Bir dünya bırakın biz çocuklara bla, bla, bla…
Diyerek şarkılarla geleceğe umutla baktığımız nice nice dönemler atlattık.
Hep bir umut ve şarkılardaki gibi bir mutluluk aradık durduk.
Mümkünatı olamayan mısra, toplatılmaya hazır bir kitap gibi…
Gözyaşları ile ıslanmasın dedikçe dünya, yaşlarla, kanlarla ıslandı.
El ele verelim derken bir daha tutunamazcasına ayrıldı ellerimiz.
Çocuktuk akıl edemedik güldük, geçtik…
Kademe kademe anladık parçadaki hissi,
Eğlence ve mutluluk dolu algıladıklarımız en nihayetinde sert bir dramdı.
Beklentilerin, insanlığın ve çocukça hayallerin dramı.
Adımlar sıklaşıp hedef yaklaştıkça merdiven ekleniyordu önümüze,
Ara sıra lanet, ara sıra küfür ettik; doğduğumuz güne, olduğumuz yere,
Trajikomik şekilde.
Gelmeyince elden çare veda ettik sessizce.
Yitirilen umutlar, dil ucundaki kelimeler için.
Çocukken vaat edilen gelecek, yaşanamayan geçmiş için terk ettik…
Ve biz şarkıda geçen çocuk olamadık,
Doğduk büyüktük, büyüdük ölüydük…
Ne bir dünya bırakıldı bize ne de bir umut,
Tekrar edilen tek şey gözlerini kapat ve unut.
Ancak unutmamalı; “Kim ne derse desin hayatın ucundan tut.”