Panem, adını ilk duyduğumuzdan 64 sene daha genç ve kaotik. 2012 yılında Suzanne Collins’in kaleme aldığı Açlık Oyunları üçlemesinin ilk kitabıyla akıllarda yer edinen bu distopik ülke, kısa sürede okuyucuları içine çekmiş ve sayfalar birbiri ardına çevrilirken yapısı, işleyişi ve…
Bir Uçmak Tiradı
Yeniden doğmamı bekliyor, ant olsun ki doğmayacağım! Kuru dallar, ateş, tüylerim, bitmek üzere olan ömrüm… Neden aynı çirkinlikleri bir kez daha göreyim? Dostum Garuda’nın zamanı olmamış, uzun yoldan gelememiş, derme çatma cümleleri varmış -ki içinde uçmalarımızı barındıran- diyememiş bana. Şu gökyüzünden…
Şanssız Bir Şairin Şiiri
Salıverilmemiş ünlemli sözcüklerim Bilahare kopuyor teker teker zincirler Soğukların ortasında temmuz gibiyim Ağlamaya kalksam taşar mı denizler? Bir kahve daha koyuyorum şarabın inadına Yaşanmıyor yaşanmamış bütün aşklarım Ne Semerkant’ta, ne Bağdat’ta. Bilinse boş geçilmez önümden Her geçen bir hançer saplayıverir…
Dahası Sevmelerin
İnsanların kendi gürültülerinde, Son ses çalan şarkımı duymamalarını seviyorum Balkonda üflemeyi çirkinlikleri Deliresiye sarhoş olmayı Yitmeyi Kalem ve kağıt olmadan şiir yazamamamı seviyorum Ve en çok da insanların, yazdığım şiirleri duymamalarını seviyorum Susmasından kalemimin Küsmesinden şarkılarımın Kirlenmesinden duygularımın Korktuğum kadar…
Ve Hezeyan!
I. Hür kuşlar prangalandı altın kafeslere. Kaybolmuş bütün sigara dumanları Hepsi içimde, Yakmakta hasretinle birlikte. Hades’e sordum söylemedi nerden geldiğini bu korun. Mitolojik kayıtlarda geçmiyordu Sabıkam yoktu oralarda biliyordum. Tek sabıkam sendeydi; kayıpları oynuyordum. Kimsenin izlemediği, reytingi düşük, Basit gelirli…
Özgürlük Bilinmezi
Tek engel özgür olamayışımızmış gibi, hep bir özlem içindeyiz şu kuşlara. Bakıp da her şeyi bir kenara bırakınca; özlemimizin “bilinmezlere” olduğunu bulabildim. Sorun bilinmezdeydi, bilinmezlikler de özgürlükte. Yani bu kadar özgür olsak da yine bir engel bulurduk derinlerde.
Benli Kalem
Kainat koymuşlar hançereme Genişledikçe genişliyor terliyorum. Teorin var mı bu konuda sevgilim Atlar ölüyor, kuşlar ölüyor, ben ölüyorum. Sızıyorum Süleyman’ın asasından Bir kurt kemiriyor içimi gıdıklanıyorum Kudüs bitti mi? Öyleyse tamam. Süleyman düşüyor, ben düşüyorum. Sonra, hasret şirk koşuyor varlığına…
Ağlama
Sen ağlarsan kuşlar ölür, ağlama. Ekolojik bir buhran çöker üstümüze, Bu rıhtımdan tirenler kalkmaz mesela Ağlar annesinin sütten kesmediği çocuklar Fırtınalar kopar fırlarız sokağa Ne zaman bir fırtına çıksa Alıp götürsün diye yalvarmıştık biz OZ’un o muhteşem diyarına. Ardına cadılar…
Geceye Hayret
Geceye hayret ederken kuşları unuttuk. Ağladık olmadık bir yerinde şarkının Ne dense boştur kaybedilmiş dermanlar için Hükümsüzdür bulanlar camiye teslim etsin. Evet şimdi dinleyebilir sağırlar Körler bakmasın utanıveririm. Seher vakti kaybedip koşarım Miş’li geçmiş zamanlardan, Baş aşağı salın ki çabuk…