Bavul

Siyah deriden yapılmış dört köşeli bavulun sapını sıkıca tutuyordu. Ömrünün bütün yükünü içine doldurmuştu, taşımakta zorlanıyordu. Bir kısmını boşaltsa neleri bırakırdı geriye? Gençliği, aşkları, ald…

İçinden

Herkes kendi acısından bir söz bıraktı dalgalara, Kayalarda yankılandı sesler: – Bir harf ne zaman değerlidir? – Sahiplenince. – Toprak gibi ezilmemek lazımdı, ezilirken izlendik bir…

Sustuklarımız

Yorganı kafama çektiğimde annem gelir, baş ucuma otururdu. Onun buğday teni, sarı ışığın altında parlarken ben, zar zor nefes aldığım karanlıkta “Biraz daha! Biraz daha!” diyerek zamanı uz…

Kalem

İstediği anlamı bir türlü veremediği cümlenin üzerini karalayıp yüzünü ateşe döndü, kalem.  Bir- iki saniye düşündü? Kendini ateşe atmak çözüm müydü? Yanıp kül olmak hangi yaraya ilaç olmuştu şimdiye …

Bisiklet İzi

Bisiklet izi, uzayıp giden toprak yolu ikiye bölmüştü. Yolun ortasında durmuş, sağından mı solundan mı yürümeli diye düşünürken bir kadın koluma girdi. “Haydi! Şu yolu birlikte yürüyelim. Birimiz izle…

Ölü Sevda

Bir kere eli ölüme değenin soğuk dostu olurmuş. Kara çarşafa sarılmış bir gece, bir gecede bir adam. Sisli dolunayın hemen altında kollarını gökyüzüne kaldırmış. Siyah, yarım parmak eldivenlerinin ipl…

Kadın

Günlerden pazar, aylardan temmuz ve yıldızlar gökyüzüne tırmanmış, karanlığı eğlendiriyorlar. Bir yanıp bir sönüyor, bazen kayıp bir umut oluyor, oyunlar oynuyorlar. Gecenin altında, yirmilerinde bir …