaştığımız noktadayız. Atılganlık ile bağlarımızı kopardıkça yaklaştığımız, yaşamaktan kaçındıkça yaklaştığımız o yerdeyiz. İhtiyarlaşmanın kıyısında sandaletlerimizdeki kumları temizliyoruz. Aynı insanlar ve aynı bölgelerde sıkışıp kalarak düşüncelerimizi daralttığımızda belki de…
Meridyen
Parmak izlerim eskiyor duyumsadıkça Kendi kendime düşünceler içerisinde Konudan konuya atlıyorum Atmak istediklerim kapıda birikti Tin hisseder değince dizlerime dizleri Fırtınalar kopuyor ve bastırıyor yağmur Ben hâlâ sığınacak tenteler arıyorum Hiç durmadan koşuyorum ıslanmamış gibi Vardığım yerde her şey karanlıkta…