
Kediler ülkesinden yazıyorum. Adım kedi. Kimliğim kedileştirilmeye çalışılıyor. Annem Efşan her gün kedi olarak doğduğum için çok mutlu olmam gerektiğini, kulağıma fısıldıyor.
Nisan ayının başlarındayım. Kaç yaşında olduğuma yahut sizin nerede bulunduğunuza dair en ufak bir fikrim yok. Beyaz bir peynirin ardında bıraktım düşlerimi. Teyzem Asel, “bir gün o kadar büyüyeceksin ki, dişlerin paslanacak, derin buruş buruş olacak, yüzün aynı kalacak” demişti. Kendimi Benjamin sandığım o günden beri doğacağım günün sabahı ölmeyi bekliyorum.
Delikanlılık çağlarımdan birinde, 25 arkadaşla Fransa’da bir mücevher dükkanını soyduk. Dahası Dünya’nın en güvenli çelik kapısını aşarak, elmas dolu 173 kasadan, 109’unun içini boşalttık. Tam hatırlamasam da kasaları elmas dışında oyuncak, kömür ve makarna vb. ile doldurmuştuk. Kendime bulduğum yeni isim çete lideri Leonardo idi. Dı biritiş benk of dı midıl ist. İngilizceyi oldum olası yazamam da tam okuyamam da. 1976 yılının baharında bu bankayı soymuştuk. Yol arkadaşım Ayda’nın annesi onun hapse atılacağını öğrendiğinde “Aydaaa” diye naralar atmıştı boş meydanlarda. Büyüdük, git gide büyüdük. Asel teyzem haklıydı. Dişlerimiz paslanmış, derimiz buruş buruş olmuştu. Zaman geçtikçe küçülüyorduk, bizi büyüttüler. Kedi ülkesinin başına çektiler asılması gereken boyunlarımızı. Kendimiz gibi olanları da soyduk. Evleneceğimiz hatunun babasını soyduk, bize kızını verdi. Bugüne kadar soyduğumuz çocukların, bankaların, geleceklerin, geçmişin hesabını tutan bir arkadaşımız vardı: Azrat-ül. ”Hoca” derdik aramızda. İtaatkar olduğu için yanıma almıştım. Severim ben kedileri kullanmayı. Ellerinden iki tas sütlerini çeker, tek tas olarak veririm. Kediler de şükrederler. Azrat-ül de öyleydi. Sonradan istemedi çocukların resimlerinde kötü kedi olmayı. Geleceğin, gelmeyeceğini anladı. Geçmişin kirli olduğunu bildi. Terk etti dostluğumu. 24 kişi kalmıştık, 48 kişilik kedi ülkesinde. Her iki kediden biri bizi seviyor demekti bu.
Günümüz hiç eksilmeyecek ya da ölmeyecekmişiz gibi giydirdik kendi evlatlarımızı, denize sürdük gemilerini. Arsalar aldık, havuzlu evlerin tapusunu verdik ellerine. Şirketler kurduk, gayrimenkul satıştan sermayeler arttırdık. Katlandıkça katlandı paramız. Stewart’ınkilerden büyük mağazalar açtık. Weyerhauser’ın topraklarının iki katını tuttuk kirli ayakkabılarımızın temiz kutularında.
Ölüyoruz şimdilerde. Elektrik devrelerinde voltajı indirmek yahut yükseltmek derdinde değiliz artık. Hükümdarlığımız bu kadar. Kedi olanlar fare olduklarını anladılar. Bizden daha hızlılar, güçlüler. Bizim acımasızlığımız yok onlarda. En kötüsü Robin Hood içlerinde. Yıkık ve döküğüz.
Fareler ülkesinden yazıyorum. Adım kedi. Kimliğim fareleştirilmeye çalışılıyor. BEN BUNU HAK ETTİM. Benjamın değilim, bunu biliyorum ve hala doğduğum günün sabahı ölmeyi bekliyorum.