Yazmak;
1. Söz ve düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak
“Büyük bir heyecan, bir haz içinde şu satırları yazıyorum.” – Ö. Seyfettin
2. Yazı ile anlatmak, yazıya dökmek
“Adresini bilmiyorum ki yazayım.“
3. -de “Yazar” olarak görev yapmak
4. Yazı ile bildirmek, haber vermek
“Mağlubiyet Almanya’yı karıştırmış, gazeteler yazıyor.” – A. İlhan
5. Bir bilim veya edebiyat eseri oluşturmak
6. Sayaç vb. sayılarla niceliği belirtmek
7. Kaydetmek
“Çocuğu okula yazdılar.“
8. Bir göreve almak
“O delikanlıyı polis yazmışlar.“
9. İnsanın geleceğini belirlemek
“Yazan böyle yazmış.“
10. Gelinin yüzünü süslemek
“Kalem alıp kaşın gözün yazmalı.” – Halk türküsü
***
TDK bu tanımlamaları yapmış yazmak için.
140 kg olan teyzem uzun seneler önce, 55 yaşında iken bir bulmaca yarışmasına katılmıştı televizyonda. Sunucu kendisine hobilerini sorduğunda “yürümek ve yüzmek” dedi. O vakitler televizyon müthiş bir güce sahipti internet filan yoktu, maaile pür dikkat televizyonun karşısında soyumuzdan birinin sihirli kutudan yansıyan görüntüsünü izlemek hevesi ile toplanmıştık. Kadın hobileri için “yürümek ve yüzmek” dedi. Hayatta nefret ettiği iki şey “yürümek ve yüzmek” olan canım teyzem; hobileri; bulmaca çözmek, televizyon seyretmek, uyumak, çay ve sigara içmek olan canım teyzem… Hepimizi bir gülme tuttu, seyretmeyi filan bırakıp kahkahalarla güldük. Olayı abartıp üstüne espriler yaptık. Gerçeği biz biliyorduk seyreden herkesin de gülümsediğine eminim…
Yazmak;
TDK tanımları arasından birinci, ikinci ve beşinci tanımları dayanak alarak söyleme cüretini gösteriyorum,
“İnsanın hobi olarak yapabileceği bir iş değildir. “
Bilirsiniz ilk inen ayet “oku”/”ikra”; okumayan bireylerin yazar olabilecekleri sanrısına kapılmaları üstelik de içlerinden yükselerek akıl ve mantıklarını ele geçiren “yaz”-iqtıb” çığlığı yok iken pek mümkün gibi görünmüyor gözüme.
Sosyal medya sağ olsun! 140 karakter ile üstelik şeyhülislam “Türkçe’nin katli vaciptir” deyu fetva vermişçesine dilin ırzına geçerek olmayan fikrin zikri derdine düşmüş herkes yazar sayılmakta sanal alemde. İşin vahim yanı kendilerini yazar zannetmeleri… Harikulade zannettikleri özel anlarını ve anılarını, çok önemli saydıkları fikir ve düşüncelerini deneme, köşe yazısı, şiir, öykü gibi edebiyat başlıkları altında yayımlayarak “hobi olarak yazıyorum” diyebiliyorlar.
Sen yazıyorsan, bir süre yazmayı bırakınca çıldırma noktasına gelebilen ve kaleminin ucunu öperek yeniden yazmaya başlayan Sait Faik ne yapıyordu arkadaşım?
Yazar;
1. isim Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse, kalem erbabı, müellif.
“Her tarih eseri, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yazarın hayat tecrübesine bağlıdır.” – C. Meriç
2. Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse, kalem erbabı, muharrir.
3. sıfat Yazma özelliği olan.
TDK “yazar” sözcüğünü yukarıdaki tanımlar ile vermiş.
“Yazma özelliği olan” herkes bir şeyler karalayabilir şüphesiz sorun şu ki; sadece “yazmayınca öleyazıyorsan” yazar olma ihtimalin vardır.
Yazmak eylemi dil bilgisi kurallarından muafmış gibi sözcükleri canının istediği gibi yan yana dizerek, kimsenin anlamlandırmayı başaramadığı saçma sapan, sos olsun diye terimler ile zenginleştirilmiş üç yüz kelimelik güya metinler çıkarmak yazar olmak değildir. Kendisini anlatmayı başaramayan cümleler bütününe edebiyat ürünü demek ise ancak cehalet ile açıklanabilir.
Yazmak; ciddiyet, çaba , emek, yürek isteyen bir iştir. Bazen bir hafta boyunca yazmaya çabaladığın bir metni yırtıp atmanı, yakıp kül etmeni kalem ile kağıda değil de klavyede yazıyorsan tamamen silmeni ve yeni baştan başlamanı gerektirir.
El hasılı vel kelam yazmak;
Sosyal medya şıppiklerinin altından kalkabileceği bir iş değildir. Kendilerini her ne kadar yazar ilan etmiş olsalar da, okuyan; kimin yazar olduğunu kimin olamayıp herkesi kendine güldürdüğünü bilir. Tıpkı teyzemin hobi olarak bile yürümediğini ve yüzmediğini herkesin anladığı gibi…
“Kızlara ve gelinlere”