Rıhtım: Sayı 70

Çatlak bazen bir kırılmanın izi, bazen de içeride saklanan şeylerin ilk sızıntısıdır. Üzeri ne kadar sıvanırsa sıvansın bazı çatlaklar düzelmez. Bir süre gizlenir her şey, her şey kusursuz sanılır. Çatlakların büyüyüp kendini var eden duvarı yıkması için gereken küçük darbeler,…

Bir Şairin Evi Satılıksa

Bazen öldüğümü düşlüyorum, tıpkı Ruhi Bey gibi.Sonrası nasıl olur diye soruyorum kendime: Ölümden sonra yaşam mı vardır, yoksa yeni bir doğum mu? Ama asıl mesele metafizik değil. Şuracıkta ölsem, aklıma ilk gelen şey yazdıklarım oluyor. Şiirlerim ne olacak? Kim onları…

Rıhtım: Sayı 69

Önce bir araya getirmeli, çatmalı, sonra vurmalı ve çalmalı; “çete”nin sözcüksel varoluşu böyleydi işte. Tarih boyunca çeteler yakıp yıkmayı, çalmayı, hakkı olmayana el uzatmayı güç sayesinde kendisine hak görmüş ancak eninde sonunda ya içten yıkılmış ya da başka bir gücün…

Yine İstanbul Üzerinden Kendime Dair

Bazen bir bulutun beyazlığı gibi İstanbul, Bazen ise bir umudun bitişi gibi. Sanki çağlayan var Boğaziçi’nde ve Sanki gün doğumunu bekliyor bir çiçek. Biz, yılmaz umut tutsaklarıyız deniz kenarında. Gemilerle gelecek umutları bekliyoruz. Alev almış bir gemi yaklaşıyor uzaktan, Her…

Rıhtım: Sayı 68

  Dünyanın hâkimi olan dinozorlar, hep öyle kalacaklarını zannediyorlarmış. Yarınlar varmış gibi yiyor, hatta çoğunu yarına bırakıyorlarmış. Tozu dumana katıp ortalığı ayağa kaldırıyor, hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlarmış… Günlerden bir gün, gökyüzünden gök taşları düşmeye başlamış dünyaya. Dinozorların…

Kıyam

Kendi nehrine düşman olur da Akar suyunu kurutur mu insan Milleti fakruzaruret içine düşmüşken Görmezden gelip rahat uyur mu? Bir güvercin bir ağaç gölgesi ararken Leylek yuva için ağaç üstüne konarken İnsanlar şifa için bir zeytin dalı isterken Vatanını seven…

Rıhtım: Sayı 67

  Rıhtım dergisi, 67. sayısı ile sizlerle. DENEME Uçurumun Kıyısından Kendime – Huriye Çakıoğlu KÖŞE Sahne Dekorları – Serkan Üstündağ Zeytin Meselesi – Cemile Tarhan KÜÇÜREK Tamir – Canan Tümen ÖYKÜ Bu Bir Veda Değil – Canan Tümen İki Dünya…

Gölge

Bir akşamüstü, yağmur herkesin alnına aynı günahı yazarken, Bir çift eski ayakkabının gölgesinde dururum. Kapının yanında, her zamanki yerinde. Sanki biri “buradaydım” demek için çıkarmış gibi. Sanki birisi telaşı tabanında unutmuş gibi. Onca kalabalıktan yalnızlığı ödünç alırım. Loş bir vazgeçişte…

Rıhtım: Sayı 66

 Kalan bir avuç suyu toksikle kaplanmış, ağaçları kurumuş, toprağı kuraklıktan çatlamış eski medeniyetin enkaz meydanına bir anıt gibi dikiliyor taht. Tüm dünya yıkılmış olsa da bir kese altın kucaklamak istiyor, sanki güç yüzüğünün peşinde Gollum gibi bir avuç avane.…

Rıhtım: Sayı 65

 Tokmaklar ATM olmuşsa, parayı veren düdüğü çalıyorsa, teraziler de tek kefelidir sarayda. Gündem iki dudak arasında dönüp dururken arka bahçelerde hendekler kazılır. Her deliğe ölü gündemler gömülür. Toprak bitinceye dek sürer bu kısır döngü… Dün orman yakıp bugün yeni…

BİR KÜÇÜK NOT

İletişim: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Geçici bir süreliğine ekibimiz dışından gelen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

Detaylı bilgi için tıklayınız.