Onsuz Olmaz

Sabah bir anda oluyor her şey. Önce umursamıyoruz. Alışkınız nasıl olsa. “Gider gelir” diyoruz. Süre uzadıkça artan merakla, pilli radyolar kurcalanmaya başlanıyor. Şarkı, türkü doluyor kulaklara. Bir de üstünkörü haberler. Saatlerin saatlere eklenmesi huzursuzluğu arttırıyor. Telefonlaşmalar çoğalıyor. Umudumu kaybetmek istemiyorum.…

Mavi Olsun Alacağın Kasket

Öyle bakarım gözlerin içine, buraya, bu dünyaya ait olan o alacalı kahverengi gözlerine.  İki elimle yüzünü ellerimin içine alır, kafanı kendime doğru çekerim ve doğruca boynuna bastırırım burnumu.  Şah damarındaki atışı dinlerim uzunca.   “Söyleyeceklerim var sana, kardeşim, otur şöyle, beni…

Makineli Hayat

Sizi bilmem, ben sağlık derim, huzur derim de başka bir şey demem. İyi ki bilim var, teknoloji var şu yeryüzünde. Bilimin tıbba, insan sağlığına katkısı olmasa hepimiz genç yaşta türlü sebeplerden ölürdük. Tarih bize geçmişte insan ömrünün ortalamasının şimdiye oranla…

İnşallah Babam Gibi Olurum

Gülmekten katılarak zorla konuştum. –    Kaçsaydın ya baba. –    Nasıl kaçayım kızım? İyi ki denedim arkadaştan duyduğumu. –    Sen de dağ başında oturmasaydın canım. *** Günün bitmesine dakikalar var. Gözüm arkada. Taksiler kasıntı mı kasıntı. Cebimdeki on kuruşlar birbirlerine çarpıp…

Elveda Evim

İsmail Bey yıpranmış ama daima boyalı ayakkabılarını giydi. Portmantonun aynasında üstünü başını kontrol etti. Siyahı çoktan unutmuş saçını taradı. Paltosunun omzuna düşen beyaz saç tellerinden kurtulmak için elinin tersiyle birkaç vuruş yapması yetti. Yine tıraşlıydı. Yıllardır her sabah erkenden aynanın…

İnsan Gibi

Solgun kış güneşi salonun duvarına vurduğunda vakit ikindiydi. Karısının getirdiği kahvenin dibini içerken elindeki gazeteyi sehpanın üzerine bıraktı. Kalkıp pencereden baktı. Kar erimemişti kaç gündür. Güneşin kendine faydası yoktu. Açılmış yollardan akıp giden arabaların egzoz dumanları, evlerin bacalarından yükselen dumanlar,…

Vincent ve Ormandaki Tuval

Hayat dayanılmaz derecede çetrefilli; bir ucundan yakalamak istiyorum onu. Çelik kadar sertleşmiş parmaklarım, küt, biçimsiz, soğuk; hissetmeye elverişli değiller artık. Duyargalarımı yitiriyorum; zamanın katranlı gözlerinin önünde. Akış, duyumsayışlarımın önündeki en yüksek duvar; belki de parçalar hâlinde sürdürmeli yaşamı. Bedenimi göğe…

Oyuncak Köpek

“Tamam, değil mi kızım?” sorusunu ilk duyduğumda şaşırdım; öylece kalakaldım. Yıllar sonra… Bu evde ölürüm sanmıştım oysa. Hayatta aklıma gelmezdi dışarı çıkacağım. Hem de o kadar uzak yollara gideceğim. Yılda bir kez anneannelerinin yazlıklarına giderdik ama o da şehre çok…

Volta

Kahvaltı bitti. Bir, iki, üç, dört, beş, altı. Zeytin kâsesi dolaba. Yedi, sekiz, dokuz, on, on bir, on iki. Peynir tabağının kapağını sıkıca kapa kurumasın; geri dön: on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz: peynir…

Geceden Sabaha

Kalakaldı otel odasında. Yalnız, hissiz, kimsesiz. Bembeyazdı her şey. Pek çok geceler pek çok olaya şahit olmuş sırdaş otel perdeleri, yere atılmış bol taşlı gelinliği, yatağın hemen dibine kıvrılmış külotu, berjerin üzerine fırlatılmış duvağı, biri yan yatmış biri hâlâ ayakta…

BİR KÜÇÜK NOT

İletişim: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Geçici bir süreliğine ekibimiz dışından gelen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

Detaylı bilgi için tıklayınız.