Cemile Tarhan
Cemile Tarhan
66 Articles2 Comments

1988 yılında başlayan hikayenin oyuncusu, figüranı, yönetmeni, senaristi ve ışıkçısı.

Üzmeyen Şiirlerim Var

Uyandırma servisi çalışmıyordu Ve ben de uyumadım Bekledim saat 09:00 olsun, Olsun da kahvaltı yapalım. Sonrası malumunuz temizlik vesaire derken Zaman geçecek Sonra kitap okumayı isterken, telefonu alacağım elime Ve dövünüp duracağım “ah bırak şunu” diye İkircikli kelimesine taktım bu…

Suretsiz

Gitgide bozuluyor; insandan olma Öyle bir geliyor ki kıvama Zannedersin toprağa değmemiş Suretine ışık gelmemiş. Çehresi güzel altı bir mikrop yuvası Öylesi bir kir kaplamış ki altını Madencilerde bile yoktur Bu kadar kömür karası. Diplomalı eşektir kendisi Kemeri sırtına iyice…

Susma

Bazen bazı şeyleri hiç yazmamayı dilersiniz ya, hani şu an kalemimden dökülecekler de tam olarak o aslında. Yazıyı hazırladığım vakit tam olarak 17 Şubat Cumartesi 2018 ve saat 21:26’yı göstermekte. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne 19 gün var. Her yıl…

Bilmiyorum Ne Olacak

Zihin ile kalem arasında muazzam bir ilişki olması ve aynı zamanda doğu-batı gibi birbirinden ayrı meziyetlere sahip olmasının sıkıntısı var idi epeydir içimde. Yazacaklarım zihnimden öteye gidemedi ve yazamadım. Ne kanayan yaralara dokunabildim ne de o yaraya tuz bastım, sadece…

Sus

Kimseye nerede olduğumu söyleme, dedi Söyleme. Geç kalan mektubu da söyleme Yatırmadığım faturaları da söyleme. Kuşlar gelmiş bahçeye, dalları kemirmiş Söyleme Yoksulluk ve yoksunluk arasındaki ince çizgiyi irdeleyecekler Bırak kendileri bulsunlar Söyleme Söyleme ki öğretici olsun zaman Ay olsun geceye,…

Bizi Çay Kurtarır

Senden yine gittim Bir daha geri dönmek üzere Döndüm de. Sanırım yine gideceğim Biz ortalarda buluşmadığımız sürece Ben hep gideceğim. Ve senin bundan hiç haberin olmayacak. Senin sürekli haberli olma durumunu düşünüp Geri geleceğim. Sen bi haber olacaksın Kısır döngümde…

Sancı

Ben seni en sağanak yağmurda kaybettim Bir sis indi önce geceye Tüm tılsımları gitti sevmelerimin Azar azar Bir kar misali eridim önce Su olurum toprağına gelirim dedim Kardım eridim, gelemeden bittim Ben ki seni türkünün hüznünde kaybettim Ses yüksekti ağırdı…

Sahi Yapraklar?

Şimdi Eylül değil Ve yapraklar da yok yerlerde basamam İlkbahar arefesinde boğum boğum olan gözyaşlarım içimde saklı Düşlerim eskiden Peter Pan’ın hikayesi gibi idi Şimdi ise karanlık bir zindan gibi Nasıl kalkacağım üzerimdeki enkaz ağır Diyor ya “yorgunsun, akan sudan”…

Her Şeyin Ölümü

Aslında bazı durumlara şaşırmıyor da değilim Umudumun kaybolması Minibüste bir çocuğun yer vermesi ile yeşeriyor Anlıyorum ki büyük beklentilerim yok tabiatımda. Parayı uzattıktan sonra teşekkürümün ardından gülümseme ile beraber gelen rica ederim kâfi bana. Bakkala girdiğimde nerelerdesin uzun zaman oldu…

Kül

Şimdi tüm çiçeklerimi lodosa bıraktım Uğradığım tahribat ağır Çiçeklerim kayıp, belki de öldüler Kapandım dizlerimin üzerine Dileyeceğim affım da yok isteyeceğim bir şeyim de Nefesimi kesen saniseleri hesaplayıp yaşamaya çalışıyorum Boğazımın tam orta yerinde duran bir boğum var Beni boğacak…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı  31  Aralık 2020‘ye kadar gönderebilirsiniz. Bu tarihten itibaren gönderilen yazılar, değerlendirmeye alınmayacaktır.

49. Sayı için tema: “Kumar”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.