“Günler hiç geçmiyor” dedi geçip oturdu yağmurlu bir pazar sabahında parkın bir köşesine. İçinden ağlamak geliyordu fakat ağlamadı ard arda neden gelirdi ki bu dertler? Bir Amerikan atasözünü hatırladı “Belalar tek gelmez” diye. İç geçirdi tekrar, demek Amerikalılar savaştan başka şeyleri de bilirlermiş diye düşündü. 5 dakika geçti çok değil ne eksik ne fazla 5 dakika sonra pat diye bir adam oturdu yanına, dönüp bakınca 1930’lardan fırlamış gangster görünümlü bir adamla karşılaştı, adam selam verip konuşmaya başladı.
-Nasılsın.
-İyi, aslında iyi değil. Hastayım, işimi kaybettim, sevgilim terk etti… Birçok şey birden girdi anlayabileceğin.
-Geçer hepsi, ben biliyorum hatta geçecek.
-Nerden biliyorsun?
-Ben geleceği görebiliyorum tam 5 dakika sonra ne olacak biliyorum, 5 dakikada bir bu yenileniyor.
-Hadi canım. E ne işin var git süper kahraman ol dünyayı kurtar. Ne işin var benim gibi bir ezikle.
-Ben daha çok eziklerle uğraşıyorum. Bir ara dünyayı kurtarayım dedim 2 yıl hapis yattım sonra bıraktım o işleri, aslında iyi de oldu sonunda deli raporu verdiler. Şimdi kafam kulağım rahat polis götürse 5 dk. sonra bırakıyor. Zararsızım diye akıl hastanesine de yatmıyorum artık.
-Sen ters taraftan kalkmışsın galiba. Kafan mı güzel Bali falan mı çektin sabah sabah?
-Yok, kullanmıyorum, iyi değil görüşüm bozuluyor bazen 7 dk. Falan oluyor bir defa çok içince 7 dk. sonrasını gördüm 1 hafta hastanede yattım.
-O niye?
-Biz 5 kardeştik ben en büyüğüm, diğerlerinin hepsi öldü.
-Niye?
-Ne kadar çok yetenekliysen bu dünyada o kadar çabuk ölürsün de ondan. İlk ben doğdum; bir süre sonra 5 dk. sonrasını gördüğümü anladım bu çok zarar veriyordu başlarda. Daha sonra ikinci çocuk geldi; o 1 saat sonrasını görüyordu, onun işi daha zordu, bir sonraki 1 gün sonrasını görebiliyordu. Üçüncü bir hafta sonrasını, dördüncü 1 ay sonrasını görüyordu. En son doğan 1 yıl sonrasını gördü kanımca çünkü doğduğu günün 2. günü konuşmaya başladı, 3 gün sonra da öldü. Kaldırmadı 1 yıl sonrasını görmeyi. Kısaca, bu bir lanet. Kardeşlerimden biri kendini astı, diğerinin kalbi durdu, bir diğeri bungee jumping yaptı ama ipsiz, diğeri de eceliyle gitti. Meğerse en şanslı benmişim 5 dakika ama öldürmüyor işte.
-Çok saçma! Süper kahraman olman lazım senin, böyle boş boş parkta üzülen adamların yanında konuşmakla olmaz ki.
-Evet, hatta şu an sen bana deli diyeceksin 5 dakika sonra.
-Yok, şimdide derim de. Hapiste niye yattın.
-Çok meraklısın, insan kendinden bahseder niye boş konuşuyoruz ki.
-Ne yapacaksın beni? Benim düzelmem imkânsız gibi bir şey oldu, artık ölürüm herhâlde bir kaç aya, sonra oh kebap.
-Rahat ol kardeş belki ölmezsin hemen el ayak çekmek olmaz ki.
-Tabi, sen öyle diyorsan.
-Neyse, niye hapis yattım onu soruyordun değil mi? Şans eseri bankaya gidesim tuttu 20 Kasım 2003’te. 10.50 oldu saatler baktım ki bomba patlayacak, “kaçın” dedim kimse inanmadı; sonra 10.55’te patladı. Sonra yakalandım tabii, “nerden biliyorsun” dediler cevap verdim. Boşu boşuna kaldım hapiste, sonra akıl hastanesine sevk ettiler baktılar ki boş. “İstersen beyin ameliyatı yapalım” dediler vazgeçtim yok sonra. Sonrası buralardayım bazen insanlarda işe yarıyorum çoğu zamanda işe yaramıyor. Tıpkı Kral Midas’ın elinin değdiği her şeyi altına çevirmesi gibi. Dışarıdan bir ödül gibi görünse de aslında lanet bende ya altın olacaktım ya da yok olacaktım. Ve yok oldum resmi olarak. Geleceği görenlere kimse inanmaz, inanmamalı çünkü bu ters olur. Zaten kendi hayatımla ilgili de pek bir şey göremiyorum ya o da ayrı.
-Abi deli misin nesin bir git ya!
-Evet, bakayım 5 dakika olmuş yok deli değilim. Aslında raporum var ama deli değilim.
-Yani?
-Yani şu, ben söylerim kimse inanmaz ama yine de söylerim. Çünkü söylemem gerekmiş gibi geliyor.
-Böyle bir şey imkânsız Allah izin vermez.
-Ben bir şeyi değiştirmiyorum. O yüzden izin vermiş. İnanan çok az mesela sen bile inanmadın.
-Evet, inanmadım çünkü kafam çok daha önemli şeylerle dolu.
-Neymiş onlar?
-Hastayım büyük ihtimalle öleceğim, durduk yere terk edildim ve işten kovuldum başka?
-Başka bir şeye gerek yok. Bazı insanlara böyle şeyler olabilir, benim kardeşlerimin başına gelenler daha kötüydü mesela. Veya benim gibi olduğunu düşünsene.
-“Düşünemedi” abi.
-Hah o zaman boş ver. Neyse beş dakika sonra beni hatırlamayacaksın ve her şey büyük ihtimalle senin için daha iyi olacak. Eğer dediğin gibi olursa bir daha görmezsin beni zaten görsen de tanımazsın. Ama yaşarsan seni ziyarete geleceğim. Hadi eyvallah.
Diyerek ayağa kalktı, yaşı genç olmasına rağmen çok çöktüğü belliydi. Arkasından koşmak istedi, kalktı, adam parktan çıkmış karşıdan karşıya geçmişti bile. Koşar adım yetişmeye çalışırken tam o sırada araba çarpmıştı. Adam geri döndü. Evet, kafadan darbe, ambulansı önceden aramıştı. Küçük kıyaklara izin veriliyordu demek ki.
1 ay geçti aradan, hala hastanede yatıyordu. Her şey çok iyiydi, sadece son 1 aylık hafızası silinmişti, sevdiği herkes yanındaydı, bir tek işten çıkarılmıştı onu da hallederdi.
Adamın biri çıktı geldi, “merhaba” dedi ve oturdu. Kafasındaki fötr şapkayı çıkardı.
-Çok iyisin genç, çok iyi. Bazen bir ton musibet gelir. Daha büyüğü gelir hepsini süpürür gider, tabii bir şeyleri alarak ama sonuçta küçükler gittiği için sorun kalmaz. Dikkat et kendine. Küçük bir su bardağını elinde sürekli tutma, kolun güçten düşer. Küçük şeyleri de kafanda tutma, zihnin karışır arabaya kafa atarsın.”
Dedi ve çıktı gitti, hiçbir şey anlamamıştı ama acıktığını fark etti. Evet, yemek yemeliydi çünkü iyileşiyordu ve bu iyiye alametti.