Göğsümde yeşeren nane tohumları,
Zihnime hakim olan perdeler!
Güneş varıyor kullarına
Gümüş bir tastan soğuk sular taşıyor
Taşranın çocuklarında bir neşe
Bir heykele sarılıyorlar kirli ve sıcak elleriyle
Üç ağızlı, bir başlı her hayvanın duası
Kötürüm çiftin balmumunda dansı
Soylu seslerin kırlara fısıldamasıyla
Muktedir olanı dolduruyor ceplerimize
Parmaklarımın uçlarında kelebekler,
Nerede bükülmez bakırdan taç?
Tütsülü söz, prangam ve doğuran
Kadim bilgiler duvarında aşınıyor
Kalplerde çiğneniyor leylak ve şer
Ölülerimin hafifliğinde gülümseme
Düştüğü vakit putla beşer
Kuzular kurtları otarıyor
Tan doğuyor çürük pencerelere
Batıdan beliren turuncu muğlaktan
Yolu kendinde biten diri nokta,
Büklümün diri ama sarhoş halkası.
Kızıl başlı öküzüm
Ağulanmış sütten tadıyor
Kan dolu bütün peteklere
Ve bütün bakirelere
Ve bütün altın kadehlere
Acı bir bahar geliyor sela sesiyle
Ateşin hakikati hayalmiş
Hayalin hakikati külmüş
Yazan: Ahmet Çağrı Karaca