Size Kaç Doğru Lazım

Buraya kaçıncı gelişim bilmiyorum. Ama o yokken ilk kez dolaşıyorum eskimiş parkelerin üzerinde.  Ellerim, yarısı çürümüş duvar kâğıtlarının üzerinde geziniyor. Her şey tozlu, her şeyin üzerinde eskiliğin o müthiş hüznü. Ne kadar tozlanmışsa eşyalar, sanki o kadar üzgünmüş gibi gelir…

Koyu Yeşil Çanta

–          Kolları kısa bunların, etekler de öyle; çıkar hemen çantadan. –          Ama ben bunları çok seviyorum. –          Bana bak! Yırtarım onları şimdi cart diye. Benim dediklerim götürülecek. –          Orada da evde giyerim anne, götüreyim işte. Yanıt yerine kısa kısa soluklanmalar,…

Otlu Peynir

Güneşten önce uyandım. Heyecandan gözüme uyku girmemişti; sabaha kadar yatakta döndüm durdum. Üniversite arkadaşları buluşacağız. Yıllar geçmişti aradan. Kim bilir herkes ne kadar değişmişti bunca zaman içinde. Fakat onun sesindeki coşku hâlâ aynıydı. Kim mi?  Hülya. İstanbul’a döndüğümü öğrendiğinde tüm…

AVM’de Kâbus

Ne olduysa AVM’nin açılış töreninin ardından oldu. O gün varlıklı müşteriler dünya markalarının satıldığı mağazaları doldurmuştu. Her şey yolunda görünüyordu. Fakat çok geçmemişti ki insanlar yüzlerinde huzursuzluk, gözlerinde korku kaçarcasına terk ettiler gösterişli devasa binayı. Çıkanların elleri boştu; ne bir…

Hanım

Askılıktaki birkaç çamaşır, kurumakla ıslak kalmak arasında arafta. Arada bir, sanki ilahi bir mesaj almışlar gibi kıpırdanıyorlar hızlıca.  Sonra bir bakmışsın, uyandırmadan ilahi gücü, yavaş yavaş dönüyorlar durağanlığa.  Benim için en huzur verici hâlleri, yaşamın ritmine uymuş da dans ediyorlarmış…

Deve Dikeniyle Dans

Bütün koğuş uykuda. Sultan hariç. Topal Meliha’nın çıkardığı uzun soluklu gazları, Artist Cansel’in koğuşun duvarlarına çarpan horlaması dışında çıt yok. Sultan uyuyamıyor. Gözleri, küçük pencereden duvara vuran ışık yansımasının oynayışında asılı. Asarlar mıydı onu? Yok canım, daha neler. Ne yaptı…

Boş Bomboş Yüzler

Makyajı yapılan Serkan, yanından ayırmadığı kalem ve kâğıdını ceketinin cebinden çıkarıp beklemeye başladı. Ne zaman boş kalsa hep aynı şeyi yapar; çizer, çizerdi… Öğle tatilinde herkes sohbet ederken, o bir köşede… Eli kaleminde, ruhu kâğıtta… Uzun, yuvarlak, köşeli, oval, üçgen…

Dünden Bugüne

Pazar sabahlarının doyulmaz manzarasına daldı gözleri. Elini uzatsa sanki on beşinci kattan tutacaktı o koskoca dağı. Çayından bir yudum aldı. Porselen fincanın inceliğini hissetti dudaklarında. Köydeyken kahvaltının hazır olduğunu annesinin saçlarını okşamaya başlaması ile anlardı. – Kalk kuzum, çorbamızı içelim.…

Misafir

New York’tan gelecek ağır bir misafirimiz vardı o Cumartesi: biricik ev arkadaşımın, çok sevdiğim dostum Deniz’in kuzeni. Londra’nın en hareketli bölgelerinden birinde yeni tuttuğumuz, küçücük ama çok şirin dairemize gelen ilk yatılı misafirimiz o olacaktı. Her şeyimizi yeni almıştık, biraz borca da…

Pamuk İpliğine Bağlı Hayatlar

Sonbahar güneşi erken vakitte çekip giderken yerini gittikçe koyulaşan karanlığa bırakmıştı. Şiddetini artıran lodos parktaki ağaçların dallarını sağa sola savuruyordu. Boğazın sarhoş suları kıyıya çarptıkça yükseliyor, sendeleyip beton yürüyüş yoluna düşüyordu. Denize uzaktaki banklara doğru uçuşan su zerrecikleri yüzüne deydikçe…

BİR KÜÇÜK NOT

İletişim: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Geçici bir süreliğine ekibimiz dışından gelen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

Detaylı bilgi için tıklayınız.