Kat kat gökten, her bir köşesini seyreyledim dünyanın Aşkı gördüm yüreğin en derinine saklanmış Acıyı gördüm çığlıkların ardında Yumrukların arasında gördüm öfkeyi bir kavganın sonunda Ve yenilgiyi efkârı kahkahalara gizlenmiş mutlulukları tükenmeyen umudu yalnızlığa siper olmuş uykuları vuslatı yarenliği kasveti…
Tek Mevsim
Canım Dostum Bahar’a Sonbahar Gözlerini kapatıp serin rüzgârın kokusunu içine çekti. Yolun karşısına geçmeden önce birkaç kez derin derin nefes aldı ve bu nefesleri her verişinde yalnız olmadığını hatırlattı kendisine. Oradan oraya koşuşturan bunca insan her gün her dakika nereye…
Ah
Şıp diye seviverdiğim gibi seni Ah bir geliversen Bir gelsen de kalbimdeki kimselere benzemez yerini Hiç kimselerin dolduramadığını bir görüversen Anlatabilsem sana Zeytin ağacımla konuştuğum akşamları Yüzümü boyayan gün batımı kızıllığını Serçe kuşlarının ekmek kırıntılarını binbir çabayla Nasıl da kapıştıklarını…
Kızıl ve Kırmızı
Otobüsün hareket saatine birkaç dakika vardı. Bıyıkları terlemeye başlamış muavinin, boş olmaması gereken yirmi bir numaralı koltuğun önünde birkaç saniye durup düşünmesinden hemen sonra soluk soluğa yetişmişti kırmızı ceketli kadın. Bir yandan beline kadar inen saçlarını alışkanlıkla geriye atıyor, muavine…
Kirazın Tadı mı Yoksa Rengi mi?
Ne zamandır bir İran sineması çekiyordu canım. Derin mesajlarla dolu, insana ve insan olabilmeye dair küçük ama anlamı büyük ipuçlarıyla dolu bir film… Keşke daha önce keşfetseydim dediğim ve birkaç filmini izlediğim bir yönetmen geldi hemen aklıma. Zira ara sıra…
Paylaşmak
“Şiirler benim olsun, öyküler ve romanlar senin.” dedi adam. Kadının suskunluğunu “evet”e yordu. Duvarı enine boyuna kaplayan kitaplığın önündeydiler şimdi. Bir adam ve bir kadın… Yüzleri kitaplara dönük gözleriyle seçiyorlardı onlarca kitabı. Anlaştıkları gibi öyküleri ve romanları aldı kadın, şiirler…
Balıkçı ve Oğlu
Ne zaman mavi ve kırmızı renkleri yan yana görsem aklıma hep o bebek gelir. Hani Ege sahillerinin birinde cansız bedeniyle yatan Aylan bebek… Akıllardan silinmeyen o görüntü utancın resmidir, kanayan bir yaranın resmidir. İnsanlığın var oluşundan itibaren kaçınılmaz olan bir…
Umutsuzluğun Yokluğu Olsun Bu
Halit, namıdiğer şiirkeş; dakikalardır önünde yanıp sönen imlece bakıyordu. Dışarıdan bakıldığında gözleri dalmış gibi bir hâl içinde olsa da hiçbir yere dalmamıştı; gayet açıktı bilinci, gözleri kadar. Güneşli bir gökyüzüne uyanmış, uzun uzun çay içmişti caddeye bakan balkonunda. Güzel bir…
Sevda Dediğin
Sonbaharın bitmesine sayılı günler vardı. O sabah koca şehrin aceleci insanları, rengi solmuş bir gökyüzüne uyandılar. Sıcaklık sanki bir gün içinde dereceler dolusu düşmüştü. Anlaşılan o ki kış, saklandığı yerden kendini göstermeye başlıyordu artık. Ali erkenden kalkmıştı. Her günkü gibi…
Palamutlar
Gözlerim, Uzayan yeşilliklerde Ve uzanıyorlar her tonuyla önümde… Bu esen yel, bu koku. Çocukluğuma alsa götürse beni Ve hiç geri getirmese… Gözlerimi kapattığımda rüzgârın fısıltısı “Yürü” diyor, sadece “yürü” Ve hisset, neler söyleyeceğim sana… Duyuyorum şimdi, Koşuşturan ayak seslerini ve…