Ne zamandır buradayım? Bir hafta, iki ay, beş yıl? Hayır, yüzyıllardır burada olmalıyım. Yoksa nasıl açıklanır; havasına, suyuna, toprağına bu kadar çok karışmam? Nasıl açıklanır küçücük çocukların ağız kenarlarına biriken ucuz ve boyalı şeker kalıntılarında huzuru bulmam? Evet, ben yüzyıllardır…
Bir Sana Bir de Bana
Bir ses yetecek dünkü hayata Dünkü hayatımda bana uzaklığın bir nefes Daima Secret Garden çalıyor fonda Damarlarım daha hızlı kan pompaladığında Yani bir hasret atışı Aniden devrilmesi gözlerinin Dudaklarıma tebessümler bırakan Bir kadın geçti kirpik uçlarımdan Sahiden dönülür mü bunca…
Haklı Kader
Patatesla Kabuğumu soydu önce. Dilimledi, ince ince. Sobanın üstünde kızarttı. Yanık izlerimi bıraktı öylece… Patates etti bizi, patates! Önce kabuk atarlandı tabii “bizi niye yakmıyon da gömüyon.” Sobanın üstüne dizilen dilimler ayrıldı kuzey-güney diye. Güneyliler isyan etti “yanıyoruz lan!” –…
Kaftan
Hüzünleri pul yapıp, işlerim kaftanıma tanelerini… Işıltısı evrendeki yıldızlar misali. İşleyene sor, işlemek ne zor… Kaftan sırtımda yük mü, mertebe mi? Taşıyana sor, anlamak ne zor… Büyüklüğü kadar yere sürünür, Yürürken tutmasını bil çamura bürünür, Yüreğinin atışını göğsüne, yaşını sildiğin…
Sonu Jazz’a Uzanan Nehir
Arala çeperlerin ardındaki sır yeşilini. Gündüz ile gecenin el ele verdiği tepede yalnızım. Oysa biraz matematikle, çarpardım aydınlığı sonsuz kere karanlıkla. Sıfır. Mazereti yok dağların denize paralel gidişinin ya da bir kuşun uçtuğu göğü bilmesinin. Bir. Karnı beyaza çalan kır…
Özlenen Şey
Şu an dünyada konuşulmakta olan yaklaşık 8000 farklı çeşitte lisan bulunmasına karşın, bazı şeylerin eksikliğini hâlâ hissetmekteyiz. Duygu sellerine ev sahipliği yapan günlerimizi tükettikçe, eksik olan şeyin arayışını bıraktığımız da bir gerçektir. Neyi kaybettik ki eksikliğini yaşıyoruz, belli değildir. Oldu…
Beklenmeyen Konuk
Amerika’dan geldi. Daha bu sabah. Bir de hediye getirmiş gelirken, lazer kesim bıçak seti, made in china. Kem küm teşekkür ettim bu hediye karşısında, “aman da ne güzelmiş, tam da böyle bir şeye ihtiyacım vardı” falan gibi beyaz yalanlara girmedim…
Anneannemin Cebi
Anneannem küçük bir çocukken “annem derdime yanak olmadı” dedi. Oysa; kadın, kadının aynasıydı. Daha o zaman aynası kırılmış, annesi toprak olmuştu. Sonra bacaklarından avuç avuç et kopmuş, kan sızmıştı söğüt ağaçlarından. “Meşhur bir hikâye var, biz çocukken çeşme başına kovalarıyla…
Sabah Her Şeye Gebe
Gidecektim bu evden. Çok ciddiydim. Vallahi de billahi de gidecektim birkaç güne kadar… Ama bu sabah… Çok şey istememiştim ondan. Hani derler ya; bir lokma, bir hırka. Tam da böyle yani. Sıcak bir yuva, karın tokluğu o kadar. Allah var,…
Dağ
Onunla henüz karşılaşmamıştım. Hava öyle sıcaktı ki, taşlardan yükselen buğular her şeyi bulanıklaştırıyordu. Hangi ota bassam, güneşin kurutmuşluğu ile çıtırdıyordu ayaklarımın altında. Belki de onları ezdiğim için mutluydular. Bir otu anlıyor olmanın hissini bilir misiniz? Sırtımdaki çantadan cam şişeyi çıkardım.…