Volta

Kahvaltı bitti. Bir, iki, üç, dört, beş, altı. Zeytin kâsesi dolaba. Yedi, sekiz, dokuz, on, on bir, on iki. Peynir tabağının kapağını sıkıca kapa kurumasın; geri dön: on üç, on dört, on beş, on altı,…

Yel Değirmeni

Nasıl yürür bir bebek, düşe kalka. Peki ya sevdalar nasıl koşar daha ilk görüşte… Gömülür bir şehir karanlığa, kadın çıkagelir o anda, yüzü ay. Kırıklıklar asıl beni yoran. Buruk vedalar, sinmeden içi…

Geceden Sabaha

Kalakaldı otel odasında. Yalnız, hissiz, kimsesiz. Bembeyazdı her şey. Pek çok geceler pek çok olaya şahit olmuş sırdaş otel perdeleri, yere atılmış bol taşlı gelinliği, yatağın hemen dibine kıvrılmış…

Size Kaç Doğru Lazım

Buraya kaçıncı gelişim bilmiyorum. Ama o yokken ilk kez dolaşıyorum eskimiş parkelerin üzerinde.  Ellerim, yarısı çürümüş duvar kâğıtlarının üzerinde geziniyor. Her şey tozlu, her şeyin üzerinde eskil…

Koyu Yeşil Çanta

–          Kolları kısa bunların, etekler de öyle; çıkar hemen çantadan. –          Ama ben bunları çok seviyorum. –          Bana bak! Yırtarım onları şimdi cart diye. Benim dedikle…

Otlu Peynir

Güneşten önce uyandım. Heyecandan gözüme uyku girmemişti; sabaha kadar yatakta döndüm durdum. Üniversite arkadaşları buluşacağız. Yıllar geçmişti aradan. Kim bilir herkes ne kadar değişmişti bunca zam…

Unutlarım

İz bırakmışım nefes aldığım her şehirde Dizlerim titrerdi düşündükçe kalışlarını Kimseler duymasın diye adını gizlerim Kim derdi ki bana rüzgâr olduğun kanatlarla Başka diyarlara uçacaksın. Kimseler d…