Edebi

Bin Yıldız Hissi

Çivi yazısında aranan gelecekte
Hissetmeyi bırakmaktan bahsediliyor.
Keskin nefesler doluveriyor beklerken
Görmediğim dinozorlar ağlamaklı.
Olunmaz günün ölünmez saatinde
Rol icabı soyunuyor bedenler
Yığılıyor cehennem gibi bir okyanus
Uyanıyor bin yıllık bin yıldız.

Ne eder sahibi ölünce bir köle
Alacakaranlığın bir köşesinde
Beklenmektedir adalet.
Gözlerimde cennet bahçesi solar
Kırıntılarını alıp götürür çayırlara
Ne kadar benzeşebiliyoruz bir baksana.

Bir baksan kelimeleri yok edeceğiz
Efsunlu çayırlar içerisinde
Suya hasret ölünecek rüyalar var
Kaç ayrı ölümle ölünebilir ki?
Kaç kere geçebilirim dünyadan?
Defalarca tırmandığım yollardan?
Koca bir şehre kar yağıyor.

Cambazlar işgal etti dergâhımı
Kurumuş bir nişangâha bağlandım
Sesimi görüyor rüzgar evet
Kapıdan çıksam koşacağım
Şamdanlar çalacağım köşklerden.
İz bırakmadan geçmelerim
Onanmayacak merkezden
Ağrık kalacağım istasyonun birinde.

Bitmeyen destanlar kaldı
Bileğimde stigmata sızısı
Düşüyorum dar bir sokaktan içeri.
Çılgın Bellona’ya kurban edilen
Masum bir kelt çocuğuydum
Veya boynunu vuran bir zenci.

Yorum (0)

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Gerekli alanları işaretleyiniz *