Edebi

Uçurum

Uçurumun kenarında
Bacakları kırık serçeler
Zamanı kalmamış hastalar
Umutsuz sefiller yürüyor
Gecenin derin karanlığında

Güneşin bozuk rengi
Kopkoyu bulutların ardında
Ve uçurumun kenarında
Altın sanki plastik
Ve gümüş ucuz gözüküyor

Tuhaf soytarıların hissiz türküleriyle
Bir sis yükseliyor
busa dönüşen genç kızın rüyasında
Göz gözü görmüyor
Zihnin bulanık ışığı altında

Tohumların diplerinde mermiler
Durmadan kan akan bir nehri
Kana kana içiyor
Hiç su tatmamış çocuklar
Ateş damlayan dudaklarıyla

Uçurumun kenarından
Yuvarlanıp düşüveren serçeler ve hastalar
Gecenin derinliğine karışarak
Yeryüzünden kopardıkları son umutlarla
Çekip giderken

Sen ve ben
Ve birkaç iyi insan
Bir de ölü çocuklar yanımızda
İzliyoruz uçurumun kenarında
Saçlarımıza yağan yıldızların küllerini

Yorum (0)

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Gerekli alanları işaretleyiniz *