“Şiirler benim olsun, öyküler ve romanlar senin.” dedi adam. Kadının suskunluğunu “evet”e yordu. Duvarı enine boyuna kaplayan kitaplığın önündeydiler şimdi. Bir adam ve bir kadın… Yüzleri kitaplara dönük gözleriyle seçiyorlardı onlarca kitabı. Anlaştıkları gibi öyküleri ve romanları aldı kadın, şiirler…
Ayakkabı
Eski yolcu otobüsünde, hemen çaprazımdaki koltukta oturuyorlardı. Annesi olduğunu tahmin ettiğim bir kadın cam tarafındaydı. Çocuk, iri mavi gözlerini dikmiş beni inceliyordu. Sonra ben de onu incelemeye başlamıştım. Üzerinde ilmekleri kaçmış, rengi solmuş bir hırka vardı çocuğun. Basma eteğinin altına…
Makina
Sokağın bir ucunda “buyur” sesi bekliyordu zeytin dalı. Susuzluktan kupkuru hâle gelmiş yapraklarının hışırtısına dayanamıyordu. “Neden bitmiyor bu yol?” serzenişi her yandan yankı bulup geldiği yere doğru geri gidiyordu. Yaprağın yanında sallanan zeytine bakıp artık onun kurtulmasının mümkün olmadığını düşününce…
Koza Mevsimi
Kapı önü eğer bir pencere olsaydı, oranın çiçeği olabilir miydi Asuman ya da kozasından çıkamayan kelebeği? Asuman, saksısının dışında ama tam da yanında oturuyordu. Yürüyemiyordu ama ilk saksıdan çıkışı değildi bu. 5 yıl önce babaannesini uğurlarken de çıkmıştı saksıdan. Yani…
Bavul
Siyah deriden yapılmış dört köşeli bavulun sapını sıkıca tutuyordu. Ömrünün bütün yükünü içine doldurmuştu, taşımakta zorlanıyordu. Bir kısmını boşaltsa neleri bırakırdı geriye? Gençliği, aşkları, aldanışları, hayal kırıklıkları, acıları… Vazgeçemiyordu hiçbirinden. Bavulu yavaşça yere koydu. Ellerine baktı. Yaşamın alnında derinleştirdiği çizgiler…
Sustuklarımız
Yorganı kafama çektiğimde annem gelir, baş ucuma otururdu. Onun buğday teni, sarı ışığın altında parlarken ben, zar zor nefes aldığım karanlıkta “Biraz daha! Biraz daha!” diyerek zamanı uzatmaya çabalardım. Her defasında “ya bir daha karanlığa gizlediğim kesik nefeslerimi duyamazsa” diye…
Kalem
İstediği anlamı bir türlü veremediği cümlenin üzerini karalayıp yüzünü ateşe döndü, kalem. Bir- iki saniye düşündü? Kendini ateşe atmak çözüm müydü? Yanıp kül olmak hangi yaraya ilaç olmuştu şimdiye kadar? Bu düpedüz kaçıştı, zayıflıktı? Ardında, yeni şiirler, öyküler, romanlar bırakmak…
Bisiklet İzi
Bisiklet izi, uzayıp giden toprak yolu ikiye bölmüştü. Yolun ortasında durmuş, sağından mı solundan mı yürümeli diye düşünürken bir kadın koluma girdi. “Haydi! Şu yolu birlikte yürüyelim. Birimiz izlerin sağında, birimiz solunda. Silmeden, üstüne basmadan, ölmenin gölgesini onun kıvrımlarına bile…