Bu düzende iyi bir insan olmanın mümkünatı…
Alman yazar Bertolt Brecht’in epik tarzda yazdığı en çok ses getiren oyunlarından biridir “Sezuan’ın İyi İnsanı”. İyilik kavramının kişilikle mi yoksa toplumsal etkilerle mi ilgili olduğunun, yaşam koşturmacasında insan yapısının iyi kalıp kalamayacağının etkileyici bir parodisidir.
Çin’in Sezuan şehrinde gerçekleşen bu olay, yoksulluğun ve açgözlülüğün her yaştan her düşünceden insanın en ücra köşelerine bile işlemiş halini gözler önüne sürer. İnsanlar, başta yaşam mücadelesinde olsa da; sonrasında doyumsuzluk ve bencilliğe dönüşen açgözlü çıkarcı kişiliklere dönüşmüşlerdir.
Kimi zaman komik kimi zaman trajik sahnelerle büyük bir düzen eleştirisi yapan Brecht, dini öğeleri ve Avrupa’daki sınıfsal ayrımını da eleştirmeyi unutmamıştır. Oyunda tanrılar olarak seyirci önüne çıkan karakterler kimi sahnelenmelerde dramaturglarca kör, sağır ve kötürüm olarak canlandırılır. Bu da oyun metninde Brecht’in alt metinde vermek istediği ilahi kavram ve algılanışının eksikliğinin belirtilmesidir.
Oyun, tanrıların ‘’iyi insan arayışıyla’’ başlangıç yapar. Sezuan şehrine gelen tanrıların, kendilerine barınacak yer sağlayan kişiyi iyi insan olarak seçmeleri kararı üstüne yolları Shen Te ile kesişir. Orospuluk yaparak yaşamını devam ettiren Shen Te Tanrılara kalacak yer sağlar. Brecht’in iyi insan olarak böyle bir baş karakter seçmesinin nedeni, toplumda insanlara taktılan sıfatlarına göre yargıda bulunulması ve insanların dışlanmasıdır.
Tanrılar Shen Te’ye iyiliğinin karşılığı olarak bir miktar para verirler ve bu parayı yine iyilik için kullanmasını isterler. Bir tütün dükkanı açan Shen Te’nin hayatı başta çevresindekilere yaptığı iyiliklerle çok mutlu güzel gözükse de sonrasında insanlar Shen Te’yi deyim yerindeyse sömürmeye, tüketmeye başlamışlardır. İyilik duygusunun içine işlediği ve insanlara ‘hayır’ diyemeyecek hale gelen iyi insan Shen Te, bu duruma bir çözüm yolu bulmaya çalışır. Shui Ta adında hayali bir dayı/amca karakteri yaratır ve çevresindekilere karşı kendini koruyabilmek için kılık değiştirir. Yarattığı bu karakteri insanlara hayır diyebilmek için kullanır.
Hepimizin vardır sevdiğimiz, bizim için çok değerli olan ve hayır diyemediğimiz insanlar; fakat bu düzenin getirirdiği insanların iyi niyetlerini kullanarak, onlara acıtasyon yaparak sömürme düşüncesi ve yapısı iyi olanı iyiliğinden uzaklaştırır, iyilikler kötülüğe dönüşür.
Bu yaşamda, toplumsal sorunlar içinde bir de insanın duygusal yaşantısı vardır. Brecht, Shen Te’nin sevgilisi rolünde Sun adında bir pilotu oyunun içine sokmuştur. Dönemin Avrupa’daki sınıfsal ayrım ve sorunlarına bu karakterin kişiliği ve hikayesi üzerinden değinen Brecht çalışmak istemenin, kendi işinde başarılı olmak istemenin ve oluşturulan tüketici düzende çürüyüp gitmenin bütününü bu karakterle okuyucunun/izleyicinin gözleri önüne serer.
‘’ İyilik neye yarar;
Öldürülürse iyiler çarçabuk,
Ya da iyilik görenler?
Özgürlük neye yarar;
Yaşarsa bir arada
Özgürlerle tutsaklar?
Akılsız olmak madem ekmek sağlar herkese,
Akıl neye yarar?’’
Oyunun kesin bir sonu veya bariz bir ders çıkarmayı gösteren bitişi yoktur. Brecht durumu gözler önüne sermiş ve yapılması gerekeni, düşünmeyi ve sorgulamayı okuyucuya/seyirciye bırakmıştır. Karar bizlerindir; oyun boyunca da belirtilen sadece bencilce çıkarlardan, küçük dünyalarımızın sorunlarından çok; toplumun, çevremizin, daha doğrusu dikte edilen düzenin gereklilikleriyle uğraşmamız gerektiğinin mesajıdır.
‘’Neden silahları yok, topları yok Tanrıların,
Uçak, bomba, denizaltıları yok?
Ezsinler kötüleri, korusunlar iyileri!
Belki o zaman hem onlar rahat ederdi,
Hem de biz insanlar, hem de biz insanlar.
Bizim ülkemizde iyiler iyi kalamaz uzun zaman,
Boş olursa çanaklar boğuşurlar açlar.’’