Kartların Kaderi

Nasıl saklı bir dünya… Tepeden baksan masada tek kart var, hayat! Yandan bakınca bir deste iskambil oluyor… Tek hayatı olan, sayısız insan gibi… Ya da tek insanın, sayısız hayalleri gibi… Hepsi çekileceği eli bekliyor… Kimi mutlu kupa, kimi sert maça…

Korona Bir Japon Markası

Kasabalı asabi wasabi Korona yıllarında kolera günlerini okuduğunda Tarihin sonuna çoktan gelmişti Fukuyama Zelzeleyi velveleye verenlere İyi bir ders oldu Fukişima Hele hele mavi yıldızın ahı tuttuğunda Dilerim tanrıdan sevişeme Semiramis Marmaris’i kemirememiş Aman mesafeyi koruyalım dönmeyelim yazlıktan Haşladığınız aşınız…

Leylek

Sokakta bir leylek var Leyleğin kanadı kırık Ama uçuyor. Dışarıda bir karamsarlık var Kanatları da var Ama olduğu yerden kurtulmuyor. İçimde bir umut var Kanatları yok Ama göğün altına inmiyor.

Mahmur

Gözleri hep mahmur olsa gerek Hep tek olduğu rüyasında Annesi yalnızlık kraliçesi Dokundurtmuyor uykunun çehresi. Yok olsa tek başına Kadıköy vapurunda Kimsenin haberi olmayacak Binlerce yalnızın şehrinde Fark edilmeyecek ödenmeyen kirası Unuttuğu evinin demir kapısında. Kızamıyor martılara Onun attığı simitlere…

Ben Yokum Orada

Hangi hava alır götürür beni derin dehlizlere Işıksız, belki loş diplere Nerede kalabalık telaşlar varsa Nerede yakılmışsa ışıklar sonuna kadar bembeyaz Ben yokum orada Alırsın havanı sen de bir gün ey yolcu Arkana bakmadan gidersin dedelerin gibi Belki tahta gemilerde…

Hasbihâl

doğru söyledim kovuldum dokuz gönülden yağmur yağdı, yürüdüm yağmur dindi, yürüdüm o yağmurlarda ıslanmadım alaattin sırılsıklam oldum, sırılsıklam yol ayrımlarında yalnız kalmadım yapayalnız kaldım, yapayalnız eksik kalışım bile eksik anlatılıyor kızılcık şerbetlerine kandım sanılıyor yardım ummam alaattin, nafiledir bilirim bir…

Sanrı

Ben Tanrıyım İnsanları yargılarım Sen insansın sorgulanırsın Ben yaratırım, yok ederim Sen insansın katlanırsın. Bir çiçek veririm bahçene Sonra kuraklık Bir yağmur yağdırırım toprağına Toprak suyu çeker, güneş açtırırım. Ben Tanrıyım Umudun hariç her şeyi ben yarattım.

Yandık Bittik Kül Olduk

Bir minik su damlası vuruyor güneşin doğmaya mecali olmadığı pencereme. İki Üç. Yağmurun sesi kulaklarımda, hissini hiç sorma. Zaman çirkin küçük, yağmur temizlemeye yetmiyor artık sokaklarını bu kentin. Zaman çirkin, yerler kan revan. İnsanı insanını sevmiyor bu kentin. Gidenlerin acısına…

Encam

Her gün uyanış içerisinde Bir doğuş gerçekleştiriyorum insanca Her gece batar sanırız gök cisimleri Bin kez gerçekleşti hayatımda encam Batıya dön yüzünü güneş en tepedeyken Toparla gölgelerini Çiğne geçmişini ayaklarının altında Batır iğnelerini ve uyan rüyadan Batıya dön yüzünü güneş…

Balık Hafıza

Perdesiz oyun hayat, her sıkıntıda daralma! Yer gök olmuş insan, sığmaz arşa Camilerde artık ihtiyaca göre dünyada Taşlar konmuş yan yana, diyorlar musalla Avluda üç cenaze, artık pratik bir arada Daha ikindisi var, bekliyorlar sırada Ne zamandır görmedim Tijen’i, Müjgan’la…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı  31  Aralık 2020‘ye kadar gönderebilirsiniz. Bu tarihten itibaren gönderilen yazılar, değerlendirmeye alınmayacaktır.

49. Sayı için tema: “Kumar”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.