19. YÜZYIL TİYATROSUNUN ALTINA İLK DİNAMİT
Absürd tiyatroyu 19.yüzyılda insanların kulaklarına fısıldayan Anton Çehov’un hayranı olan Romanyalı Matei Visniec; Kafka, Dostoyevski, Poe gibi yazarlardan etkilenmiş bir yazardır. Anton Çehov’u neredeyse bütün eserleriyle sahneye koymak isteyen yazar, Çehov Makinesi’nde adeta karakterlerle Çehov’u yüz yüze getirmiş, vicdan muhasebesi yaptırmıştır.
Absürt tiyatronun bütün özelliklerinin altını fosforlu kalemlerle çizerek sahneye koyan Çehov Makinesi oyunu; Çehov sevenler, Çehov’u merak edenler için oldukça ideal bir oyun. Mete Gürman’ın çevirisi, Müge Gürman’ın yönetmenliğiyle Devlet Tiyatrolarında seyircisiyle buluşan bu oyun kimisi için sıkıcı, kimisi için de tam olması gerektiği gibi. Hesap soruyorlar, her karakter sırayla Çehov’dan hesap soruyor. Kim istemez başkaları tarafından düşürüldüğümüz durumların hesabını sormayı? Yaratıcılarıyla yüzleşen Çehov’un karakterlerinden kimisi ölüm döşeğinde olan Çehov’a acır, son günleri için ona tavsiyeler vermeye çalışır, kimisi de hikâyelerde kendisine yaşattıkları için Çehov’a nefretini kusar.
Yarattığı karakterlerle iç savaşa giren Çehov çok sefil bir haldedir, hem ruhu bitmiş hem bedensel gücü tükenmiştir, karakterlerinin elinde bir oyuncak olmuştur. Adeta onların kaderi Çehov’un elinde değil; Çehov’un kaderi, Çehov’un ipleri karakterlerinin elindedir. Son günlerine dek yazılarını tamamlamaya çalışan bu adam bir yandan kan tükürür, sayfalarına kan damlar diğer yandan halen karakterlerine, çevresine bir sürü hesap vermeye çalışır.
‘’Eğer ruhum özgürleşmezse zincirlerden kurtulmanın ne önemi var’’
Kendi için mi yazıyordu Çehov bu hikayeleri? Karakterleri o kadar acıyı sırf Çehov’un hayattaki günahlarının bedelini ödemek için mi çekiyordu??? Kim bilir ki bunun cevabını; siyasetten, Rusya’nın karşılaşacağı onca savaştan, kıtlıktan, yoksulluktan bi’ haber Çehov, karakterlerine neden bu kadar acılar çektirdi?
‘’Çünkü bir yazar sadece buz kadar soğuk olduğunda yazmalıdır”
Böyle düşünen bir adam için karakterinin ona hesap sorması, onu bir köpek gibi ezip oradan oraya atması Çehov’un gönlünü kırmış mıdır? Kim bilir?
‘’Ölüm korkunç bir şeydir ama insan eğer ölmeyi başaramayıp sonsuza kadar yaşasaydı bu kadar korkunç olurdu’’
Ölümden korkmuyordu mu demek gerekiyor bu sözünün üstüne? Yaşadı, doyasıya yaşadı ve yazdı, bilinçaltının bütün entrikalarını karakterlerine döktü ve öldü. Birbirinden oldukça farklı onlarca karakteri üstün bir zekilikle geleceğe bıraktı.
‘’Aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur.’’
Yüzyıllarıdır eserleri elden ele birçok ülkeye yayıldı, birçok ırk, birçok din, birçok ulus yüzyıllarca bu eserleri okudu, oynadı. Halen eserleri zevkle yaşatılıyor. Her seferinde yeni yeni ayrıntılar keşfediliyor. Anton Çehov’a başlamak ya da onu devam ettirmek için güzel bir seyir olacak, Matei Visniec’in bu oyununda Çehov’u iyi ve kötü yönleriyle tanıyabilir, yüceltilmesine ve yerilmesine şahit olabilirsiniz.
‘’Hayat seni güldürmüyorsa, espriyi anlamadın demektir.’’