(Cem Adrian şarkılarıyla.)
Dünyanın bütün seslerini bünyesinde toplayan,
Elinde iğne iplik -şarkıları- ile ruhumuzun eksik yerlerine yama yapan,
Binlerce dinleyicisine siyah bir öpücük ile sonsuz bir iz bırakan,
Bir müziğin hem sözü, hem sesi, hem enstrümanı olabilen,
Fazıl Say’ın ”Yıllardır yüreğime dokunabilmiş tek müzisyen” dediği,
Kayıp çocukların masalını yazan,
Tuz Kral;
Cem Adrian.
Öyle bir adam ki;
bir yanı hala ”çocuk.” Hiç büyümeyen.
Öyle bir kalbe sahip ki;
bir yanı hala ”umut.” Hiç tükenmeyen.
_______
‘Ellerini tanırım ince beyaz,
Gözlerin bakar durur kömür siyah.’ – Hoş Geldin
Tam da burada başlıyordu her şey. O kapıdan girişin, bana elini uzatışın, gülümsemen… ‘Tanıştığımıza memnun oldum.’ halleri. Konuşmalar sırasında göz göze gelmeler. Dinliyormuş gibi görünüp aslında ‘Biraz daha gözlerimin içine bak.’ düşüncesinde olmak. İlk haller her zaman böyle değil midir? Her bir ayrıntıyı zihnine kazımak istersin. Ve her şey bittiğinde de en çok bu halleri hatırlarsın. Canın daha çok yansın diye.
‘Ben seni koklarım,
Koklarım bir denizin kıyısında.’ – Biz Senle
İşte o uyanmamamız gereken rüya. Tanrım nasıl bir bencilliktir bu? Her şey senin etrafında döner sanki. Bu gökyüzü, bu deniz, bu kuşlar… Bak deniz onun kokusunu getiriyor bana. Kuşlar onun adıyla bir beste yapmışlar bile. Gökyüzü onun bakışları gibi günümü aydınlatıyor. Çiçekler, siz neden bu kadar güzel kokuyorsunuz? Ah! İnsanlar ne kadar da mutlu. Niye mutlu olmasın ki?
‘Aşk kapıyı çaldığı zaman,
Acılar giremez diyemezsin.’ – Aşktan Korkma
İyinin içinde kötü, kötünün içinde iyi. Güzelin içinde çirkin, çirkinin içinde güzel. Sevginin içinde nefret, nefretin içinde sevgi. Aşkın içinde acı, acının içinde aşk. Bilmiyor muyuz? Biliyoruz. Bile bile lades diyoruz.
‘Bak…
Hala acıyor kırılan yerleri kalbimin.’ – Tek Kişilik Aşk
Bir çatırtı. Gittikçe büyüyen bir kırık… Ve son bir dokunuşla yerle bir. Kalbim bir enkaz altı artık. Verdiğin sözlerin tuz buz olmuş halini, kurulan hayallerin yanık kokusunu, sevdiğini söylediğin anların kırılmış parçalarını, bakışlarının sarhoşluğuyla devirdiğim şişeleri, ihanetin acısını, birikmiş gözyaşlarını, ellerinin ellerimde bıraktığı silinmeyen izleri… Hiçbirini atmıyorum. Bırakmıyorum, unutmuyorum. Gün gelecek o enkaza bir kez de olsa uğrayacaksın. Eserinle gurur duy istiyorum.
‘Şarkılar yarım,
Sözler hep yarım.
Acımıyor canım. Hepsi bu. Hepsi bu…’ – Yarım
Şarkılarım, sözlerim, dualarım, kalbim, ellerim, günüm, gecem, sevincim, üzüntüm, zaferlerim, yenilgilerim, iyi ki’lerim, keşke’lerim… Hepsi yarım kaldı artık.
Kırıklarını toplayıp bir hayata devam ediyorum. Biliyorum ama o eksik parça hiçbir zaman yerinde olmayacak.
Bırakın harflerinde asılı kalın sözlerin. İçinizi bir bıçak gibi kesip aynı keskin yumuşaklıkla yeniden sarmasına fırsat verin bu naif sesin. Susturmayın şarkıları. Geri dönüp sığınabileceğiniz bir şarkınız olsun mutlaka.