Demlik

İlk Perde

Sarsılmadan dengeyi sağlayamayacağımızı kavramaktayım. Şöyle bir sağa bir sola meyletmeden düz duramayacağımızın inancında. Gücünü görebilmen için evvela güçsüzlüğünle yüzleşmen lazım zira. Seni sen yapan yahut seni senden eden faktörleri ayrıştırman gerek.

Kımıldamadan duran umutlar belki ölü taklidi yapıyordur. Arkanı dönmenle ayağa fırlamayacakları belli mi? Ne kendine kız ne kızamadıklarına. Tecrübenin çemberinden geçerken gözlerin ışık algısını kaybeder. Karanlıkta hayatta kalamam dersin fakat diğer duyuların devreye girer. Zamanla elinle, dilinle, burnunla görürsün gözünle göremediklerini. Oyalar seni, iğneler de. Kıymetini fark edesin diye sen ‘’bitsin artık!’’ demeye çekinirken o fark eder, çevirdikçe çevirir. Tuzuna da bakar arada bir. Gözyaşının ederidir. Ki bir kahkahadan bile bazen fazla sevdirir. Yükün bedeninde değilken yanılgın inanası mı ki? İşte gördük bir şeyleri gözümüz kapalıyken. ‘’Çat!’’ diye çatladı ortasından aksimiz. Kimimiz nazar dedi, kimimiz mezar.

Saatler geçmezken aylar uçuştu tepemizde. Yıla dönünce bir bulut kapladı dört yanımızı, yağdı da yağdı. En çok hangisinden ıslandın? Yaşadığından mı yaşlandığından mı? Ne önemi var? Islandın diye kurumayacak mısın? Kurusan tekrar ıslanmaz mısın? İçinin iklimlerinde istikrar kaç ülkenin adı? Yüz ölçümleri desen dün yaşadığının karması.

Sınırların daralsın ya da genişlesin, sorumluluğu tam olsun da o kalbin, hiç çekinme yarından. Gizlenme o perdenin arkasına ayakların dışarıdayken. Çık sahnene, bırak seyirci kalsınlar. Finalde alkışlayanlar, vaktiyle en önden taş atanlar olur.

Yazan: Meray Gürsoy

Yorum (0)

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Gerekli alanları işaretleyiniz *