Serkan Üstündağ
79 Articles4 Comments

Serkan ÜSTÜNDAĞ 1989 yılında Üsküdar'da doğdu. İlköğretim ve lise yıllarını Feneryolu'nda tamamladı. Bu yıllar içerisinde, sayısız deneme yazıları, şiirler, şarkı sözleri ve aforizma çalışmaları oldu. Halen kendi arşivinde tutmasına rağmen, pek fazla kişiyle bu kayıtları paylaşmamıştır. Üniversite yıllarını ise Trabzon'da geçirdi. Bu yıllar içerisinde tamamen müziğe yöneldi. Uzun sap bağlama ile başlayan müzik hayatına Türk Halk Müziği korosunda vokallik yaparak devam etti. Sonrasında ise THM'den ayrılarak gitar çalmaya başladı. Popüler müziğin yakınından geçmeyen, daha çok "roborock" türüne yakın olan besteler yapmaya başladı. Müzik hayatına da sadece kendi şarkılarını çalarak devam etti. Üniversite hayatı sonrasında İstanbul'a döndü ve İngilizce dil eğitimini tamamladı. Çok geçmeden askerlik tecilini kaldıran Üstündağ, Artvin'de askerlik görevini yerine getirdi. Askerden döndükten sonra ise, pazarlama sektöründe işe başladı. Aynı yıl içerisinde Folklor dünyasına adımını attı. Tüm bunların yanı sıra, çalışma hayatı ile birlikte Yalan Yalnızlık ve Sanat Şey projelerini başlattı.

Kar Tanesi

Hayatımız boyunca, kendi genel geçer yargılarımıza da bağlı kalarak, iz kuramından faydalanma eğilimi göstermekteyiz. Bu bir gerçek; doğayı takip et, yargıla, taklit et, bir döngü yakala ve kendini iyi hisset. Eğer yaşadığımız ortamı, zihnimizde tanımladığımız başka bir ortama benzetemezsek, huzursuzluk…

Özlenen Şey

Şu an dünyada konuşulmakta olan yaklaşık 8000 farklı çeşitte lisan bulunmasına karşın, bazı şeylerin eksikliğini hâlâ hissetmekteyiz. Duygu sellerine ev sahipliği yapan günlerimizi tükettikçe, eksik olan şeyin arayışını bıraktığımız da bir gerçektir. Neyi kaybettik ki eksikliğini yaşıyoruz, belli değildir. Oldu…

Ortak Sorunlar

Odak noktamızı bir kez daha insan olgusu üzerine çevirelim… Kendine benzeyeni kabul etmeyen ve kendine benzemeyeni ise kötülemenin ötesine geçemeyen insan olgusuna… Kendisine bir zaman birimi üretmiş olan ve toplumların toplu bir şekilde davranış yönlenmelerine göre farklı devir isimleri türetmiş…

Mesafeli Yaşam Sözleşmesi

Eğer aralamakta olduğunuz perde size soğuk geliyorsa, cehennemden dışarıya çıkıyorsunuz demektir. Uzaklarda üşüyeceğiniz bellidir fakat bazen gitmek gereklidir. Böylesine kesin yargılarla konuşmaya pek alışamadığımdan dolayı, lafı birazcık dolandırarak ve esrarengiz kılarak, derdimi anlatmama izin verin. Öncelikle, bir bireyin yaşamdan vazgeçtiği…

Yeni Gelecek

Gelecek, kabuğu sert bir meyve gibidir. Kabuğunu açmayı başarmadan tadına varmamız imkânsızdır. Üstelik doyurucu bir meyve midir yoksa zehirli midir, bunu bile bilmiyoruz! Şu an yaptığımız şey ise, deneyim ve tecrübelerimizi biriktirerek uçlarını daha sivri hâle getirmek. Tecrübelerimiz hiç olmadığı…

Umut Vaatleri

“Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi?” – Nâzım Hikmet “Ne bileyim ben; öyle miydi, değil miydi?” – Serkan Üstündağ Geçmişe sıkışıp kalmış olayları kurcalarken, yaşanan hislerin analizini yapmak ve vaatlerin yerine getirilip getirilmediğini kontrol etmek; bizim…

Mektup Tarifi

Gerekli hâl ve koşulların sağlanmasından sonra, bir mektubu meydana getirmek için tarifler sunmak çılgınlık sayılabilir. Peki, neydi bu gerekli hâl ve koşullar? Öncelikle yazacak gerçek veya tüzel bir kişi bulmalıyız. Bu kişiye anlatacak bir konumuz ya da aktarmak istediğimiz bir…

Papatya Kültürü

“Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor…” Papatya kültürüne tanıklık edebilmek için öncelikle bizi harekete geçirecek birilerine denk gelmeliyiz. Az süreli bakışmalarda uzun süreli yaşanmışlıklarımız varmış gibi, daha o ilk bakışmadan sonra çok özlemişim ben seni dedirtebilecek insanlara… Bizi biraz silkelemeli…

Gel Gezinelim

Akşam yemeğini tamamlayan adam, ailesinin yemeğe devam etmesine aldırmadan, hemen salona doğru koştu. Haber kanallarının son dakikalarına boğulan zihniyle izlemeye devam ediyordu. Birkaç grup insan, yaşadıkları semtin etrafında kural tanımaz davranışlar sergiliyordu. Aslında burada birkaç grup insan değil, evinde olanlar…

Kırmızı Hattı

Dalgın duran insanlar ve boş bakışları üzerine, tehlikeli durduklarını iddia ederek, bir inceleme başlatsak iyi olur. Kırmızı hattına dahil olan bu insanların dışarıdan bakıldığında herhangi bir fikre ortak olup olmadıkları nereden bilinebilir ki? Bundan ötesi, “kırmızı hattı” dediğimiz şey nedir?…

BİR KÜÇÜK NOT

İletişim: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Geçici bir süreliğine ekibimiz dışından gelen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

Detaylı bilgi için tıklayınız.