Kasım yataktan doğruldu ve yanındaki komidinin üstünde duran sigarası ile çakmağını aldı. Sigarasından derin bir nefes çekip, yatağın başlığına sırtını dayadı. Yanında uzanan güzel kadına bir bakış attı ve durgun bir ses ile ”Sen ve ben mutluluk yarışının zorunlu katılımcılarıyız. Buradaki sen ve ben kesinlikle biz değil, çünkü yarışanların başkası olmaz.” dedi tebessümle. Kadın boş bakışlar ve sıkılmışlık ile ”Nasıl? İlişkinin ardından edebiyat yapmaktan haz mı duyuyorsunuz siz erkekler?” dedi. Kasım gülerek ayağa kalktı ve pencereye doğru ilerleyip, kısa bir süreliğine dışarıyı seyrettikten sonra kadına dönüp cansız bir sesle ”Bilmiyorum. Sanırım bu da yarışın bir parçası.” dedi. Ardından açıklama yapmayı gerekli gördüğünden olacak ki hemen ekledi ”İnsanın yaptığı her işin altında bir damla mutlu olabilme arzusu yatar. Kimse sonsuz mutsuzluğu tasavvur etmez. Yaşamını sürdürürken insan hep şöyle düşünür: Bu iş de olsun tamamdır; gerisi rahat.” Kadın ”Haklısın. Hiçbir zaman gerisi rahat olmaz tabi. Fakat yaşamın zevkli olmasının sebebi de bu.” dedi onaylayan bir sesle. Kasım ”Evet. Kendini mutluluğa adamış insanların yaşama sebebi önlerine çıkan engelleri aşmaktan ibaret, zaten yarış dememin gayesi de bu; ama amacına ulaşıp, artık mutlu olması gerektiğini düşünen insanlar çok derin bir boşluğa düşer. Bu depresyon halinden ya da düştüğü derin boşluktan artık her neyse ondan kurtulmak için olmayan mutluluklarını yarışa tutuştururlar” dedi. Kadın ”Hiç mi amacına ulaşıp mutlu olan insan yok?” dedi Kasım’ı sınar gibi. Kasım ”Mutluluk, sadece reklamlardaki rolleri oynanan karakterlere aittir. Dolayısıyla sadece cahil veya saf insanlar mutlu olabilir tabi buna mutluluk denebilirse.” dedi kendinden emin vakur sesle. Kadın ”Nereye varmak istiyorsun bunlarla? Yorgunum.” dedi ilgisizlikle. Kasım ”İşte tam da bundan bahsediyorum. Bizler birer kurbanlık koyunuz. Her birimiz çeşitli öğütlerle kandırılıp hayatımızı mutluluk üzerine kuruyoruz; fakat küçük birkaç an için bütün ömrümüzü boş şeylerle geçirip, yaşamaktan alıkoyuyoruz kendimizi. Mutsuz olmaktan, yalnız kalmaktan, insanlar tarafından dışlanmaktan; anneden, müdürden, öğretmenden ve patrondan azar işitmekten ödümüz kopuyor.” dedi trajik bir yüz ifadesiyle. Kadın ”O zaman ölümden başka bir çaresi yok mutluluğun öyle mi?” dedi piç kurusu gibi sırıtarak. Kasım ”Evet. Mutluluk tüm duyguların katilidir. Ben de Azrail’in yeryüzündeki yardımcısıyım.” dedi gülerek.
Kadın muhabbetin gittiği yerden ve Kasım’ın sayko sözlerinden hayli şüphelenmişti; yavaş yavaş kalkmaya yeltendi. Kasım ”Nereye?” diye sordu çok ciddi bir tavırla. Kadın gitgide korkmaya başladı Kasım’ın anlık duygu değişikliklerinden ve ”Geç oldu artık paramı ver de gideyim.” dedi; ürkmüş olduğu sesinden belliydi. Kasım pantolonunun cebinden parasını çıkartıp, parayı kadının avucuna yerleştirdiği sırada küçük ve anlık bir bakışma yaşadılar. Kadın hiçbir şey söylemeden arkasını dönüp gitmeye kalktı; fakat Kasım kadını bileğinden kavradı ve ancak göz açıp kapamaya yetecek kadar kısa bir sürede kadının bileğine yatay ve derin bir çizik attı; pantolonundan parayı alırken gizlemiş olduğu çakısıyla. Kadın şoka girmişti. Ardından Kasım kadının diğer bileğine de çok kısa bir sürede aynı yaradan açtı. Kadın yaşlı gözlerle Kasım’ın gözünün içine bakıyordu. Kasım iki avucunda kadının iki bileğini tutuyordu. Beraber yatağın kenarına oturdular. Kasım sanki ruhani bir doygunluk ya da ereksiyon geçiriyormuş gibiydi. Kadın da hem geçirdiği şoktan hem de daha feci bir ölümden korkarak hiç kıpırdamadan öylece Kasım’ın gözlerinin içine bakmaya devam ediyordu. Kasım ”İşlediğim en iyi günahlardan birisin; mutlu olmayı hak ediyorsun ve senin de bildiğin gibi ölümden başka çaresi yok mutluluğun; bir seçeneğin daha var ama” dedi ölüm ile umut taşarken gözlerinden.