Kasabalı asabi wasabi Korona yıllarında kolera günlerini okuduğunda Tarihin sonuna çoktan gelmişti Fukuyama Zelzeleyi velveleye verenlere İyi bir ders oldu Fukişima Hele hele mavi yıldızın ahı tuttuğunda Dilerim tanrıdan sevişeme Semiramis Marmaris’i kemirememiş Aman mesafeyi koruyalım dönmeyelim yazlıktan Haşladığınız aşınız…
Ben Yokum Orada
Hangi hava alır götürür beni derin dehlizlere Işıksız, belki loş diplere Nerede kalabalık telaşlar varsa Nerede yakılmışsa ışıklar sonuna kadar bembeyaz Ben yokum orada Alırsın havanı sen de bir gün ey yolcu Arkana bakmadan gidersin dedelerin gibi Belki tahta gemilerde…
Hasbihâl
doğru söyledim kovuldum dokuz gönülden yağmur yağdı, yürüdüm yağmur dindi, yürüdüm o yağmurlarda ıslanmadım alaattin sırılsıklam oldum, sırılsıklam yol ayrımlarında yalnız kalmadım yapayalnız kaldım, yapayalnız eksik kalışım bile eksik anlatılıyor kızılcık şerbetlerine kandım sanılıyor yardım ummam alaattin, nafiledir bilirim bir…
Yandık Bittik Kül Olduk
Bir minik su damlası vuruyor güneşin doğmaya mecali olmadığı pencereme. İki Üç. Yağmurun sesi kulaklarımda, hissini hiç sorma. Zaman çirkin küçük, yağmur temizlemeye yetmiyor artık sokaklarını bu kentin. Zaman çirkin, yerler kan revan. İnsanı insanını sevmiyor bu kentin. Gidenlerin acısına…
Balık Hafıza
Perdesiz oyun hayat, her sıkıntıda daralma! Yer gök olmuş insan, sığmaz arşa Camilerde artık ihtiyaca göre dünyada Taşlar konmuş yan yana, diyorlar musalla Avluda üç cenaze, artık pratik bir arada Daha ikindisi var, bekliyorlar sırada Ne zamandır görmedim Tijen’i, Müjgan’la…
Gezginler
Kime derdim desem “Derdin ne?” derler Pirler Ve bir tebessümle süslenir çehreler Bilmez misin evlat? Derman ararken gönül pişer! Anadolu’nun tarlalarında rüzgârı arar dururum… Sorsam nerede eser yeller? Ya yüzdeki çizgilerden, derin yürektekiler Ya da kelamsız bir not defteri, viran…