Cinayet

Bu şehrin fakir semtlerinden birinde Bir cinayet işleniyor Bunu da sadece O an uyanık Yalnız bir kişi görüyor Onu da tutup burada anlatıyor Görgü tanığının ifadesi Maktul Yerde boylu boyunca yatıyor Kara kaşları kara gözleri Hareketsiz, boşluğa bakıyor Kar beyaz…

Dost Bildiklerim

Selam verir, ardından söver Huzurum da metheder, yani över Fırsat bulsa ilk o döver Beni siz yaktınız, Yıllar yılı dost bildiklerim Ben ne yapayım düzen bu Dost dedim, üzen bu Sahtekarlıkta bir numara, İkiyüzlülükte yüzen bu Beni siz boğdunuz Yıllar…

Kalbimin Yaşı Seksen

Kalbimin yaşı seksen… İki çiçek açmış üstümdeki toprakların arasından. Kanla büyümüş çiçeklerim. Kanla yoğrulmuş hüzünlerim. Kalbimin atışları bir çocuk kadar çekingendi yaşamın anlam bulduğu zamanlarda. Oysa şimdi yaşam eski bir misafir… Bir martı olmuştum o sıralar. Denizinden süzülüyordum ben her…

Bir Zamanlar

Zarı patlamış Konstantinopolis’in Beyatlı’nın yazdığı zamanki gençliğini kaybetmiş Eskiden siyah-beyaz İstanbul fotoğrafları Şimdi renksiz, zevksiz insanları İstanbul’u gözlerim kapalı dinleyemiyorum artık Kanık Yaprağı düşecek ağaç kalmadı Sallansam da onun kötürüm havasından O artık Gülhane’deki olmayan ceviz ağacı Galata’nın Kız kulesine…

Karşımdaki Gökkuşağı

Düşün ki gece yarısı Karşında gökkuşağı. Kocaman ve rengarenk. Masal gibi kokuyor İçindeki bütün renkler. Sadece sana bakıyor. İçindeki kocaman heyecan Git gide büyüyor. Gece karşında gökkuşağı, Sadece seni dinliyor. Aydınlık gelmesin, Sabahlar olmasın, Sadece sana baksın gökkuşağı, Gece yarısı.…

İlk Ses

O caddenin en işlek kafelerinden birinde, kapıya en yakın masada oturuyordu adam. Siparişi yoktu daha. Ellerini masada birleştirmiş; gergin bacaklarını, sallayarak rahatlatmaya çalışıyor ve aynı zamanda etrafa kaçamak bakışlar atıyordu.      Öğlen saatinin sıcaklığı nedeniyle alnında biriken ter damlalarını buruşturduğu…

Yanızlık Mottosu

Uçup giden kuşlara sorun Her ölüm bir doğumla başlar İnsan en çok büyüdüğünde ağlar Kaç kere yıkadım gözlerimi sevda hep derin İnsanlar hepsini kırdı tutunduğum dalların Ürken bir kedinin gözlerinde ağaca çıktı ağıdım Suda yosunlara takıldı kanatlarım Ben bu dünyanın…

98 99 100

Sadece saklamakla alakalı bir şey bu Sadece saklanmakla ilgili Zaten hiçbir ebe de yüze kadar saymazdı Bu yüzden tanımazsınız siz onları Onlar ki Karanlığın içinde kaybolan çocuklardandı Öyle her aydınlığı göremezsiniz siz Görünmez aydınlıklarla dolu memleket Saklanmasını iyi bilenler de…

Kan Gölüne Yatırmanın Adımları

Mesnetsiz bir ideolojiye körü körüne bağlanmaya Bu kadar mı dünden razısın Kendi kulvarında şuursuz tabuları yıkan sen Fani dünyanın gözünde deli çıkıyorsun Yaptığın listelere yüz üstü bel bağlıyor Sırt üstü suikasta kurban gidiyorsun Aklını bu kadar hafife alma Ağır basmalara…

İhtimaller Üzerine

Ben buradayım kahraman artık yurdum değil pencereler Kahraman Ağaçlar tüm huzursuzluğuyla etrafımda Giderek yalnızlaştım Mekik dokudum ay ile perçemin arasında Mey şarkılarını çalmayı öğrendi kafam Tanrının beşiğinde açılır güz çiçekleri ve sallanır parmak çocuk Büyümemiş kadınlığımla Vardım ve yordum dünyayı…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı  31  Aralık 2020‘ye kadar gönderebilirsiniz. Bu tarihten itibaren gönderilen yazılar, değerlendirmeye alınmayacaktır.

49. Sayı için tema: “Kumar”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.