Gözlerinin yeşili bulutlandı soğuk bir griye çaldı, perde inmiş gibi birdenbire sönükleşti gözünün feri. Ellerini koyacak yer bulamıyor, kıpırdanıp duruyor iskemlede , tedirgin , üzgün mü? Keşke söyleyeceklerini bilmesem, tahmin etmesem. Kırılma anı; içimde kapladığı yer küçülecek birazdan ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacak o sözcükler çıktığında ağzından. Aşkın gücü kadir değil, aşk? Aşk mı dedim ben? Aşık olan benim o değil ki zaten! Keşke yanıltsa beni dese ki
“Mevlam neylerse güzel eyler”
Bu değil söyleyeceği, kullanacağı kelimeleri seçiyor sessizlik uzuyor, uzadıkça çarpa çarpa duvarlara bölünerek büyüyor, sessizlik odayı doldurdukça hava azalıyor , hava azalınca benim göğsüm sıkışıyor. Söyleyeceklerini gözümün içine bakarak söyleyebilir mi bu güzel adam? Sanmıyorum, hadi ama biz birbirimizi biliriz be dostum ben senin bu kadar cesur olmadığını bilirim sen ise benim gereğinden cesaretli olduğumu, söyle artık söyle, ben senden gelecek darbenin etkisinden korunabilmek için ruhumu saklamış iken söyle. Ben ona bakıyorum o yere, ben ona bakıyorum o ellerine, ben ona bakıyorum o…
“Bir şey söylemeyecek misin?”
“Ben özgürlüklerine düşkün bir adamım! Bu sorumluluğun yükü altına giremem”
Kırıldı, daha çok bir otomobilin son sürat bir duvara çarpma sesi gelen içimden, direksiyonda ben varım ve araçta hava yastığı yok. Elmacık kemiklerim dağıldı severdi onları, burnum kırıldı, kaburgalarım ciğerime battı, biliyordum böyle olacağını, ne diyecekti ki ? “Mevlam neylerse güzel eyler mi?” aşık değil ki o, sen aşıksın griye kesmediğinde ışıltılar saçan bir çift yeşil göze.
“Özgürlük bütün mesele! Senin özgürlüğün , senin hürriyetin, senin isteklerin, senin planların, senin bağlanma korkun, senin sorumluluklardan kaçma güdün, sen sen sen ! Biz vardı hani tekrarlayıp durduğun gelecek planları şu bu, biz diye başlayan şu esaslı cümleler, ne için söyleyip durdun onları? Söz konusu keskin bir viraj olduğunda BİZ” bitti her şey sana kesti birden!
“Daha okulu bile bitirmedik, mantıklı düşün, nasıl yaparız? “
“Hangisi be aslanım sen özgürlüklerine düşkün bir adam mısın? daha okulu bitirmedik vesaire çevresel yaşamsal kısıtlar mı?”
“Konuyu bana kilitleme, duymak istediğini söyledim en başta”
“Afedersin ama konuyu kime kilitleyeyim ? Sütçüye mi?”
“Aşkım bak şim..”
“Bana aşkım deme, sen bana aşık değilsin, aşık adamlar ‘beaan özgürlükleriiimm’ diye cümleler kurmazlar”
“Seni sevme hallerim sana yetmiyorsa vazgeçebilirsin benden, ben seviyorum seni ama yetmiyor sana, elimden gelen bu benim”
“Çok acımasız olabiliyorsun bazen …Kuru kuruya seviyorum seni! Akşamdan kalma filan mısın? Bencil bir kopya mısın? Dem vurduğun sevmek fiili bazı yaptırımlar içeriyor; kısıtlayıcı, bağlayıcı…İçeriksiz sevmelerini git de sokup çıkardıklarına meze eyle iki tur arasında bir nefeslik dinlenmelerde”
“Hepsini terk ettim hepsini, iki yıldır kimse ile hiçbir şey yapmadım elime fırsat geçti de yapmadım, biliyorsun bunu başladığımızda nasıl bir hayatım olduğunu biliyordun yine de vazgeçmedin beni istedin ve aldın “
“Aman Allahım ne büyük lütuf! Sevgisiz sevişmelerini terk etmiş ! Bu mudur? Aşk tanımın senin? Bir kadına sadık kalmayı başarmak hem de bu kadar geçer akçe iken diğerlerinin nazarında! Bu ilişkinin gereği aşkın değil ki!!
Baktı bana gözlerimin içine baktı konuşma başladığından beri ilk kez, onu kızdırdım bu iyi, en azından gri değil artık gözünün rengi sanki içinde alev barındıran aşk yeşili. Gözlerine tutuldum ben tavrından önce ince bıçak sırtı gibi keskin bir çizgide oyalandık aylarca milim milim yaklaşarak birbirimize. yaklaşıp yakınlaşmak bu kadar zor ve zahmetli iken uzaklaşıp ayrılmak ne denli kolay ve basit. Sustu. Bir kelamı için yanıp tutuştuğum, bakışına tutulduğum.
“Ben seni sevdim sadece sevdim”
Nasıl titredi sesim, sevdim geçmiş zaman, artık sevmiyorum demek mi bu? Sevmiyorum ne demek? Bu adamı sevmeden ömrüm nasıl geçecek?
“Ailen ne olacak? Benimkiler düğün dernek ister protokol ister ben yapamam, tek çocuğum biliyorsun”
“Bahanelerini kendini ikna etmek için kullan, beni eyleyip avutmaz senin gerekçelerin”
“Yapamayız”
“Ooo kullandığın fiiller birden BİZ’e kesti, ayıldın zahir! Söz konusu olumsuzluk olunca ‘biz’ yatıyoruz altına, ama aslında’ beeeaan ve özgürlükleriiimmm’ saklı biz dağının gölgelediği yamaçta, bu işte tarafız, biz yok sen ve ben varız. Ben yaparız diyorum sen yapamayız, ben muktedirim diyorum sen değilsin, ben kıyamam diyorum sen umursamıyorsun, nerede biz? Sen ve ben aslanım, sen ve ben sonunda karşı karşıya geldik.”
“Aşkım bak..”
“Bana aşkım deme, sen aşktan bi’habersin, kirletme o sözcüğü yakışmıyor bencil dudaklarına eğreti duruyor özgürlüğüne düşkün -ama aslında egosantrik -martı kılıklı adam pozlarında”
“Epeyi bilenmişsin sen bana, böyle hissederken nasıl sevişiyorsun benimle?”
“Rol yapıyorum, müstehak olan o sana”
Hazmetmeyi dene bakalım duyduklarını, yutacak mısın ? Tükürecek misin? görelim. Madem kılıç çıktı kınından, işini yapsın bir gövdeyi ayırsın başından. Gözleri doldu, içime saplanıp duruyor bakışları ince ince yağıyor yüzüme gözüme iğneler gibi saplanıyor, gözleri şimdi kurşuni gri, yeşilin can çekişip durduğu bir gri, bu sefer acıttım, çok acıttım ‘rol yapıyorum da ne be kızım’ adamın ağzı yüzü dağıldı, kaşı açıldı kan revan.
“Çok kızgınsın bu konuşma bizi ezip yok etmekten başka işe yaramayacak, ara verelim”
“Sükunetinden nefret ediyorum, bu sakin halinden nefret ediyorum, mantık safsatalarından nefret ediyorum…”
Eliyle mola işareti yaptı.
“Beni kontrol etmeye çalışmandan da nefret ediyorum!!”
…
“Ben ayrılmak istiyorum, seninle devam edemem”
“Saçmalama kızım, anlıyorum zor zamanlar yaşıyorsun ama saçmalama”
“Beni sevme hallerin yetmiyor bana, bırakabilirsin demiştin bırakıyorum”
“Hayatının hatası olur bu, bak o kadar söylüyorum”
“Belki, ama sen istemedin ikimizden olanı ben buna rağmen seninle devam edemem”
“Bebek düştü kızım tutunamadı, biz bir şey yapmadık bu senin suçun değil”
“Ben sana güvenmiyorum artık devam edemem”
“Emin misin?”
“Evet”
…
Demek yeni bir hikayeye başladın, ayrılığımız soğumamıştı daha, kırkı çıksaydı be adam keşke, ne zannediyordum ki? Şehrin azizine dönüşüp benim için yas tutacağını mı? Keşke bana öyle bakmasaydın sen kış olduğunu bağıran o olmaz olası kasım ikindisinde. Öyle uzun uzun yeşil gözlerinde şimşekler çaka çaka bakmasaydın. Nevbahara dönüştürmeseydi bakışların kışı. Sevmeseydin beni keşke, hiç bilmeseydim ben, kimsin nesin necisin? Bilmeseydim. Demek yeni bir hikayeye başladın, kırkım bile çıkmadan hem de…Kılıç en çok beni kesti gene, kendi kafamı kestim koydum gümüş bir tepsiye oturdum izliyorum, senin koynunda başkaları var. Kaybettim, bebeği kaybettim, seni kaybettim, kendimi kaybettim, ne için nefes alayım ben bundan sonra? Varlığın özümü kutsarken nasıl dayanayım şimdi olmayışına ? Koynunda başkaları var, sen onlara dokundukça sürdükçe nefesini benim etim, canım yanıyor burada.
…
“Hamileyim”
Boku yedik oğlum, korunuyorduk bu nasıl oldu ? Ben de diyorum bu kadın neden bu kadar güzelleşti birdenbire, sinirli oldu? Uykucu oldu, boku yedik. Sesinde iz yok, kupkuru bir hamileyim dedi. Ben yapamam, şimdi olmaz yanlış zaman, sakin ol ! Sakin ol , Allah kahretsin nasıl oldu bu? Emin mi acaba? Emin olmasa söylemez bana yaptırmıştır test filan bir daha mı yapsak? Çocuk istemiyorum ki ben, bu kadınla dünyayı yaşamak istiyorum, bunu nasıl söylerim? Çok ateşliydik geçen ay, korunuyorduk ama nasıl oldu bu? Hangi gece? Sesinde iz yok, sesinde hiçbir şey yok, ekmek al der gibi söyledi ekmek al ! Hamileyim! Nasıl bakarız? işimiz bile yok, okulu bitirmedik nasıl bakarız bebeğe, ben yapamam, olmaz şimdi değil, gözünü dikti bana bakıyor, ne söyleyeceğim ne ? Nasıl söyleyeceğim? Ben seni çok seviyorum , bağışla beni ama yapamam , Allah kahretsin nasıl oldu bu? Çok erken çok erken biz evli bile değiliz. Offf …Bana bakıyor , bütün hırçınlığını saklayıp yutmuş, sakladığı hırçınlığın gözlerinden yansıyan gölgesine değecek olanın vay haline! Hırçınlığını sevdim ben en çok, bizim oraların kızları gibi asi ve dik oluşunu, varlığımı hatırlatıyor bakışları bana, olmaz ama olmaz şimdi olmaz yapamam, yapamayız. Biraz düşünmem gerek, bana izin ver desem…
“Ben özgürlüklerine düşkün bir adamım! Bu sorumluluğun altına giremem”
Bunu söylemeyecektim, bunu söylemeyecektim bu söylenecek son şeydi, nasıl fırladı çıktı sözcükler ağzımdan dilimden, hadi dil kaygan tutamadı sözcükleri peki ya dişler kafes olup tutacaklarına salıverdiler söylenmemesi gerekenleri. Kelimeler firarda , yüzü çarpıldı duyunca, eğrildi büküldü dondu, bu söylenecek son şeydi, son şey ama gerçek çıplak ve apaçık gerçek, ağır oldu bu, kaldıramaz bunu nasıl söyledim nasıl aptal kafa, aptal kafa! Toparla şimdi mantığa çağıralım aklın yoluna yemez gerçi o cümleden sonra …
“Daha okulu bile bitirmedik, mantıklı düşün, nasıl yaparız?”
Dedim ama yemez dedim, buradan dönüşü yok bunun, ikna olmaz artık, öfkeden ateş saçıyor gözleri nasıl da üzgün bakışlarından fışkıran hüznün kölesiyim, şimdi öldürecek beni, kelimelerle katlim vacip ben başlattım, aptal kafa nasıl kurdun o cümleyi acımadan söyledin-gerçek bu ama- takayım gerçeğe böyle söylenir mi aptal kafa, tuz-buz ettin kızı.
“Konuyu bana kilitleme, duymak istediğini söyledim en başta”
Ne yapıyorum? -çocuk istemiyorum-Susmam gerek susmam , tüy diktim Allah kahretsin, sütçü nereden çıktı ya? Kim bu sütçü?
“Aşkım bak şim..”
Lafı tıktı gırtlağıma iyi mi? İçimdeki sus sen cümle kurma içimdeki sus beni yabanlaştırma içimdeki sus, yok edeceksin bizi!
“Seni sevme hallerim sana yetmiyorsa vazgeçebilirsin benden, ben seviyorum seni ama yetmiyor sana, elimden gelen bu benim”
Ne söylüyorum ben? -çocuk istemiyorum-Güzel bir şeyler söyle, canım de, seviyorum de, sebeb-i ömrü hayatım de, sakinleşmesi gerek, aşkım de, yok aşkım deme aşkım demeye kalkınca aldın ağzının payını, acımasızlık? Acımasız olmakla suçluyor beni, acımasız mıyım? Başlangıçta çok üzdüm onu haklı ama sonra…Sevdi, sevdi beni hem nasıl sevmek görsen korkarsın, haklı.
“Ailen ne olacak? Benimkiler düğün dernek ister protokol ister ben yapamam, tek çocuğum biliyorsun”
Bahaneye bak! Oğlum seri saçmalamaya başladın, söylediklerinin arkasında dur bari de saygısını kaybetmesin.
“Yapamayız”
Kapandı, sadece saldıracak bundan sonra, çilingir gelse maymuncuk ile açamaz, kapandı. Konuşmayacak , sen ve ben karşı karşıya geldik sonunda dedi ,kılıç çıktı kınından rahat etmez kana bulanmadan.
“Aşkım bak..”
Aşk deme delirtiyor bu onu, deme, aşk deme.
“Epeyi bilenmişsin sen bana, böyle hissederken nasıl sevişiyorsun benimle?”
Oha! bu çok ağırdı, rol yapmak? Binlerce dizili domino taşı yıkılıyor içimde çıkan resim istemediğim bir şey olacak sevmeyeceğim bir şey, katlanamayacağım bir şey, rol yapmak? O kadar sahici rol yapmak? Bu dünyada verilen tüm en iyi aktris ödülleri senin kızım! Bunu söyleme sakın söyleme sus, sus rol yapıyorum dedi hak ettiğin gibi dedi sus, kadını kaybetmek üzeresin sus.
“Çok kızgınsın bu konuşma bizi kırıp yok etmekten başka işe yaramayacak, ara verelim”
Sen nefret ediyorsun, ben daha kötü durumdayım, ben kendimi hiç sevmiyorum.
…
Sebeb-i ömrü hayatım;
Sana yazacak cesareti bulmam iki ay sürdü. Ayrıca sarhoşum yazının kusuruna bakma.
Her şeyini almışsın, insan dolaptaki kars gravyerini alır mı giderken? Gerçi yemezdim ben atılırdı, israfı sevmezsin sen, ah be kızım! Peki insan kendisine alınan hediyeleri bırakır mı, bu görgüsüzlük ayrıca çok zalimce . Sana aldıklarımı öyle yatağın üzerine rastgele atılmış görünce kalakaldım bir süre, galiba ben o anda anladım başıma geleni, hani bilirsin biz daha önce de kavgalar edip şu eski hayatım yüzünden sonra barışırdık ama sen hiç terk etmezdin beni… Gitmeyeceğine inandırmışım ben kendimi, ne yapsam benimle kalacağına, yatağın üstüne yığılı görünce sana aldığım şeyleri giremedim odaya öcü varmış gibi, şimdi sana anlatsam nasıl hissettiğimi merhamet eder bağışlarsın belki beni.
“Sıkıldım” demişsin soranlara, vermedim sırtını yere “sıkıldı benden, haklı” dedim. Ellerini ovuşturanlar mı istersin gözlerindeki pırıltıları saklamaya gerek görmeyenler mi? Piyasa kızıştı kızım ben arz talep dengesini ne kadar görmezden gelebilirim bilmiyorum!!!( kimseye sürmedim parmağımın ucunu bile inanma dedikodulara, sadece bir gece, belki de iki, manken kızla mı? Yok ya o hostes olan başka hikaye …keh keh!! kızarsan gelir yakama yapışırsın belki, yakama yapışır gözlerimin içine gözlerinden alev püskürtür varlığımı hatırlatırsın bana, sevildiğimi)
Sana bunları yazıyorum çünkü ben dünyayı seninle yaşamak istiyorum. (gerekirse sütçüyü öldürürüm!)
Ben seni seviyorum.
Aklımı alma daha fazla, bağışla.