Bin Yıldız Hissi

Çivi yazısında aranan gelecekte Hissetmeyi bırakmaktan bahsediliyor. Keskin nefesler doluveriyor beklerken Görmediğim dinozorlar ağlamaklı. Olunmaz günün ölünmez saatinde Rol icabı soyunuyor bedenler Yığılıyor cehennem gibi bir okyanus Uyanıyor bin yıllık bin yıldız. Ne eder sahibi ölünce bir köle Alacakaranlığın bir…

Işın Kanatlar

Mavi gökyüzü, aralanır beyaz kanatlarla Kâh bir yudum simit yakalama çabasında Kâh burun buruna bir yarış ada vapuruyla Kanatlar, ezeli rozet kadim İstanbul’a Sensiz eksik İstanbul! Turkuaz boğaz keza, Yorgun gözlerim dinlenir deli rüzgârında Savrulur saçlarım, karışır düşünceler dalgalarına… Kız…

Karaoğlan

Ve sen gelecektin Tüm umutsuzluğa, tüm yitip gidenlere inatla, Kravatın olacaktı yine boynunda Mavi gömleğin ütülenmiş, giyecektin. Sabah kalkıp gece uyuyuncaya dek Hem Türkiye meselelerine eğilecektin Hem de çayını içecektin. Yarım kalmıştı ülkene dair hayallerin Henüz tamamlatmamışlardı sana Sen onları…

Kiminin İnsanı

Yerler, hep gördüğün yerler Hisler, hep hissettiğin gibi Ama insanlar; Senin insanın değil ki’ Benim insanım nasıl ki? Benim insanım hakiki, benim insanım samimi Öyle bir insan ki benim insanım; Okyanusa düşsen seni kurtarmaya çalışır, kendisinin de batacağını bile bile…

Ukte

Ürkek iki kanat, değmeden papatyalara Soğuk gecenin aguşunda kayboldular. Hangi gri daha çok sevilir? Bir griyi kaç kez sevebilirsin? Düş, kuşku merdiveninde yuvarlanır, yosun tutar, seyrelir… Susmak, şiirde, anlamak hâlidir. Ukte! Sol şakağımda iki çatı arası karanlık Devriye geziyor, kaçamak…

Tıpkı Sen Gibi

Bir sigara yaktım ciğerime Nefesimi havaya bağışladım Yağmur oldu düştü toprağıma Zehirledi tüm ağaçları Ve döktü yaprakları Tıpkı sen gibi. Tıpkı sen gibi Sevmediğim biriyle evlendim Öldürdüm sonra Her adımımda daha çok yaklaştım gölgeme Hiçbir yere gidemedim, bensiz çıktığın yolda.…

Anlaşılmak Üzere

Çığ altında kalmış bir çağın Eteklerinde uzanır gibi. Akıyor sakince kalelerim Bir ışığı kaç kere kesebilirsiniz? Kaç kere öldürebilirsiniz yoklukları? Sorulmuştur bütün sorular bilirim Bakınca dalgalara görülebilir Yok olmaya yüz tutmuş bütün ümitlerim Peki bu şehir saklar mı şimdi? Çetelerden…

Nazarım Günüm Güneşim

Bir garip fırtına, ufuk kayıp gökyüzü gri-kara Gemiler sarhoş, yalpalayan yelkenler art arda Sebebi Lodos, dayanmış haşin, camlara Nazarım, günüm, güneşim neredesin? Diller mühürlü, gözlere gömülü sözler Dokunsan dökülecek taneler Yürek kor ama sobalar kör Yiğidim, toprağım, sebebi vatanım neredesin?…

Aralık

İrkiliyorum Kapılar ardıma kadar kapanmış gibi Sanki çığlıklar geçmez kapı deliklerinden Pencere kenarından bir rüzgâr eser Odam muhafazakâr Açamıyorum kapıları ardına kadar. Dudaklarım aralık bırakıldı Doğdum, aralıktı Aralıktı kapı, yalanlarını duydum Yalanlarını duydum, aylardan aralıktı. Susuyorum, kulakların yok Susuyorum, kuru…

Halil İbrahim Sofrası

Sonu ufki, beyaz etekleri dalgalanan büyük bir sofra Her gün, amade bir tabakta sunulur peşi sıra Acı bir tabakta, ekşi bir tabakta, tuzlu bir tabakta Tabaklar ister gümüş, ister altın ya da bir beşik ki, dolarlardan sarma Kalan her güne…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 12 Nisan 2020‘ye kadar gönderebilirsiniz. Bu tarihten itibaren gönderilen yazılar, değerlendirmeye alınmayacaktır.

45. Sayı için tema: “Fidan”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.