Işın Erenoğlu Üstündağ
Işın Erenoğlu Üstündağ

Yazar

17 Articles0 Comments

İstanbul’da doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği ve İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol Mühendisliği (Yüksek Lisans) bölümlerinden mezun oldu. Yüksek Lisans Tezi ile ilgili, üniversite bursuyla Almanya’ya gitti. Uluslararası elektrik firmalarında uzun süre mühendis olarak çalıştı. Ortaokul ve lisede, şiir & resim yarışmalarından aldığı birinciliklerle, burslu okumaya hak kazandı. Şu anda Seattle ve İstanbul arasında mekik dokuyan yazar, ilkokuldan sonra yazmaya başladığı şiirlerini, yerli/yabancı dergilerde ve www.isinapolis.com adresli web sayfasında yayımlamaktadır.

Gezginler

Kime derdim desem “Derdin ne?” derler Pirler Ve bir tebessümle süslenir çehreler Bilmez misin evlat? Derman ararken gönül pişer! Anadolu’nun tarlalarında rüzgârı arar dururum… Sorsam nerede eser yeller? Ya yüzdeki çizgilerden, derin yürektekiler Ya da kelamsız bir not defteri, viran…

Kumaş

Çok şey yazmak istemiş de, yazamamış Çok şey görmüş, anlatamamış Çok yaşamış ama tadını hiç çıkaramamış Bahanelerin arkasına saklanmadan Hayat, bulunca sobeler, ömrü ıskalamadan… Yaşarken, oyun dışı mı kalmak? Bilakis hayatla karılmak, Gri de olsan, bu dünyanın her renge ihtiyacı…

Hırs’ı Devran

Ne zaman görsem, yüzün bakmaya Uyanacağımı bile bile rüyalara Su olsam, geçit vermez dağlara Umut çuvalıma, hayaller doldurup Yorulunca sarılıp, ona yaslanmaya Doyamadım… Durdum aheste, cihan-ı durakta Gelip geçen “yiğitsiz” destanlara Doymak bilmez, ipotek gırtlaklara Ateşkessiz “ben”lik savaşlarına Alev, alev…

Zehir

Az, az verilen zehir gibi Yavaş, yavaş işler bedene tesiri… Farkında bile değilsin ey fani! Sendeki emeksiz kazanma endişesi…

İpek Böceği

  Yok, öyle, benim derdim değer arşa! Ne yapayım, kozamda sessiz inziva… Her kozadan gömlek biçilmez, giymezler! Bu emekten gömlek değil, çıksa mendil anca, Onu da anlayanı bulacaksın da, takacak yakasına! Yoksa hâlin yaman, ipek bilmez, atar kenara… Salyan malum…

Gılgamış ve Kaf Dağı

Eşsiz bir hesap, anlaşılamayan Yaşadıkça, nefsi kat kat hayrete saran Anı değil, sonu gördükçe şaşırtan Kim bilir, kaç gezegende, nice zihinde yankılanan Formu değişse de, Tek aranan! Mezopotamya’nın, kadim destanına nakşolan Gılgamış’la, Kaf dağının ardına ulaşsan İçinde hep var olanı…

Seçilmiş Toprak

Bir tohumsan düşeceğin toprağı seçmelisin, Öyle ki zamanında gelişesin, o toprakta kök salıp güçlenesin! Ömür dediğin, çapanın bağlı olduğu zincir misali… Her doğan günde bir bakla açılır, engin denize biraz daha karışırsın Herkese farklıdır denizin derinliği, zincirin boyunca uzanırsın Arada…

Işık Oyunu

Bir ışık oyunu dünya, Kimi rengârenk kristallerin arasında, Kimi yeşil, kimi mavi, kimi kırmızı, fuşya… Çoğu salt çamur, kahverengi aslında! Renklidir anlık, üzerine ışık yansıdığında, Döner rengi özüne, gün geceye varınca Işık olmadan yığınlar anlamsız curcuna Pilates, yoga, alışveriş, gezer…

İnsanın Buğday Kaderi

Sistemin kendisi, büyük ağır taş değirmen Habersiz, buğday taneleri, taş üstünde dönerken Yanındakine caka satacağım sevdasıyla, Sırası gelince, usulca ezilen Un olup, çuvallara (kefenlere) giren Ey olgun başak, bilgiyle doldukça insan da, senin gibi başını eğer! Cahil insan toy olduğu…

Işın Kanatlar

Mavi gökyüzü, aralanır beyaz kanatlarla Kâh bir yudum simit yakalama çabasında Kâh burun buruna bir yarış ada vapuruyla Kanatlar, ezeli rozet kadim İstanbul’a Sensiz eksik İstanbul! Turkuaz boğaz keza, Yorgun gözlerim dinlenir deli rüzgârında Savrulur saçlarım, karışır düşünceler dalgalarına… Kız…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı  30 Ağustos 2020‘ye kadar gönderebilirsiniz. Bu tarihten itibaren gönderilen yazılar, değerlendirmeye alınmayacaktır.

47. Sayı için tema: “Cinayet”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.