-Aba vü ecdad ağlar Cebbar’dan
Ve mevsim cerh etmiştir bir dostumun yüreğini.
İnceltmiştir ipi, bıkmıştır hayattan
Nevfel’in kızı sevmiştir Hint prensini.
Böyle başlar bir hikâye,
Yüzüne benzeyen herkesten sıkılan kadın;
Sevişmelerin yorgunluğunda.
Tutulduğu; cenabet dolu bir aşk.
Ölümlerin ardı: benzer bir kadının hatırında
Portre çıkarmak isteyen ressam; zımparasız, kömürsüz ve tuvalsiz,
Kaleme düşünce, korkuyor gibi
Ölümlerin ardı: Kays çaresiz.
Ve ağzım başkasında, ruhum başkasında.
Şehrimi başka bir şehirle aldatıyorum bu gece,
Alıyorum üstüme ne kadar denaneti varsa.
Şiirim cünübleşiyor ve tazeleniyor şarabım,
Tavrım; hürrece.
Lekesiz sandığım göğsümü açıyorum rüzgâra.
Ölümlerin ardı: Firdevsi’nin şehnamesi.
Baharı bekleyen kırmızı bir gül ki ;Hüsrev’in mezarında açan
Beyaz bir gül ki; Şirin ile söyleşen.
Havf dolu,ümit dolu
Mezarın ardı: ortada diken.
Ölümler !
Ölümler çiftleşiyor,sevdiğim o başka şehirde
Sorulara da ölümle cevap veriyor insanlar
Ölüm doğuruyorlar,ölüm büyütüyorlar ve
Ölümlerin doyasıya seviştiği bu yerde
Yalnızlığı sevmeyi yeğleyip,bıçaklıyorum bir adamı.
Aynı anda Marilyn bir uyku hapı daha alıyor,
Bi-behre adam içiyor ,baldıran şerbetini.
Ölümlerin ardı: ardınca güzelleşiyor Şukufeler,
Alıp içlerinden birini sana veriyorum,sessizce.
Başım dönüyor,yıldızlar yıldızlar yıldızlar,
Durduk yere küfür ediyorum kapitalizme.
Yezid’in karşısına çıkan Huseyn gibi cesarete bürünüp bazen de
Rıhtımında olmak istiyorum ;delice.
Ölümlerin ardı: şehrin adını taşıyan binanın merdivenlerinde,
Her katta bir yorgunluk ve uykusuzluk.
Belki de fazlasıyla çocuktuk
Zamanı biz susturduk.
Ve ölümlerin ardı: yine ölümler…