Düzensiz bir ritimde, gürültü sayılabilecek bir ses yoğunluğu oluşup kayboluyordu içeride. Manavın aklına hemen işe yeni aldığı genç geldi. Ne yaptığını merak etti ve tezgahın arka tarafında bir suntayla bölünmüş kısma doğru hızla ilerledi…
1- Necdet Abi gördüğü şeye pek anlam veremedi. Genç Okan, eski bir terazinin bir tarafına 2 kg ağırlık koymuş, diğer tarafına bastırarak bu yükü kaldırıyor ve ardından da aniden bırakarak terazi kolunun hızla düşmesine sebep oluyordu. “Kaç yaşına gelmiş adam, kendisine başka oyuncak bulamamış mı?” diye düşündü Necdet Abi ve Okan’a doğru seslendi;
Necdet: Ne yapıyorsun Okan? O terazileri artık kullanmıyoruz…
Okan: Günaydınlar Necdet Bey, kullanmadığımızın farkındayım, sadece sorduğum sorunun cevabını bekliyorum…
Necdet: Ne sorusu? Kime sordun?
Okan: Teraziye sordum ancak henüz cevabımı alamadım…
Necdet: Ne sordun peki teraziye?
Okan: Ne zaman daha başarılı oluruz diye sordum…
Necdet: Teraziye sorulacak soru mu bu?
Okan: Evet, haklısınız, biraz zor bir soru oldu onun için… Baksanıza, karşı kolunda 2 kg ağırlık var ve her defasında bana daha ağır geliyor. Bastırıyorum, karşı taraf kalkıyor… Bırakıyorum… Sonraki denemede sanki daha fazla enerji harcıyorum, ancak kaldırdığım şey aynı ağırlıkta… Ne zaman daha fazla enerji harcadığımı hissetmeden bu yükü tekrar kaldırabileceğimi sormuştum…
Necdet: Bunu neden soruyorsun peki?
Okan: Bir düşünsene Necdet Abi, hayatım boyunca kendime hedefler belirliyorum ve onları aşmak için sürekli daha fazla enerji harcıyorum… Aynı hedef olsa bile, daha fazla enerji harcıyorum… Sürekli çabalarım, sarf ettiğim toplam enerji miktarı artıyor… Vazgeçip bu hedefleri bırakıyorum ve hedeflerim gürültülü bir şekilde yere çakılıyor. İşte bu gürültüler de beni rahatsız ettiği için, teraziye soruyorum, ne zaman daha başarılı oluruz?
Necdet: İyi de Okan, sen teraziden mi yardım istiyorsun şimdi? Terazi sadece aracı değil mi? Terazi, gözlem değil mi?
Okan: Öyle…
Necdet: O zaman teraziye değil, bu soruları bizlere sor… Tek başına kaldırmaya çalışma o yükü… Eğer birileri ile birlikte yapsaydın, daha az enerji harcayacaktın. Lütfen unutma bunu…
2- Necdet Abi gördüğü şeye pek anlam veremedi. Genç Okan, eski bir terazinin bir tarafına 2 kg ağırlık koymuş, diğer tarafına bastırarak bu yükü kaldırıyor ve ardından da aniden bırakarak terazi kolunun hızla düşmesine sebep oluyordu. “Kaç yaşına gelmiş adam, kendisine başka oyuncak bulamamış mı?” diye düşündü Necdet Abi ve hızla Okan’a doğru gitti. Gittiği gibi de kafasına şaplağı patlattı Okan’ın: “Ulan, sabah sabah nedir senden çektiğimiz? Git evinde oyna!”.
3- Necdet Abi gördüğü şeye pek anlam veremedi. Genç Okan, bileklerini kesmiş akan kanların terazinin bir koluna dökülmesini sağlıyordu. Terazinin diğer kolunda ise 2 kg’lık bir ağırlık vardı…
4- Necdet Abi Okan’dı… İçeride ne yaptığını biliyordu ve sadece gözleriyle bu ana tanıklık etmek istemişti. O genç halinde düşüncelerini kimseye açamamanın verdiği rahatsızlık, Necdet Abi’nin rüyalarına konu olmuştu…
“Teraziye alınmış hedefler vardır. Terazi sağlamsa ve karşı yükü kaldıracak güç bizimleyse, o hedefleri gerçekleştirmek imkansız değildir. Yardımcı kuvvet hiçbir zaman terazi olmadı. Yardım edenler, güvendiğimiz “şey”ler oldu. Bu “şey”ler ise kimi zaman eş, dost kimi zaman ise inanç, sanat oldu…”
Saygılarımla.