Otobüsün hareket saatine birkaç dakika vardı. Bıyıkları terlemeye başlamış muavinin, boş olmaması gereken yirmi bir numaralı koltuğun önünde birkaç saniye durup düşünmesinden hemen sonra soluk soluğa yetişmişti kırmızı ceketli kadın. Bir yandan beline kadar inen saçlarını alışkanlıkla geriye atıyor, muavine…
Kirazın Tadı mı Yoksa Rengi mi?
Ne zamandır bir İran sineması çekiyordu canım. Derin mesajlarla dolu, insana ve insan olabilmeye dair küçük ama anlamı büyük ipuçlarıyla dolu bir film… Keşke daha önce keşfetseydim dediğim ve birkaç filmini izlediğim bir yönetmen geldi hemen aklıma. Zira ara sıra…
Paylaşmak
“Şiirler benim olsun, öyküler ve romanlar senin.” dedi adam. Kadının suskunluğunu “evet”e yordu. Duvarı enine boyuna kaplayan kitaplığın önündeydiler şimdi. Bir adam ve bir kadın… Yüzleri kitaplara dönük gözleriyle seçiyorlardı onlarca kitabı. Anlaştıkları gibi öyküleri ve romanları aldı kadın, şiirler…
Balıkçı ve Oğlu
Ne zaman mavi ve kırmızı renkleri yan yana görsem aklıma hep o bebek gelir. Hani Ege sahillerinin birinde cansız bedeniyle yatan Aylan bebek… Akıllardan silinmeyen o görüntü utancın resmidir, kanayan bir yaranın resmidir. İnsanlığın var oluşundan itibaren kaçınılmaz olan bir…
Umutsuzluğun Yokluğu Olsun Bu
Halit, namıdiğer şiirkeş; dakikalardır önünde yanıp sönen imlece bakıyordu. Dışarıdan bakıldığında gözleri dalmış gibi bir hâl içinde olsa da hiçbir yere dalmamıştı; gayet açıktı bilinci, gözleri kadar. Güneşli bir gökyüzüne uyanmış, uzun uzun çay içmişti caddeye bakan balkonunda. Güzel bir…
Sevda Dediğin
Sonbaharın bitmesine sayılı günler vardı. O sabah koca şehrin aceleci insanları, rengi solmuş bir gökyüzüne uyandılar. Sıcaklık sanki bir gün içinde dereceler dolusu düşmüştü. Anlaşılan o ki kış, saklandığı yerden kendini göstermeye başlıyordu artık. Ali erkenden kalkmıştı. Her günkü gibi…
Palamutlar
Gözlerim, Uzayan yeşilliklerde Ve uzanıyorlar her tonuyla önümde… Bu esen yel, bu koku. Çocukluğuma alsa götürse beni Ve hiç geri getirmese… Gözlerimi kapattığımda rüzgârın fısıltısı “Yürü” diyor, sadece “yürü” Ve hisset, neler söyleyeceğim sana… Duyuyorum şimdi, Koşuşturan ayak seslerini ve…
Bulutlar, Yeni Dostlar ve Bir İsim Hikayesi
Dün uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yapmak geldi içimden. Aniden düştü aklıma, belki de önce –kalbime- demeliyim. Klasik bir cumartesi günüydü. Olabildiğince geç kalktığım, her gözümü açtığımda kendimi zorla uyutmaya çalıştığım bir gün. Vakit öğleye yakın demlenen çayın kokusu beni…
Ayakkabı
Eski yolcu otobüsünde, hemen çaprazımdaki koltukta oturuyorlardı. Annesi olduğunu tahmin ettiğim bir kadın cam tarafındaydı. Çocuk, iri mavi gözlerini dikmiş beni inceliyordu. Sonra ben de onu incelemeye başlamıştım. Üzerinde ilmekleri kaçmış, rengi solmuş bir hırka vardı çocuğun. Basma eteğinin altına…
Uğurlama(ma)
Kadın o sabah da erkenden uyandı. Araladığı göz kapaklarını birkaç kez kırpıştırdı. Bir süre tavanı seyretti hareketsiz. Sonra yere indirdi buz gibi ayaklarını. Gözleri yün terliğini aradı. Nereye bırakmış olabilirdi ki? Desenli karoların, ayaklarından daha soğuk olmadığını düşündü. Ardından pudra…