Anlık Sorgulamalar

Nereden geliyor bu his? Ve ben neden bulamıyorum onu? Dönüp duruyorum etrafında. Tam oracığımda hissediyorum. Tüylerimin ürperişinden anlıyorum. Yanı başımda… Ya da içimde mi demeli… Tekrar tekrar canlandırdığım senaryolardan tanıyorum tanımlayamadığım bu hissi. Elimi atsam avucuma alabileceğim kadar yakın, izlerini…

Veda, Vefa ve İşte Öyle Bir Şeyler

Benim en samimi kız arkadaşlarımın isimleri hep çift cinsli oldu. Hani şu “hem kız hem erkek ismi” olanlardan. Neşe hariç. Mahalle arkadaşımdı Neşe. Çocukluğumun neşesi. Evet, o hariç. O, bu hikâyenin konusu da değil zaten. İlkokulda hiç samimi arkadaşım olmadı…

Takım Elbiseli Kurtlar

Bir korkunun eşiğiydi uyuyamadığım o gece Gece 3’te kalbimin sancısından haykırdım Sabah bir soğuk telefon sesiydi gelen Nereden bilebilirdim kalbim yarıldı. Bir uzun boşluk ve sessizlik hâliydi önce gelen Kendimi bulduğum her an ağlamaktaydım Çakıl yığınları çıktı önce kalbimden Bir…

Selamsız Kuşlar

Yalnızlık suni sancısı bu diriliğin. Benim demek akıyorsa gözden, asimetrik aynalara Islatıyorsa bakışlar yansımadaki sesini Bir olmuş sayılmaz güz vakti siz ve ben Tutmuş sayılmazsınız elimi. Toprağa değmişliginin katı ve soğuk hissinden Kırılgan saç tellerine, gittikçe azalan. Kara geceden, aydınlık…

Sonbahar Ağaçları

Oy benim nasırlı elleri Toprak toprak kokan dedem Sarı hareli gözlerine güneş mi bulaştı Yoksa ağaçların yeşilinden mi Böyle çakır oldu gözlerin Sevdiğim mevsim ilkbahar dersin Tohum gizlediğinden mi toprağa Oysa sen çok seversin Sonbahar yağmurlarında yıkamayı Ellerindeki çamuru Yaprakların…

Kol Saatli Adam

Akreplerin yelkovanları kovaladığı günleri takip etmeye çalışan herhangi bir kişi; akreplerden bir tanesinin, peşinde olduğu yelkovanı takip etmeyi bıraktığını gördüğünde “İşte, her şeyin sonu geldi.” demez ve öncelikle diğer akrepleri kontrol eder. Temel olarak inandığı şey zamanın kendisidir; ona sunulan…

Sanrı

Hafif bir baş ağrım var bugün. Sesim kısık değil boğuk, sanki aylardır konuşmamışım kimseyle. Odadaki duvar saati durgun, tıpkı benim gibi. Oturduğum sandalyenin süngeri erimiş, oturdukça rahatsızım. Çoraplarımın lastiği gevşemiş, pijama eskimiş. Sanki yüzyıldır aynı yerdeyim. Aynı yerde, aynı hisler…

Üç Artı Bir

Neden geldin, dedi yaşlı kadın genç adama. Bu bir soru muydu, serzeniş miydi tam anlaşılamadı. O vakit sustu adam. Gözleri yaşaracaktı, tuttu göz kapağının altında gözyaşlarını. Tuzu yaktı içini. Yaşlı kadın, genç adamın elinden tutan kız çocuğunu fark etti birden.…

Hiçher Şey

Hiçbir şeyden bahsediyorsak karanlık canlanır gözümüzde, aydınlık ise her şeyi anlatmaz bize. Bazı gerçekler karanlıkta ortaya çıkar. Bazı yalanlar gözümüzün önünde, bazıları en derin kuyunun başka bir evreninde. Hiçbir şeyden bahsetmiyorum, her şeyi söylüyorum. Boşluklarımı kaç kişi tamamlayabilir. Ben ve harici……

Bez Bebek

Hastanenin bodrum katındaki küçük ve pencereleri demir parmaklıklı odada beş kişi yatıyorduk. Loş odanın devamlı lambayla aydınlatmasına kıyamadığı için her gün içeriye girmeyi deneyip beceremeyen güneşin, öğleye doğru camlarımızı yalayıp geçmekten başka çaresi yoktu. Dışarıda gördüğümüz tek canlı, pencerenin önüne…

BİR KÜÇÜK NOT

İletişim: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Geçici bir süreliğine ekibimiz dışından gelen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

Detaylı bilgi için tıklayınız.