Ferhat Nehir
Ferhat Nehir
75 Articles1 Comments

Anlaşılmak Üzere

Çığ altında kalmış bir çağın Eteklerinde uzanır gibi. Akıyor sakince kalelerim Bir ışığı kaç kere kesebilirsiniz? Kaç kere öldürebilirsiniz yoklukları? Sorulmuştur bütün sorular bilirim Bakınca dalgalara görülebilir Yok olmaya yüz tutmuş bütün ümitlerim Peki bu şehir saklar mı şimdi? Çetelerden…

Dolu Yağdı Gönül Bahçeme

Kara bulutlar yığıldı yine şehrim üzerine Islahı yok kalbimin gör hâlimi dal seyre. İz’af oldum dolu yağdı gönül bahçeme Harab oldu sevgilerim gül hâlime. İfşa oldu acılarım yüzümden düştü mutlu maskem Kadh eyler nefsim beni yerlere gömer resmen Kal eyle…

Kırık Teraziler Tartıyor Özlemlerimi

ilkel bir düş geçiyor boğazımdan sessizlik bürüyorken varlığımı yokluğun her gece devasa bir taş. çatlıyor hızla koşan kısrak ölüp kalıyor bir yerlerde. bir yerlerde ölüm kol geziyor  bu saatlerde. bu saatlerde uyuyorsun mesela şakaklarım çok yalnız ölüm gibiyim şu sıralar…

Sessiz Saçmalıklar (XLV – XLVI)

-Vol.45– İnsan kendini tanımadan ne olabilir ? Veya insan, insanı tanımadan nereye varabilir? Bir köyde -anadolu irfanı- ile dolup taşan bir yaşlı mı daha çok tanır insanı? Bir üniversitede -profesör- ünvanı ile bir şey görmeyen ve bilmeyen mi? Ve insanı…

Sessiz Saçmalıklar (XLIII – XLIV)

-Vol.43– Başarı diye gözümüze sokulan ve “standardı bu” denilen iş ve hayat şartlarına hapsolduk baylar. Koca bir yanılsama içinde yaşayan varlıklar olarak hayatımıza devam ediyoruz. Herkes görünürde mutlu, herkes sadece riya ile yaşıyor. Bütün bu pislikleri ne yapacağız, nerede saklayacağız? Gitmesi…

Mor Gecenin Arzuhâli

suyun vurulduğu yerden doğar güneş olmadık zamanlarda büyüdük olmayan zamanlara hasretiz mucize bekler iken gerçek görülmüyor takat yok, takat yok, takat yok ne varsa tezgah üzerinde, tenimdedir çekilen şu mil, gözümdedir ah bu nedir? ölümün dehşet-efşan güzelliğinden sıyrılıp açıldığımız bu…

Derdest

 yağmurun hikmetini anlar gibi. ben düşerken gözünden melaikeler tutmuyor mermi etkisiyle çakılıyorum yerlere kimselere denk gelmiyorum öldürmek için. ey vicdansızlar sokak lambaları yıldızlara denk düşer mi bastırınca karanlık ürker mi kediler beklemek binlerce yıllık deliliği geldiğinde tutup sıkar mı kalbimi…

Sessiz Saçmalıklar (XL – XLII)

-Vol.40– Aklın atına bindik son hızla koşuyoruz, eskiden yağmur yağsa şükreden, şimşek çaksa istiğfar eden insanlar vardı. Şimdi deniz ikiye yarılsa aha Amerika yaptı, dağdan deve çıksa “oo mutasyona uğramış”, ateşli taş atan kuş gelse “uzaylı lan bunlar” deriz. Çok fazla…

Kara Bahtlı Caretta Caretta’lar

Yıkık bir kale önünde, Eller bağlı gözler açık Teslim oluyorum, Teslim olan her şeye. Kopup gelir fırtınalar, Karabahtlı ben severim birini Olur Kralın en gözdesi. Yakamoza baksam Ay düşer. Ölüme baksam çeker gider, Fırtına kopar, herkes gider Fırtına da gider.…

Sessiz Saçmalıklar (XXXVI – XXXIX)

-Vol.36- İnsanı bir başkasının anlamaması kadar normal bir şey yoktur. Lakin, insan kendini anlayamazsa işte orada sıçmış demektir. Kelimelerle ifade edemeyip anlamlandıramadığım sıkıntılar var. Sürekli boş boş bakmak nedir bilir misiniz? Hayır tabii ki bilmezsiniz, çünkü bilseydiniz şimdi bir çoğunuz…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDERME

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Kasım’a kadar gönderebilirsiniz.

38. Sayı için tema: “Zam-an”

Ekip sayfasından iletişim adreslerini öğrenebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.