Deve Dikeniyle Dans

Bütün koğuş uykuda. Sultan hariç. Topal Meliha’nın çıkardığı uzun soluklu gazları, Artist Cansel’in koğuşun duvarlarına çarpan horlaması dışında çıt yok. Sultan uyuyamıyor. Gözleri, küçük pencereden duvara vuran ışık yansımasının oynayışında asılı. Asarlar mıydı onu? Yok canım, daha neler. Ne yaptı…

Boş Bomboş Yüzler

Makyajı yapılan Serkan, yanından ayırmadığı kalem ve kâğıdını ceketinin cebinden çıkarıp beklemeye başladı. Ne zaman boş kalsa hep aynı şeyi yapar; çizer, çizerdi… Öğle tatilinde herkes sohbet ederken, o bir köşede… Eli kaleminde, ruhu kâğıtta… Uzun, yuvarlak, köşeli, oval, üçgen…

Dünden Bugüne

Pazar sabahlarının doyulmaz manzarasına daldı gözleri. Elini uzatsa sanki on beşinci kattan tutacaktı o koskoca dağı. Çayından bir yudum aldı. Porselen fincanın inceliğini hissetti dudaklarında. Köydeyken kahvaltının hazır olduğunu annesinin saçlarını okşamaya başlaması ile anlardı. – Kalk kuzum, çorbamızı içelim.…

Misafir

New York’tan gelecek ağır bir misafirimiz vardı o Cumartesi: biricik ev arkadaşımın, çok sevdiğim dostum Deniz’in kuzeni. Londra’nın en hareketli bölgelerinden birinde yeni tuttuğumuz, küçücük ama çok şirin dairemize gelen ilk yatılı misafirimiz o olacaktı. Her şeyimizi yeni almıştık, biraz borca da…

Pamuk İpliğine Bağlı Hayatlar

Sonbahar güneşi erken vakitte çekip giderken yerini gittikçe koyulaşan karanlığa bırakmıştı. Şiddetini artıran lodos parktaki ağaçların dallarını sağa sola savuruyordu. Boğazın sarhoş suları kıyıya çarptıkça yükseliyor, sendeleyip beton yürüyüş yoluna düşüyordu. Denize uzaktaki banklara doğru uçuşan su zerrecikleri yüzüne deydikçe…

Çok Uzağa Çok Daha Yakına

Bazen gelir ki zaman yalnızca kendine ihtiyaç duydurur insana. Bazen de öyle bir zaman gelir ki insan kendinden uzağa, çok uzağa kaçıp gidebilmek ister. Yorgun ayaklarını beyazla süslenmiş koltuğa uzattı. Aklında geçmişin ayak izleri dolanıyordu. Elindeki şarap bardağını inceledi. Bardağın…

Renkli Kozalaklar

Güneşin gözünü araladığı bir pazar. Mutlulukla çok fazla ilişkisi olan bir pazar kahvaltısı… Rutinimiz hiç değişmez. İki haftada bir ikizimle birlikte göl kenarına gideriz. Aramızdaki tek fark parmak izi değil. O sanatsal resim çekmeyi sever ben manzaraya göz aralayıp kitap…

Hayat Seninle Güzel

“ilgimi çekiyosun çıkışta bişeyler içsekmi” Geri zekâlı. Bunun gibi bir maymunu getirip müdür yardımcılığına atayanda kabahat. Yazdığı mesajdan bile gerilik akıyor. Akşama kadar sayısız dosya götürüyorum önüne de altına imza atıyor. Kafayı yorup benim yazdığım raporları bile dikkatli okusa belki…

Kelebekler

Bir kadın hayal edelim. Bedenini üç kuruş için kullanan ve bu kadın yalnızca on sekiz yaşında olsun. Günün teknolojisinin de gelişmesiyle artan teknoloji tutkunluğu… Para için kamera karşısında memesini sevdiğini düşünelim. Bir adamı memnun edip cebindekileri boşaltmasını beklediğini düşleyelim, aynı…

Benim Adım Dul

Salona girdiğimde konuşmaları aniden kesildi. Çay kaşıklarının şıngırtısı dışında çatal, bıçak hatta peçete sesleri bile duyuldu uzun zaman. Tutamadım kendimi artık. “Geldiğinizde bıcır bıcırdınız; ne oldu kızlar, ne bu hâliniz?” sorumu “Eline sağlık, kekin çok güzel olmuş, bu börek senin…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 12 Nisan 2020‘ye kadar gönderebilirsiniz. Bu tarihten itibaren gönderilen yazılar, değerlendirmeye alınmayacaktır.

45. Sayı için tema: “Fidan”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.