Aynalı Zindan

Bildiğim her adımda yıkıldım doğru Kaç yıl geçmeli bir günahın üzerinden. Pusulam bozuk, neresi batı neresi doğu Kabardı gök, etim sıyrıldı kemikten. Çökmüş bir alacakaranlığın ucunda Beklemek ne kadar elem doldurur? Çok uzak, çok uzak, çok uzak ve çok uzak.…

Koskoca Bir Ömür

Hayat yeniden kumsal sessizliği Tatlı bir rüzgâr eser kulaklarım aşina Dört duvarım yok sevdalar özgür Gözümden değil hayatıma akan bir damla Aşk… Kiminin tuzu kuru, kiminin aşı yok Kiminin suyu çamur, kiminin altınları taşıyor Bu nasıl gökyüzü her yer parlak…

Zehir

Az, az verilen zehir gibi Yavaş, yavaş işler bedene tesiri… Farkında bile değilsin ey fani! Sendeki emeksiz kazanma endişesi…

Yer Çekimi

Yokuşlar tırmanıyorum, Telaşımda buruk sevinçler var Eksik de olsa bir özgürlük yoluydu yürüdüğümüz Yalnız değildim, binlerce coşku seli İki uçlu gerilim, çok uluslu devletler kadar Bu kaçıncı sunuluş, tepsilerde küresel hissedarlara Bu kaçıncı yok oluş kavgası, kaçıncı cehalet Ne çok…

İpek Böceği

  Yok, öyle, benim derdim değer arşa! Ne yapayım, kozamda sessiz inziva… Her kozadan gömlek biçilmez, giymezler! Bu emekten gömlek değil, çıksa mendil anca, Onu da anlayanı bulacaksın da, takacak yakasına! Yoksa hâlin yaman, ipek bilmez, atar kenara… Salyan malum…

Hasankeyf

Bir makina geçiyordu sabahın en kör vaktinde ve sesine uyandık maaile Suların altından bizi de kenti de kurtarmaya geldiler sandık önce Biraz vakit geçti, biraz sular çekildi, biraz bilinç çekildi Ve görünürde kalan koca bir cinnet hâli idi. Hasankeyf yıkılacak,…

Gılgamış ve Kaf Dağı

Eşsiz bir hesap, anlaşılamayan Yaşadıkça, nefsi kat kat hayrete saran Anı değil, sonu gördükçe şaşırtan Kim bilir, kaç gezegende, nice zihinde yankılanan Formu değişse de, Tek aranan! Mezopotamya’nın, kadim destanına nakşolan Gılgamış’la, Kaf dağının ardına ulaşsan İçinde hep var olanı…

Tomurcuk

Bir ölümü haber eder yapraklar Sararır hepsi telaşla Ağaçlar bir yeniliği taşır bünyesinde Sonbahar dönümü sessizliği Ne çok şey filizlendi gölgelerinde Aşklar doğdu küllerinden Devrimler başladı belki de Bi’ doğuşu simgeler o yâr Ararım her hasret kalışımda Bağışlar omuzları gövdemi…

Ahlar

“Büyük kalabalığın büyük haykırışı olurmuş İnsan bunu o büyük kalabalıkta kalınca anlarmış İnsan ölünce geride kalanların içine bir fidan dikerlermiş” Bu fidan; acı geçince ağaca dönüşür Ağıt yakılınca körpe kalır büyümezmiş İşte benim 7 günlük hikâyem hâlâ bir fidan Hâlâ…

İmtihan

Değil mi ki hep haklı insanoğlu. Doğuştan kendine savaşı. Bir kanamayadursun dizi, yer çekimini beller düşmanı. Güneşi, ayı, denizi, yeşili. Nasıl sorgulatmaz barışı. Öyle kin, öyle nefret. Kalbinin yarası derin dizinden. Milyonları sığdırsa nafile bedenine geçer mi sandınız yalnızlık yazgısı.…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı  30 Ağustos 2020‘ye kadar gönderebilirsiniz. Bu tarihten itibaren gönderilen yazılar, değerlendirmeye alınmayacaktır.

47. Sayı için tema: “Cinayet”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.