Kapıdan dışarı çıktı. Güne adımını attı.
Gözlerini kapadı. Bir saniye sonra açtı.
İnsanlar kaybolmuştu birdenbire.
Ne olduğunu anlayamadan arkadaşıyla buluşacakları kafeye gitti. Sokaklar boş caddeler ıssız ve şehir kimsesizdi. Her gün koşturarak dolaşan insanlar kaybolmuştu. Arkadaşıyla buluşacakları kafeye geldi. Garson sipariş almaya gelmedi. Saatler geçti arkadaşı da gelmemişti. Ne olduğunu anlamadan beklemeye başladı. Sadece arkadaşını değil tüm insanları. Özlemeye başladı.
Konuşmak istedi konuşamadı. Duvardan yankılanan kendi sesiyle sohbet etmek zorunda kaldı. Neler olduğunu anlamakta güçlük çekiyordu, bunca insan neredeydi? Özlemeye başladı yeniden. Konuşamadı. Kokusunu hatırladı ama yeniden içine çekemedi dolu dolu. Sanki biri ayırmıştı onu ve başka bir oyun alanına koymuştu oynaması için. Kimsenin gelmeyeceğini anladığı zaman ağlamaya başladı. Neler olduğunu bilmeden, neden olduğunu bilmeden gitmişlerdi. Geriye kalan soğukluk bedeninin sıcaklığını yeniyordu ve ölüm gözlerini kapadığı an bugün yaşaması gerekenleri saniyeler içinde göstermişti.
Var ile yok arasındaki ince çizgi : ölüm. Kokusunu alamamak ne demek bilir misiniz? Her gün gördüğünüz insanın gittiği yerden geri dönmeyeceğini bilmek tuhaf. Belki de o yüzden, genelde “işi gereği ortadan kayboldu” gibi görme ihtiyacı hissederiz. Sabah çıkmıştır sanki akşam gelecektir. Ama o akşam hiçbir zaman olmayacak, o hiçbir zaman gelmeyecektir. Ölen birine sevgimiz artar erken gidişinden dolayı. İleriki günlerde hissedeceğimiz şiddetli sevgi, yeni gittiği günlerde erkenden gelir konar yüreğimize. O sıra sorgularız ve farkına varırız bir çok şeyin. Evet, ölüm geride kalan bir çok insanı hayata döndürmüştür aslında acıta acıta. Hayata en büyük değeri katan gerçeği yaşadığımız gün en çabuk büyüdüğümüz gündür. Kızmayın erken ayrıldığınız için ona. Ölüm ayrılık demek değildir; ayrılık iki insanın bir daha yollarının kesişmemesi demektir; ancak ölüm iki taraftan birinin beklemeye geçmesidir. Sabredin ve hayattayken hazırlanın buluşma gününüz için.
Gözlerini kapadı. Bir saniye sonra açtı. Ve bir daha kapadı.
***
Benim Rıhtım dergisindeki ilk köşe yazım. Ve “sanat için bir şeyler yapmaya çalışan, bir şeyler katmaya çalışan bir dergiysek” dedim kendi kendime; aslında en ciddi konudan başlayabilirim. Sonrasında daha ciddi bir konu arayışına girsem muhtemelen bulamam. Ama sonrasının önemi yok yaşanmama ihtimali varsa. Şu an yaşanacak şey o gün yaşanacak şeyden daha önemlidir.
Sonuç olarak söylenmek istenen:
“hayat kısa kuşlar uçuyor.”
Cemal Süreya’ya saygıyla…