İnsanların bilgisayarlarla iletişim çabasının en basit hâli; “hücrelerin denetlenmesi” işlemidir. Yani; belirli hücrelere belirli veriler girip bu verilerin de belirli mantıksal sınamalarından geçirilip bir sonuç ya da özet elde ettiğimizde bilgisayarımızın bilgi saydığını düşünürüz. Peki, aynı formülleri ve verileri kullanmamıza rağmen farklı sonuçlar elde etmeye başlasaydık ne olurdu?
Tutarsız cevaplar, kafa karıştıran formüller, elde edilemeyen sonuçlar ve buna benzer her şeyi, bilgisayarlardan ziyade, insanoğlundan temin edebiliriz. Gözünüzün içine bakarak yalan söyleme işlemini başlatabilen bu canlı türü, bilgisayarlara diz çöktürecek cinsten işlemcilere sahiptir. Çünkü; dandik insanlar, kusursuzluk arayışındaki insanlara problem çıkartarak yeni bakış açıları sağlamaktadır. Herkes dürüst ya da başarılı olsaydı, kusursuzluk arayışı da olmayacaktı.
Bilgisayarlar da tutarsız cevaplar vermeye başlasaydı; dandik insanlardan daha çok hata gelir ve kusursuzluk arayışındaki insanlar hatalara karşı daha çok savunma mekanizması kazanırdı ve şimdiye kadar çoktan ölümsüzlüğü bulmuşlardı. Biz, hastalıkları ilerlemeden durdurma konusunda uzmanlaşan ancak hastalık yokken bedenimizde bir sıkıntı yok diye düşünen insanlarız; değil mi? Dandik insanlar durduk yere ölmeye başlasalardı, kusursuzluk arayan insanlar da durduk yere ölmeyelim diye tedbir arayışına girişecekti…
Güvene bağlı yaşama stiline sahip organizmalar şirketleşme dönemine girdiğinde, kusursuzluk arayışı olan insanların güvenlik duvarlarını kırmak, parçalamak ve en azından çatlatmak için ellerinden geleni yaparlar.
Örneğin; bir firma, yönetici belirler. Yönetici, prosesin adımlarını gözlemler ve bilgisayarda takip edilebilir bir hâle getirmeye çalışır. Her ne kadar düzenli bir formülasyon olsa da bu formülasyonun sonuçları değişkenlik göstermektedir. Formüle göre teslimat gününün Salı günü olduğunu gören yönetici, Perşembe günü teslimat yapıldığını görünce “Benim formülüm doğru ama çalışanlar formüle göre çalışmıyor.” diyebilir. Tam da bu noktada güven çatlakları oluşmaya, fikir ayrılığına gidilmeye başlanır. Felsefî düzlemde oluşan o soru şudur: “Formül mü hatalıdır yoksa çalışanlar mı?”
Dandik insanlar, kusursuzluk arayışındaki insanlara “güven çatlağı” verebilirse formüller esnetilir ve verimsiz çalışmalar ortaya çıkar. Kusursuz insanlar, dandik insanları “formülle korkutabilir”se verimli ancak mutsuz bir çalışma ortamı oluşur çünkü formül kendini kanıtlayacak sayıda doğru çalışırsa şirket işçilik sürelerini ya da maliyetleri beğenmemeye başlayacaktır. Görünen dağ, bir süre sonra tepe olacaktır. Tepe sandığımıza yaklaşırken “Aman ayağıma takılmasın.” diyerek bir tarafa kaçacağızdır.
Dandik formülasyonlar, kusursuzluk arayışındaki insanlara daha çok tecrübe kazandıracaktır. Dandik kusursuzluk arayışındaki insanlar, kusursuzluk arayışındaki insanlar tarafından tespit edilecek ve formülasyonlar denetlenmeye başlayacaktır. Eğer dandik kusursuzluk arayışındaki insanlar, kusursuzluk arayışındaki insanları ikna edebilirse dandik formülasyonlara müdahale edilmeyecek ve dandik insanlara yoğunlaşacaklardır. Ancak; kusursuzluk arayışındaki insanlar, dandik kusursuzluk arayışındaki insanları tespit edebilirse formülasyonu daha tutarlı hâle getirecek ve işleyişi hem dandik kusursuzluk arayışındaki insanlardan hem de dandik insanlardan savunmuş olacaklardır.
Yasama-yürütme-yargı üçlemesi olarak bilinen bu döngü, “dandikleşmeme tedbirleri” başlığında toplansaydı belki daha anlaşılabilir olurdu. Yirmi milyon insanı, belirli bir bölgede toplayıp düzen ve refah içerisinde yaşamalarını sağlamak için dandik insan, dandik kusursuzluk arayışındaki insan ve dandik formülasyondan arındırmadan nasıl başarabileceğimiz ise tartışma konusudur. İşte; toplum olarak yaşama elverişli koşulları oluşturmak için uğraşan kişilerin sorduğu o felsefî soruya geldik: “Formülasyon mu hatalıdır yoksa insanlar mı?”
Kusursuzluk arayan insanlara, yapay zekâdan “Haklısın, hata yaptım.” şoku 🙂
Kimileri kusursuzluk arayıp yıllarca uğraşıp didinir ve yerinden kımıldayamaz kimileri de hiç bilmediği yollarda sağa sola çarpa çarpa ilerler.
“Formülasyon mu hatalı yoksa insanlar mı?”
İkisi de hatalı çünkü ikisi de insan yapımı…