Rıhtım: Sayı 67

  Rıhtım dergisi, 67. sayısı ile sizlerle. DENEME Uçurumun Kıyısından Kendime – Huriye Çakıoğlu KÖŞE Sahne Dekorları – Serkan Üstündağ Zeytin Meselesi – Cemile Tarhan KÜÇÜREK Tamir – Canan Tümen ÖYKÜ Bu Bir Veda Değil – Canan Tümen İki Dünya…

Gölge

Bir akşamüstü, yağmur herkesin alnına aynı günahı yazarken, Bir çift eski ayakkabının gölgesinde dururum. Kapının yanında, her zamanki yerinde. Sanki biri “buradaydım” demek için çıkarmış gibi. Sanki birisi telaşı tabanında unutmuş gibi. Onca kalabalıktan yalnızlığı ödünç alırım. Loş bir vazgeçişte…

Rıhtım: Sayı 66

 Kalan bir avuç suyu toksikle kaplanmış, ağaçları kurumuş, toprağı kuraklıktan çatlamış eski medeniyetin enkaz meydanına bir anıt gibi dikiliyor taht. Tüm dünya yıkılmış olsa da bir kese altın kucaklamak istiyor, sanki güç yüzüğünün peşinde Gollum gibi bir avuç avane.…

Rıhtım: Sayı 65

 Tokmaklar ATM olmuşsa, parayı veren düdüğü çalıyorsa, teraziler de tek kefelidir sarayda. Gündem iki dudak arasında dönüp dururken arka bahçelerde hendekler kazılır. Her deliğe ölü gündemler gömülür. Toprak bitinceye dek sürer bu kısır döngü… Dün orman yakıp bugün yeni…

Toz

Gözlerim kanarcasına bakıyorum Parmaklarımın arasından kayıp giden zamana. Ve ayaklarım, göğsüme vuran yeşile Sonsuza değin kök salıyor. Unutmak dedikleri kolay, Hatırlamaksa, Koca bir kavganın adı. Kim anlatır hikâyesini bu şarkının? Hangi meydan bizi duyar, Hangi dağ yankılar geçmişi? Hangi nehir…

Rıhtım: Sayı 64

 İki dudak arasına ipleri bağlı kuklalar, aynı şeyleri söyler hep bir ağızdan. Ağız ne kokarsa onlar da öyle kokar, ağız ne yöne dönerse onlar da o yöne döner dururlar. Sağdan sola, soldan sağa, bir fırıldaktır ağız dediğimiz organ. Kimin…

Arş-ı Sır

Sırrın ve imkansızlığın kol gezdiği yamaçta Düştü toprağa kırdı kabuğu kaldırdı başını Büyüdü ve yükseldi vuruldu dağın koynunda Olmayan gözleriyle göğü delen o beyaz doruğa Ona uzak, ona soluk delirebilse delirecek karşısında. Keskin kayalar yırtsa kabuğunu yakamaz Bin türlü özlem…

Mayıs

Yaza geçmeden hemen önceydi Yazıya geçmeye beş vardı. “Maia”ydı adı. Maia, yedi kardeşin en büyüğü, yerin yüzü, yağmur perisi.. Zeus mu sakladı seni? Sen mi kendine saklandın? Zamanın birinde, hırsız karganın gagasıyla taşındı göğe. Zamanın ilinde konacak bir yeri yoktu…

Tomris Büyüdü

Gün kızıla dönerek bir nevi muradına ermekteydi, Gün dinlenecekti Ben de bazen dinlenmeyi isterdim bir kızıl tenhada Bazen isterdim sessizce çekilebilmeyi ana yurduma Sahi neresiydi yurdum benim? Bir ip ucunda yürür gibi bağlı olduğun yer midir yurt Yoksa çıplak ayaklarınla…

Rıhtım: Sayı 63

 Bir rüyanın ortasında devam ediyoruz yaşama: gerçek dışı ama gerçek bir rüya. İzliyoruz, bağırıyoruz, susuyoruz, görüyoruz, duyuyoruz, uyuyoruz… Ve uyanıyoruz uykudan. Devam ediyoruz yaşamaya: rüya değil ama rüya gibi bir yaşam. İzliyoruz dev ekranlardan. Rıhtım dergisi, 63. sayısı ile…

BİR KÜÇÜK NOT

İletişim: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Geçici bir süreliğine ekibimiz dışından gelen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

Detaylı bilgi için tıklayınız.