Kimse, kimseye değmeden; bağır çağır geçiyor yoldan.
Bir şey olacakmış gibi.
Bir şey olacakmış gibi duran ama hiç olmamış günlerden biri,
Herkes, kendi yankısına çarpıp, dönüyor geri.
Yağmurun toprağa düşüşü bile acele
Bir tek sokak lambası ışığını aceleye getirmiyor
Günlerden biri, bazı yarımlar insana kalıyor
Bazıları zamana.
Ve sesim, en ince yerlerinden kırılıyor.
Beyazdan umut çalmış, siyah bir suskunluk,
Kim bilir, bu yokluğa bakmaktır belki de kavuşmak.
Aynı yokluğa bakmayı uzun süre sürdürebilmek..
Masallar da böyle başlar zaten;
“Günlerden bir gün” dersin,
Önce bir eksik bırakılır,
Sonra herkes onun etrafında dolaşır.
Bir şey olacakmış gibi duran
Ama hiç olmamış günlerin kısık sesinde kaybolursun.
Sandalyenin boşluğu, akşamın geç kalışı,
Saatlerin senden taraf tutmayışı arda kalır.
Konuşursan, bilirsin ki dağılacak cümlelerin
Araya laf girecek sanırsın,
Güz girecek, kış girecek..
ihtimallerde kalacaksın uzun zaman,
Kesinlikte üşüyeceksin.
Gece, her şeyi biraz daha benzetecek birbirine
Her şey, her vakit ve herkes geçecek yine yoldan.
Sen en çok, beklediğini hatırlayacaksın, bekleyişini..
Ben tam da böyle beklerken,
Ellerim ceplerimde kaybolacak kadar küçükken öğrendim zamanı
Bir şeylerin olmayışına sadık kalmayı,
Olanın yalanına kanmamayı,
Sabahın, karanlığa olan sabır borcunu…
Pencereyi bile yarım açtım.
Sen, şimdi başka bir akşamdasın muhtemel
Adımı eksiltme dilinden.
Sonsuz bir yolculuğun trenleri geçiyor içimden
Geçmeyen onca şeye inat.
Bir şey olacakmış gibi duran ama hiç olmamış günlerden biri,
Herkes kendi akşamını heybesinde taşırken,
Birbirine değmeden geçenlerin en güzel yalanı bu,
İki ayrı suskunluğun aynı cümlede durması.
Beyazdan umut çalmış, siyah bir suskunluk,
Kim bilir, bu yokluğa bakmaktır belki de kavuşmak;
Aynı yokluğa bakmayı uzun süre sürdürebilmek.