zaman kayıyor
ayaklarımın altından bitiyor dünya
dinlerseniz duyarsınız sessizliği
dinlerseniz duymazsınız sessizliği
keşke her şey rüya
babam oluyor annem oluyor sen oluyorsun
babam ölüyor annem ölüyor sen gidiyorsun
hepsi göğün kuşağında bir renk
ne kadar ağlayamıyoruz hala
hayret
efgan çatlıyor duvarlar
ağıt
kaburgamın tam arasından sızıyor
türkü
kaçarken kayboluyor fil vuruyorlar
sahra çölünden bir hikayedir
ki aynı yerde aynı nakarat eşliğinde
eşiğinde gözün yaşı gebeliğe
karnı şiş teni şiş bebeği şişlenmiş
kırmızıları da sever ukhuvan
bu ne bekleyiş
bu ne bekleyiş yarabbi sızıyoruz gör
bir iki üç tıp
susuyoruz dilimiz yok dilimiz yok
mesela
bütün olarak bir adam değilim
dengesizliğinizi salaklığınızı satın
alabilirim
kavimler göçü kadar büyüktür etkisi
katrana bulanıyorum mahfi
kervanlar haramilere saldırırken
yusufu unutuyor
yusufun içinde bir zulmet
benim içimde bir zulmet
yusuf değilim
bütünlüğüm yok mühcede
aldıklarımı satsam ah
bağlasam bir ağaca ah desem
gözlerim doluyor şimdi oldu
kaybolan yılkı geçecek geceden
sarı ışıklar ve lal
susmam gerekiyor burada
gidiyorum için ki gerekiyor takva
dinlemediğiniz için
teşekkürler.