Demlik

Masumiyet

‘’Gönül dağı yağmur yağmur varan olunca
Akar can üstüne sel gizli gizli
Bir tenhada can cananı bulunca
Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar ‘’

Fonda Neşet Ertaş, en sevdiği öğrencileri ile birlikte meslek hayatının son akşamı her zaman gittikleri yerde akşam yemeği yiyordu Mustafa Öğretmen. Aslında bu tarz yemek organizasyonlarını sık sık yaparlardı. Kimi akşam Servet-i Fünun üzerine kimi zaman da İkinci Yeniciler üzerine derinlemesine muhabbet ederler, şiirler okurlar ve şarkılar söylerlerdi. Havanın kararması ile başlayan muhabbet o kadar derin ve duygulu olurdu ki çoğu zaman sabah ezanına kadar otururlardı…
Ama bu hepsinden daha başkaydı! Artık emekli oluyor ve ömrünün geri kalanını geçirmek üzere Kuşadası’na taşınıyordu. Sabah, evindeki ve üniversitedeki odasında kitaplarını toparlayıp kutuladıktan sonra, klasik veda konuşmalarının ardından soluğu yine Hakan Usta’nın mekânında almışlardı…
Yine edebiyat üzerine bahisler açılmış ve okunan yeni şiirlerden sonra; ayın gecenin kalbine battığı vakitlerdi. Gecenin ve ortamın ruh hâlinden güç alarak; öğrencisi Emre hocasına döndü ve elini öpüp hocasının gözlerine bakarak, ‘’ Hocam peki bunca tecrübenize dayanarak bir soru sormak istiyorum size.’’
Mustafa Öğretmen:
‘’ Tabii evladım, buyur ‘’
Emre:
‘’ Bu kadar yıllık yaşam ve bunca akademik tecrübenin sonucunda ne öğrendiniz? ‘’
Mustafa Öğretmen:
‘’ Masumiyet. ‘’
Aslan:
‘’ Peki, masumiyet nedir hocam? ’’
Mustafa Öğretmen:
‘’ Küçükken bir masal okumuştum. Kim yazmış şimdi hatırlamıyorum. Belki de mühim bir herif yazmıştı. Küçük bir kız çocuğu vardı masalda. Bir de çocuğun odasının penceresine konan serçeler… Bu küçük kız çocuğu, serçelerle konuşabiliyordu. Onları anlıyordu. Ama annesiyle babası bunun farkında değildiler. Yani; kızın çıkardığı o acayip seslerin, kuşlarla arasındaki iletişimin gereği olduğunun farkında değillerdi. Sonra bir gün, bu küçük kız ilk kelimesini söyledi, annesinin ve babasının anlayabileceği… İşte o kelimeyi söylediği zaman, o an; kuşların dilinden anlayabilmeyi ve anlaşabilmeyi yitirdi. Bence masumiyet de böyle bir şey işte! ‘’

Emre:
Peki, o zaman hocam, bu misale göre bir kere kaybedince bir daha sahip olunamaz mı masumiyete?
Mustafa Öğretmen:
‘’ … ‘’
Aslan:
‘’ Öyle de diyebiliriz bence. ‘’
Emre:
‘’ Peki, hocam, masumiyeti özlediniz mi?
Mustafa Öğretmen:
‘’ Tabii, masumiyet özlenmez mi? ‘’
Emre:
‘’ İyi de hocam, iyi güzel hoş söylersiniz. Ama kaybedilen masumiyet bir şekilde geri kazanılamaz mı?
Mustafa Öğretmen:
‘’ Bence evet tabii… ‘’
Aslan:
‘’ Nasıl? ‘’
Mustafa Öğretmen:
‘’ Öfkelerimizden ve ihtiraslarımızdan kurtularak… Kıskanmayarak, kendimiz için istediğimiz bir şeyi başkaları için de isteyerek, doğadaki her canlıyı yaratandan ötürü severek ve her şeyden öte bu dünyaya nasıl geldiğimizi ve nasıl gideceğimizi asla unutmayarak… ‘’
Emre:
‘’ Dünya koşuşturmasında saydığınız bu güzel duyguları baskılayan ve engelleyen yine saydığınız kötü durumlar hocam. ‘’
Mustafa Öğretmen:
‘’ Hani olgunlaşmamış meyve dalından koparılmaz ya evlat. İşte bu da böyle bir şey! Demek ki daha zamanı gelmemiştir. O zaman; acını, ihtiraslarını yaşa, öfkeni de yaşa ve seyret masumiyetin çırpınışını… Kendini sakın bastırma! Öyle suyun üstünde akan yaprağa bakar gibi bak masumiyete… Seyret, uzanıp onu almaya kalkışma… Bu durumdan dolayı kendini suçlama! Başkalarını da suçlama! Olacak olandan kaçınamazsın! O yüzden hiç bastırma kendini… Çünkü insan bastırdığı duygunun esiri olur unutma! Bu insan içinde yaşanılan kötü olarak var saydığımız duygular, bir turnusol kâğıdı gibidir. Eninde sonunda içimizdeki masumiyet özleminin ateşini yakar; tutuşturuverir… İşte o zaman kemale erdiniz demektir. Bir âşıksınız demektir. Bir yolcusunuz demektir! –Bir ben var benden içeri- desturunda olduğu gibi bir yunus olup, arar durursunuz… Âlem artık bu dünyadan ibaret değildir o aşığını arayan için… Haberdardır! Son olarak da şunu asla unutmayın ki; ötelerin ötesinden haberdar isen, âşık maşukuna er ya da geç kavuşur! ‘’

Yazan: Bedirhan Altın

Yorum (0)

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Gerekli alanları işaretleyiniz *