Görünmez

Dışbükey bir aynada Seçilmiş şiirlerle Ruhunun çığlığını dinliyor Dünyayı geride bırakıyor. Zaman ve mana Onda içkin olup İnsanın trajedisini Yaşıyor. Her şeye küsüp, bulutlara küsmüyor Vanya dayı gibi Kaybetse de kendi ile olan savaşını Yine de kendi savaşının kahramanı oluyor.…

Tam İstediğin Gibi

Bir sabah uyandığında, Gökyüzü sevdiğin gibi parlıyorsa, Ve her şey tam hayal ettiğin gibiyse, Gözlerini kapat, bana gözlerinle bakma, Elimi bırak, bana ellerinle dokunma, Sabahın ilk saatleri gibi sev beni, Kalbimin ritmi en sevdiğin şarkıya karışsın, Bir sabah uyandığında, Evrenin…

Geceler ve

En mutlu olduğum vakitler gecelerdir, Bana sadece küçük anlamsız bir sinek eşlik eder. Gökyüzüne bakarım sıkıştığım apartmanların arasında; Yıldız ararım, Yapay ışıkla dolmuş sokaklarda. Geceler hem hüznüme ortaktır benim, Hem de kimseye anlatamadıklarıma. Gerçi ben geceye de anlatmam bunları, O…

Dilek

önümde yükselen yapıya bakıyorum binlerce yıldır ayakta duran taşları yontan ve kesen elleri düşünüyorum sonra uğruna verilen emekleri canları… düşünüyorum burada geçirdiğim bir saatin onların ömründen kaç saati götürmüş olduğunu… pütürlü duvarlara dokunuyorum dar kapılardan geçiyorum meşale izlerine bakıyorum karanlık…

Meridyen

Parmak izlerim eskiyor duyumsadıkça Kendi kendime düşünceler içerisinde Konudan konuya atlıyorum Atmak istediklerim kapıda birikti Tin hisseder değince dizlerime dizleri Fırtınalar kopuyor ve bastırıyor yağmur Ben hâlâ sığınacak tenteler arıyorum Hiç durmadan koşuyorum ıslanmamış gibi Vardığım yerde her şey karanlıkta…

Zaman Kamburu

Gün alabildiğine kızıldı oturduğum sandalyeden Ben ölesiye mahzundum kendi baktığım pencereden. İçimdeki bunaltılardan kurtulmayı deniyordum Denedikçe şükür güzelliği iniyordu parmaklarıma Ben umutla kanat çırpan her leyleği kendime benzetiyordum. Zaman üzerimde ince ince çizgiler oluşturuyordu O kadar inceydi sadece ben görebiliyordum…

Ölüme Dair

gece karanlık bir bıçak gibi kesiyordu gözlerimi kan sızıyordu göğsüme kucağım kızıl bir havuzdu gördüklerimden… dilim sussa da konuşuyordu kalbim durmadan her atışında haykırıyordu bildiklerimden… dört nala durmaksızın koşan atlara benziyordu hislerim uykusuz, yorgun, pes etmeyen sandıklarımdan… kulaklarım utanıyordu ve…

İki Ayrı Suskunluk

Kimse, kimseye değmeden; bağır çağır geçiyor yoldan. Bir şey olacakmış gibi. Bir şey olacakmış gibi duran ama hiç olmamış günlerden biri, Herkes, kendi yankısına çarpıp, dönüyor geri. Yağmurun toprağa düşüşü bile acele Bir tek sokak lambası ışığını aceleye getirmiyor Günlerden…

Geçecek

Beni bekliyorsun ilk defa konduğun evin balkonunda Belki bu çıkaracak bizi derin karanlıktan Kaldırılan stor perdeler, açılan kapılar Ceketine sinen asfalt görmemiş toprak yollar Bir şeyler yeni görünürken Bir şeylerin hiç değişmemesi Ve belki kandırılan çiçeksiz saksılar Her kuş uçup…

Aramadıklarım

şimdi tam da bu saatlerde kasımın son perşembesinin yaprak fırtınasına tutulmuş saçlarımın arasından turuncular ayıklıyorken dilimde, belki de kadim zamanlardan kalbime taşınan buruk bir ezgiyle dört nala akıyorken düşüncelerim özlüyorum durgun suları oturup bir göl kıyısına yansımama bakmak ve beklemek…

BİR KÜÇÜK NOT

İletişim: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Geçici bir süreliğine ekibimiz dışından gelen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

Detaylı bilgi için tıklayınız.