Sen ağlarsan kuşlar ölür, ağlama.
Ekolojik bir buhran çöker üstümüze,
Bu rıhtımdan tirenler kalkmaz mesela
Ağlar annesinin sütten kesmediği çocuklar
Fırtınalar kopar fırlarız sokağa
Ne zaman bir fırtına çıksa
Alıp götürsün diye yalvarmıştık biz
OZ’un o muhteşem diyarına.
Ardına cadılar büyücüler derken.
Yaşlı bir keşiş uyandırır bizi düşlerden.
Ne uyumuştuk kırlarda
Alice’nin tavşanını beklerken.
Şimdi dur sırası değil gölgelerin
Sızıyor melekler cennetten.
Gerisin geri sarıveriyoruz zamanı
Dalgalanıyor topraklarımız kırmızı
Gözlerimi açınca yıkılıyor cennet
Dökülüyor papatyalarım ab-ı kevsere
Fısıldıyor bulutlar önce
Kükremeye başlıyor dünya
Sen ağlıyorsun hala.
Kopuyoruz dünyadan derin bir uykuya.
Biraz daha votka
Güzel ölüm de varmış aslında
El vermiyor şehirler
Kaçıyoruz belimizde orta boy mızraklar
Uçları püsküllü anlamıyorsunuz
Ne zaman ağlatsam anlaşılırdı sesim
Kimsenin hiç duymadığı odalardan.
Herkes anlasın ama sen ağlama diyorum
Lakin yok bir çare gelip geçen fırtınadan
Geçiyoruz deli gibi koşan atlardan.
Ağlamadan gülmüyormuş kimseler
Sırtımda derin bir yara.
Kıvılcım kopuyor hançeremden.
Yanıyor saçlarım kovuluyorum Kayser’den.
Ben atmışım zaten Rapunzel’i
O karanlık kuleden.
Dinlemeden geçiyorum şimdi herkesi
Ağlamıyorsun sonra sen
Şehirlere bomba yağmıyor
Kuşlar geçiyor şehirden.
Share This
Önceki Yazı
Birden Bire İki Kişi
Next Article