Çaycı Hakkı, Yusuf ve Diğerleri

Çay ocağındaki aykırı çırağa… Oda aydınlanmamıştı. Sokaklar da. Güneşin yüzünü göstermesine daha vakit vardı. Evin dış kapısı açıldı. Çok geçmeden kapandı. Öfkenin sesi değildi işitilen. Yusuf bu sesi çok iyi tanıyordu; kaderine boyun eğmişliğin sesi. Onun bu sesi tanıdığını kimse…

Gerçek

Yumruklarını sıkmış, tam karşısında dikiliyordu. Işığını görmemek imkânsızdı, gözlerinden yayılan öfkenin. Gri bulutlar kümelenmişlerdi başının hemen üstüne. Bir çarpışsalar, hemen oracıkta dökeceklerdi yaşlarını. Dökmediler, dökemediler… Bilmiyorlardı ki ne ırmaklar denize dökülür olmuşlardı iç selinde. O taşkınlar ki ne kadar birleşirlerse…

R’leri Söyleyemeyen Çocuk

*Bu öykü 2019  Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi “Bir Kadın Hikâyesi” öykü yarışması birinciliğiyle ödüllendirilmiştir. … Çok yıl geçti üstünden. Daha nohut kadar bir çocuktum o zamanlar ama o güne dair her şeyi bir bir hatırlıyorum. Çünkü gördüm, çünkü duydum. Çünkü ben…

Sanrı

Ben Tanrıyım İnsanları yargılarım Sen insansın sorgulanırsın Ben yaratırım, yok ederim Sen insansın katlanırsın. Bir çiçek veririm bahçene Sonra kuraklık Bir yağmur yağdırırım toprağına Toprak suyu çeker, güneş açtırırım. Ben Tanrıyım Umudun hariç her şeyi ben yarattım.

Yanlış Hesap

            Cam cepheli iş merkezinin önüne ‘olay yeri girilmez’ şeridi çekilmişti.  İki genç polis meraklıları uzaklaştırmaya çalışıyordu. Pek de başarılı oldukları söylenemezdi. Çiseleyen yağmura rağmen bekleşenler dağılmamıştı. İş merkezinde çalışanlar içeri girmek için dil döküyorlardı. Boşuna çabaladıklarını anlamamakta ısrarcıydılar. Yağmurun…

Yandık Bittik Kül Olduk

Bir minik su damlası vuruyor güneşin doğmaya mecali olmadığı pencereme. İki Üç. Yağmurun sesi kulaklarımda, hissini hiç sorma. Zaman çirkin küçük, yağmur temizlemeye yetmiyor artık sokaklarını bu kentin. Zaman çirkin, yerler kan revan. İnsanı insanını sevmiyor bu kentin. Gidenlerin acısına…

Çakalların Suçu

“Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum: Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.” – İsmet Özel Ben kasabalı çakaldım. Diğer ikisi kır çakalıydı. Teyze oğullarıydık. Senenin bir kısmını kasabada bir kısmını kırda geçiriyordum. Kasabadan kıra, onların yanına geldiğimde artık kullanılmayan o…

Koza Mevsimi

Kapı önü eğer bir pencere olsaydı, oranın çiçeği olabilir miydi Asuman ya da kozasından çıkamayan kelebeği? Asuman, saksısının dışında ama tam da yanında oturuyordu. Yürüyemiyordu ama ilk saksıdan çıkışı değildi bu. 5 yıl önce babaannesini uğurlarken de çıkmıştı saksıdan. Yani…

Hapis

Oturduğum yerden başımı uzun süredir kaldırmadığımı fark ettim. Günün küçük de olsa bir bölümünü perdenin çiçekli dantelleri ardından geleni geçeni süzmeye ayırdım. Binalar, Birinci Dünya Savaşı’nı görmemesine rağmen çok eskiydi. İçindeki insanların bir kısmı yeni, bir kısmı ise taşınmaz gibi…

Encam

Her gün uyanış içerisinde Bir doğuş gerçekleştiriyorum insanca Her gece batar sanırız gök cisimleri Bin kez gerçekleşti hayatımda encam Batıya dön yüzünü güneş en tepedeyken Toparla gölgelerini Çiğne geçmişini ayaklarının altında Batır iğnelerini ve uyan rüyadan Batıya dön yüzünü güneş…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı  31  Aralık 2020‘ye kadar gönderebilirsiniz. Bu tarihten itibaren gönderilen yazılar, değerlendirmeye alınmayacaktır.

49. Sayı için tema: “Kumar”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.