Bu ne yaman çelişki
Hayâsız yaşanmıyor âdem
Siyah göç verir sebepsizce
Ondanmış bu ruhaniyet
Anatomisi varmış güneşin
Öğrendim.
Kundakta belenen yemindir, sözdür
Cennete kavuşur muyuz âdem
Sevgilinin yüzü ay
Buyursa yüreğimden içeri konuşarak
İşte ikramım
İşte külüm diyeceğim
Elbet bir gün konuşacak.
Sahi biraz intizarmış aşk, biraz ihtimam
Efsunum aşktan.
İklimler alabora olmuş
Sağa sola dağılmışız
Susmak deyince
İnsanın iki dudağında iki düğüm
Ya da bil ki zarafeti bitmiştir dünyanın.
Kelebeği kaçırmasınlar, söyle
Pek hercaidir ömür
Rüya gibidir.
Hikmetinden sual etme olanın,
Çek çizgiyi.
Güz atlasında yer bulamamışız ki âdem
Nereye gidelim?
Pencereye süslenir yaprak dökümü,
Okunsun diye âlem.
İnanmak, suya yazı yazmakmış
İnkâr ise hilkat gülünü ateşe vermekmiş
Öğrendim.
Varlığından, varlık sorulur âdem!
Ömrümün ziyaret yeri, sevgilinin gözleri
Darılmasın kimse
Hatırla yola gidişimizi
Yurtsuz bir akşamdı
Ülkene dön dediler
Hiç düşünmedim.
Şurada hatırlıyorum yenilgimizi
Şu fotoğrafın içinde
Meğer küçük şeyler için yorulmuşuz âdem!
Aşk, gönlümün mehtabı
Benim ülkem
Gül ayna
Caymadım lakin
Ekimin penceresinde bir nihavent
Ayrılıktan önce vurdular bizi
Buldular bizi.
Kuşlar da yoruldu,
Gri küser toprağına âdem.
Yazan: Munise Senem Uçar
Sayı: 49