Gizem Şimal Başar
Gizem Şimal Başar
28 Articles1 Comments

Ben, kedinin gördüğüyüm. 25 Eylül 1992 cuma günü, saat 11.00 de sarı bir kediye rastladım ve hikayem başladı..

Bir Varmışsın İki Yokmuş

Ama bütün kırmızılardan koyu iç çekmek bırakıyor ciğerim; Leylim iken okursun şiir gibi bir yerde. Bileğimde durmaz, zülüften örme bileklik Elden duyarsın; dilim akıp giden o Balkan ezgisinde. Bir fener, bir sevdam, birdenbire şerefe! Sessizliğe bakmaz mı insan, dalmaz mı…

İki Bilinmeyenli Kedi

Ne zillet bir hukuk var yolum ve yolun arasında Sözleri büyük, garip, muzdarip, Geceye deli. Ömrümü bu yeis tutkuyla mı sonlandıracağım? Aktığım ırmağı kimse bilmeyecek mi? Döküldüğüm denizi? Yahut saçlarını öremeyecek miyim kaderin? Düşündüm iki bilinmeyenli kedinin gidişini, Musa’nın yaklaştığı…

Ukte

Ürkek iki kanat, değmeden papatyalara Soğuk gecenin aguşunda kayboldular. Hangi gri daha çok sevilir? Bir griyi kaç kez sevebilirsin? Düş, kuşku merdiveninde yuvarlanır, yosun tutar, seyrelir… Susmak, şiirde, anlamak hâlidir. Ukte! Sol şakağımda iki çatı arası karanlık Devriye geziyor, kaçamak…

Sonu Jazz’a Uzanan Nehir

Arala çeperlerin ardındaki sır yeşilini. Gündüz ile gecenin el ele verdiği tepede yalnızım. Oysa biraz matematikle, çarpardım aydınlığı sonsuz kere karanlıkla. Sıfır. Mazereti yok dağların denize paralel gidişinin ya da bir kuşun uçtuğu göğü bilmesinin. Bir. Karnı beyaza çalan kır…

Boş Düzah

Kamer devranı çalıyorum dombıramı, Giryan kalıyor geriye, bir tek giryan. Dahası boş cennet, boş düzah, Dem akıyor zulmette, şem perişan. Bir içtenliktir, yazılıyor nameler, Seher vaktine, yâd ediliyor zerrin kadeh çiçekleri. Baran başlıyor derken gürleşiyor yaseminler, Gitmelere soyunuyor ve kırılıyor…

Çirkin Ördek

Burada olmasam nerede olurdum? Mezarlığa yakın, balık ekmek satan Ardına bedava çay veren o yıkıntının aguşunda mı ? Balık ekmek satan , akabinde beleş cay veren O tek harabeye yakın toprakta mı? Sonrasına verdiği çay ile balık ekmeğini sattığı Çölün…

Öte

Çirkin Tuco, çirkin elleriyle çirkin yüzünü örttü. Çirkin gözlerinden, çirkin gözyaşlarını akıttı. Milyon kere çirkinliği bedenine almıştı. İntikam için bir adamın peşine düşmüştü. Çirkin Tuco, bir adamı cezalandırdı, onu çirkin bir çölde, çirkin susuzluğa itti. Boş bir kavanozun camdan çeperi.…

Vicdan

Tarihin tekerrür ettiği bir vakit Issız ve yeminli serpilmiş kelimeler, cümlelere. Mistik düşünceler kurulu beyin, Karmaşalar ve vicdan. İçinin sesini açtı insan. Dokundu küçüklükten izi kalan yaralarına, Anladı var olanı ve olmayanı. Geleni gideni kazıdı antika gramofona, İltimas tanıdı aynadaki…

Bir Uçmak Tiradı

Yeniden doğmamı bekliyor, ant olsun ki doğmayacağım! Kuru dallar, ateş, tüylerim, bitmek üzere olan ömrüm… Neden aynı çirkinlikleri bir kez daha göreyim? Dostum Garuda’nın zamanı olmamış, uzun yoldan gelememiş, derme çatma cümleleri varmış -ki içinde uçmalarımızı barındıran- diyememiş bana. Şu gökyüzünden…

Noktalı Şiir

Kan kırmızı şarap içiyorduk o gece, Napa Valley’den, Seri cinayetler işleniyordu esir düştüğümüz adada Ajan Hamilton kadar dikkat çekemezdim elbet, Mesttim. Saint Benoit’den aforoz edilecek kadar da, Günahkar. En kederli şiirimi çektim gözlerime, Tütün kokan jüponumu giydim eğnime Yürüdüm. Adımı…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 12 Nisan 2020‘ye kadar gönderebilirsiniz. Bu tarihten itibaren gönderilen yazılar, değerlendirmeye alınmayacaktır.

45. Sayı için tema: “Fidan”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.