Dün uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yapmak geldi içimden. Aniden düştü aklıma, belki de önce –kalbime- demeliyim. Klasik bir cumartesi günüydü. Olabildiğince geç kalktığım, her gözümü açtığımda kendimi zorla uyutmaya çalıştığım bir gün. Vakit öğleye yakın demlenen çayın kokusu beni…
Ayakkabı
Eski yolcu otobüsünde, hemen çaprazımdaki koltukta oturuyorlardı. Annesi olduğunu tahmin ettiğim bir kadın cam tarafındaydı. Çocuk, iri mavi gözlerini dikmiş beni inceliyordu. Sonra ben de onu incelemeye başlamıştım. Üzerinde ilmekleri kaçmış, rengi solmuş bir hırka vardı çocuğun. Basma eteğinin altına…
Uğurlama(ma)
Kadın o sabah da erkenden uyandı. Araladığı göz kapaklarını birkaç kez kırpıştırdı. Bir süre tavanı seyretti hareketsiz. Sonra yere indirdi buz gibi ayaklarını. Gözleri yün terliğini aradı. Nereye bırakmış olabilirdi ki? Desenli karoların, ayaklarından daha soğuk olmadığını düşündü. Ardından pudra…
Resimden Hayaller
Teneke damlı, sıvasız evlerin arasındaydı dar sokaklar. Bu sokakların arasındaydı bütün hayatlar ve bu hayatların arasındaydı bütün çocuk gülümseyişleri. Onlar ki buldukları taşı kaldırdıklarında kaçışan böceklere hayretle bakarlardı, kolye yaparlardı iğde çekirdeklerinden. Saklambaç oynarken marifet bilirlerdi ağaç dallarına saklanmayı. Seke…
Aşk, Toprak, Vuslat
Sen gittin gözlerim uykuya hasret,Dostlarım derdimden anlarmış sandım.Sustu dilim olmam kimseye zahmet,Yazılmış alnıma bu kara bahtım… Bahçemde çiçeklerim bir bir soldu,Kar boran kış artık benim baharım.Düşüm de günüm de anıyla doldu,Tek bir tel saçınla avundum kandım… Sen kokar soluduğum her…
Bir Ümidin Var mı
(Ah ne güzelsin sen… Hep böyle kal çocuk, sakın büyüme.) Bilmem kaçıncı yaşımın, kaçıncı günündeydim. Kaçıncı akşamımın hangi rüzgârı savurdu beni bu meyhaneye bilmiyorum. Bu yıkık, bu dökük, kalbim gibi viraneye…Saatler önce mi gelmiştim buraya? Belirsizliğin içinde dolanıyor ara sıra…
Çocuk, Güneş ve Uçak
Ellerini siper edip bakışlarına,Uzaklara daldı çocuk.Bir ses vardı bu sabah,Bulutların dinlendiği maviliklerde. Az sonra gürültücü bir şeyler geçecekti gözlerinden.Kuşlara benzeyen ya da benzemeyen bir şeyler.O kadar hızlı geçeceklerdi kiRenklerini bile tam göremeyecekti gürültülerinden.Sonra bir daha, sonra bir daha… Güneş, Gizlendiği…
Gerçek
Yumruklarını sıkmış, tam karşısında dikiliyordu. Işığını görmemek imkânsızdı, gözlerinden yayılan öfkenin. Gri bulutlar kümelenmişlerdi başının hemen üstüne. Bir çarpışsalar, hemen oracıkta dökeceklerdi yaşlarını. Dökmediler, dökemediler… Bilmiyorlardı ki ne ırmaklar denize dökülür olmuşlardı iç selinde. O taşkınlar ki ne kadar birleşirlerse…