Saçlar insanın yaşadıklarının ve beklentilerinin aynasıdır.
Yaşlılığımızı ortaya koyan, hüzünlerimizi paylaşan yegane parçamızdır onlar.
Vücudumuzda bizimle beraber yolculuk yaparlar. Bizimle doğar bizimle ölürler. Bazen onları çok yorduğumuz için son yolculuğumuzda bizimle olmayıp bizi bırakmaları olağandır fazlaca yaşanır. Anlık ruh halimize göre anlamlar yükler gireceğimiz ortam hallerine göre şekiller veririz. Ne yaparsak ses çıkarmazlar, boyunlarını büker kabullenirler. Bazı zamanlar vardır o kadar yakıcı oluruz ki; onlar da çok kolay kırılır bize. Aynı sertlikte devam ettiğimiz sürece yavaş yavaş terk ederler bizi, kopup giderler hayatımızdan. Tekrar yerine getirmek bazen mümkün olsa bile kırılan şeylerin eski halini alması zordur, bundandır zor düzelmeleri. Hata kabul etmeyen bir uzuvdur saç, adeta vücudumuz bir ülke saçlarımızda o ülkenin kraliyet mensubudur; bu yüzdendir bu şahşa ve narinlik. Her zaman korunmaya muhtaç ilgiye açtır.
Aslında hayatımızda var olan herkes biraz saçtır.
İstedikleri ilgi ve şefkat bundandır.
Ve o hayat içerisinde bizimle gelmesini istediğimiz her ne varsa onlara en değerli uzuv gibi davranmak değişmesi teklif dahi edilemez bir haktır.