Deprecated: visual_composer işlevi, 5.8 sürümünden başlayarak kullanımdan kaldırıldı. Bunun yerine wpbakery kullanın. in /var/www/vhosts/rihtimdergi.com/httpdocs/wp-includes/functions.php on line 6121

Deprecated: visual_composer işlevi, 5.8 sürümünden başlayarak kullanımdan kaldırıldı. Bunun yerine wpbakery kullanın. in /var/www/vhosts/rihtimdergi.com/httpdocs/wp-includes/functions.php on line 6121
Şiir - Rıhtım Dergi - Page 6
Ayrılık

kaçırma gözlerini, gözlerime bak ayrılık da ölüm gibi, kaçınılmaz sakat bir at düşün, ağır aksak acısına son ver, bu ayıplanmaz ger ecel okunu, bırak gelsin senden gelene kıl kıpırdatılmaz hiç tereddütsüz muzaffersin kalbim hedef olur, milim şaşmaz

Lütuf

Ey ömrüm, bana lütufsun Yaradan’dan gelen, zarif mektubumsun Okuyup, yüreğime sakladığım, katlı ruhumsun Katları açıldıkça, A5 den A1’e efsunumsun Sarı zarfında örülü saçlarım, nazarımda lacivert mürekkepli yolculuğumsun Okudukça sen varsın, yaşadıkça hep sen varsın…

Maddi Durumu Yetersiz

Bilir sınıf öğretmeni En az iki haftada bir Yıkanılması gerektiğini O da köylüdür bilir Bite alışkın köylü çocuklarını Şehirde kömürün pahalı olduğunu Bir ilkokullunun el becerisi neden gelişmez? Yeni bir karton almak yerine Evdeki kalanı götürmüştür Bütün sınıf bütün kartondan…

Gel-Git Düzeni

Söylenmiş olanın uçup gittiği Yerine çağrılmış olanı gönderdiği Adı konulanın hapsedildiği Yazılanın silindiği Bir gelgitler düzeni İki uç arasında salınıp duran Bir aşağı bir yukarı Bir sağa bir sola Şuraya ya da buraya Sağanaktan sonra el ele tutuşan Güneş ile…

Kum Tanesi

İçine işlerim şimdi ansızın Perdelerde loş bir ışık Süslü duvarlardan uzak yaşamın Uslu durmaya yetmez telaşı. Hareket eden limana yanaşır bazen Demir atmış bir gemi Sürüklenir durur peşinde İmtiyazlı bir deli. Nereden baksan fırıldak Nereden baksan sus payı Kahverengi dilli…

Dolambaç

Sokağı denize çıkan bir mahalle arasında Güneşe doğru koşmak vardı şimdi Mahalle yokuşta olacak Güneşe koşarken fren boşalmış şekilde Rüzgârın arkadan ittiği bir biçimde inilecek aşağı Ayaklar yokmuş gibi Sanki o an tüm beden kalpten oluşuyor gibi O kalp hiç…

Soygunda Hangover

Siren çalar içim Dümdüz gitmek isterim Geçmişinden başlayarak Tükürük dolu toprağın Taş beton yalıtımsız kafa İçin dışın saman pasta Kirli oyunlarını temizlemez hiçbir yol Akıl sağlığı elinde koşturur durur Yaş taşa çıplak oturur Aşsız kalınca akıllanır Halay çekip cehaleti hortlatır…

Atlas

Dünya yükü çok ağır! Atlas, sen ne yaptın? Bırak, boşlukta kendi de duruyor Zaten taşıdığını kimse anlamıyor..

Bulutlarca Çoğalan

Varlıksın sen Bulutlarca çoğalan Islatan tenimi her dokunuşta Varlıksın sen Perdeleri her çekişimde karanlığa Gözlerimin her kapanışında Endişelerimin ardında Her boşluğumu neşeyle dolduransın sen Raflarımı dolduran mevsim bakışların Hâlâ düşmemiş sözler var kirpiklerimden kirpiklerine Yaşam, bir ömür sayıyla Zaman, bitiyor…

Bitti

söz bitti artık kâr etmez ne bir tembih ne de teselli o her şeyi hafife alma huyun alaycı ve de meydan okuyan tavrın seni kurtarmaz kendi gerçeğinden ses bitti tuzlu kahveyi içene bir hâl oldu evlilik aşkı bitirir mi bilinmez…

BİR KÜÇÜK NOT

İletişim: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Geçici bir süreliğine ekibimiz dışından gelen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

Detaylı bilgi için tıklayınız.