İhtiyarlık bazıları için hemen gelse de bitsek, bazıları içinse acizlik diye adlandırılır. İnsanın bu çağı aslında her ikisi de değildir, çünkü insanın en verimli çağı ihtiyarlıktır.
Her ne kadar Oscar Wilde’nin dediği gibi “Tecrübe sadece, hatalarımıza verdiğimiz isimdir” gibi bir açılımı olsa bile bundan diğer insanların yararına sunmanın neresi yanlıştır.
İnsan yaşlanınca güçsüz olabilir fakat bu güçsüzlük yine de gençken yaptığı şeylerden dolayı değil midir?
En basitinden tarihe bakınca bir çok insan yaşlıyken bile türlü buluşlara imza atıp hayatlarının son zamanlarında kitaplar yazıp, insanlığa faydalı olacak icraatlarda bulunmuşlardır. Socrates’in 94 yaşında kitap yazması Eflatun’un yazarken ölmesi, kendi İslam coğrafyamızda bile bir çok alimin, hayatının son zamanlarına kadar yazması ve etrafına faydalı olması gibi.
Aslında çok tuhaf gelir gençlere biraz belimiz ağrıyınca yaşlanmışız deriz oysa yaşlanmak sadece vücudun yavaş yavaş güçsüzleşmesi değildir.Hem yaşlıyken bile vücudun güçsüz olması gençken içilen içkiye, yapılmayan spora ve doğru düzgün bakılmayan bedenin sonuçları değil de nedir ?
Yaşlılık için zihin zayıflar bunaklık meydana gelir denir. Alzheimer hastaları dışında hangisi parasını sakladığı yeri unutur ya da gençliğinde kafasını çalıştırmayan birinden ihtiyarlığında ne gibi bir düşünme, kafa yorma, söz geçirme kabiliyeti beklenebilir ki?
Bir şeyleri bir sonraki nesle aktarabilmek için yine söz sanatı gereklidir. Tecrübelerin her ne kadar hatalardan ileri geldiğini varsaysak bile, bunları yine belirli metotlar şeklinde gençlere aktarmazsak yaşlılığımız hiç bir işe yaramaz ve belki de yaşam tiyatrosunun bu son sahnesi bizim için çok acı olur.
İhtiyarlık hakkında yazılmış en iyi eserlerden biri Latin hatip Marcus Tullius Cicero’nun “ihtiyarlık” eseridir 2000 yıl önce yazılan ve hala ihtiyarlığın önemli ve yanlış düşünülen taraflarını gözler önüne seren bir kitaptır.
İhtiyarlıkta elden giden diğer şey olan zevk hakkında kısaca şöyle der “Eğer ki akıl muhakemesi ile bu zevkten uzak duramıyorsak ihtiyarlık bunun için bir nimet değil midir? Neticede kendini zevke kaptıran bir insanda itidal diye bir şey kalmaz ve maddi zevkten daha zararlı bir şey yoktur. Eğer bu sürekli olursa ruhun ışığını söndürür…”
Huysuzluk ise tamamen farklı bir durumdur çünkü bütün yaşlılar için aksidir diyemeyiz böyle bir genelleme kökten yanlıştır.
Son olarak ölüme yakınlığı kalır bunun içinse “…eğer bunca yıl yaşayıp hala ölümün küçümsenmesi gerektiğini anlamayan ihtiyara yazıklar olsun.” demiş Cicero.
Bu da demektir ki yaşamın her anı her kıyısı köşesi kullana bilen insanlar için zevk ve yararlılık sağlar. Böyle insanlara yararsız demek sadece ahmakların görevidir.